29 Aralık 2012 Cumartesi


Yukarıdaki fotoğraf haftasonumun nasıl geçtiği üzerine iyi bir özet oluşturuyor.. ayın 2'sine teslim edilecek bir tezim var, maalesef aynı güne de denk gelen final sınavım ve proje teslimim de var.. öyle güzel bir akademik takvim hazırlamışlar ki yılbaşında eğlenmek adına pek bir şey yapamayacağım. sadece yeni yıldan bir saat önce ara vermek için partnerime söz verdim.. ama tüm bunlar bitsin arkadaşlarla soluğu shot barda alacağız. 


burada olmak vardı bir de...

18 Aralık 2012 Salı

Sevgili Santa Claus,

2 yıl önce senden bir Lady Gaga bebeği getirmeni istedim, ve sen bana beyzbol topu getirdin. Geçen sene ise senden yine Lady Gaga bebeği istedim, ve sen bana bir beyzbol sopası getirdin.

Bu yıl, tekrar senden Lady Gaga bebeği istiyorum. Eğer bu yıl da ağacın altında beyzbol ile alakalı herhangi bir halt görürsem, senin gibi bir kendini bilmez ren geyiği ...cinin peşine düşüp bacaklarını kırmaktan başka bir çarem kalmıyor. Kapiş? Evine beni getirttirme.

Mutlu noeller!
Sevgiyle,
Tommy

facebook'ta görüp baya güldüğüm bir mektubu paylaşmak istedim. gerçek olmadığını düşünüyorum ama yine de gayet komikti. :)

13 Aralık 2012 Perşembe

 Aşk ve Diğer Felaketler filminde çok sevdiğim bir kısım var:

Peter: Jacks, have you ever thought this whole ‘True Love’ thing might be a conspiracy?

Jacks: A conspiracy?

Peter: Yeah, a capitalist conspiracy. A lie concocted by the Film, Publishing and Music industries. All pushing this thing, this concept that doesn’t even exist!

Jacks: True love doesn’t exist?

Peter: Well, think about it. Where is it besides songs, books and films? I mean who can honestly say ‘I will always love you’?

Jacks: Whitney Houston?

Peter: Yeah, when she’s high on crack.
The point is everyone’s miserable because they’re looking for this nonexistent thing, or else they’re miserable because they think they’ve settled for less.

Jacks: If true love is not real, then we are screwed. Because we have been fed with the love illusion since we dig for books, movies and songs. On the other hand, it might not be the only thing that is concocted by the Film, Publishing and Music. After all, we are not searching for truth or reality in these stuff. Maybe it would provide a peek of truth. But the real truth is how we feel and what we believe in. Your decision is what you are.

19 Kasım 2012 Pazartesi

 bu ara resim çizmeye vakit bulamadığıma üzülüyorum.. :( geçen gün yatmadan bir şeyler çizmek istedim ve alttaki sayfayı karalamaya başladım. bir kaç dakika sonra ise günün yorgunluğu ile uyumuştum..

15 Kasım 2012 Perşembe

 
Bireylerin hemcinsleri ile evlenebilmesi için adım atan ülkeler arasına girdi Fransa da. Parlementodan geçerse tamamen yasallaşacakmış. Az önce gördüm Facebook'ta AllOut'ın paylaştığı bu resmi ve davetiyeyi.. Fransızcam olmasa da fotoğraftaki kompozisyon çok açık.. kelimeler de çok tahmin edilebilir.

Kilisenin ve sağ partilerin "kutsal" ittifakına karşı sosyalist partinin çabası ile bu kadar adım atılabilmiş. Siyasetçilerin konuşmasını anlıyorum da biraz, dinle ilgili kurumları anlayamıyorum. yasaları kilise koymuyor bu ülkelerde.. 

bir de şöyle bir video var bugün karşılaştığım:


14 Kasım 2012 Çarşamba

"ikimiz de aynı fikirdeyiz sanırım: En değerli hediye kitaptır.
  Çok değerli arkadaşım Haplo;
   Birlikte nice yıllara...."   

diye yazıyor bir kitabımın başında.. kendisine sürekli genç diye hitap ettiğim blogger Serkan ne kadar da ince düşünceli..

Saatler kitabını okusun diye verdiğim canım arkadaşım Güneş, kitabın başına şöyle not düşmüştü bir alıntı yaparak:

"Bazen tüm çabalarına rağmen hayat sana limon verir; bu olduğunda iki seçeneğin vardır, ya yüzünü ekşitirsin ya da limonata yaparsın.."

güncellediğim durumumda "no this no that no nothing..." diye yazarken sözlerimi tam beklediğim gibi " ... i like fucking" diye tamamlayan bir kız kendisi.. alışılmışın dışında..

böyle sayabileceğim bir çok yakınım,dostum ve kardeşim var.. 

ve en tatlı taraflarından biri de hepsinin kitabın iyi bir hediye olduğu konusundaki hemfikirleri..

11 Kasım 2012 Pazar

dün sabah balkondan yakaladığım bir görüntüyü paylaşmak istedim.. ailecek gökuşağını seviyoruz :) şehrin içinde bir çok şeye kavuştuğumuz gibi bir çok şeyden de uzak kalıyoruz. bunlardan biri de bu tarz manzaralar olsa gerek..
 
bu görüntü de bu sabah yakaladığım bir kare, gökkuşağının olduğu yerin biraz sağında çekilmiş.. yorgun değilsem sabahın köründe uyanmayı sevindiğimi yazmıştım. her sabah 5'te çalan bir alarmım var (birlikteyken sevgilime kafayı yediriyor, tam yorgun argın uyumuş oluyoruz hoopp çalmaya başlıyor. ardından da ühüü ühüü diye bir ses kendisinden. :) ), bu sabahta o alarmla uyanınca bu manzarayı kaçırmamış oldum..  güne daha bir mutlu başlarken, sandalyesini biraz hareket ettirerek ardı ardına gündoğumunu izleyen Küçük Prens geldi aklıma..

9 Kasım 2012 Cuma

şu günler de partnerimle çok görüşemiyoruz, çünkü ben tezimle kafayı bozmuşken o da  kendi işleri ile çok meşgul. oyunlarının sahnelenmesine çok az kaldı, bu yüzden provalardı sahne ayarlanmasıydı, müziklerdi falan derken doğru düzgün uyuyamıyor bile.

diğer yandan iki akşam önce eve çıkacağım arkadaşımla buluştum. zaten evlerimizin arası 5 dakika sürüyor :) yazışırken öğrendim ki evde depresif depresif oturup şarap içiyor, dedim çabuk hava almaya çıkıyoruz. buluştuğumuzda saat 9'u geçtiğinden sokakta pek kimse yoktu ve sağanak bir yağmurun altında ıslanıyorduk. kafası fazlaca güzel olduğundan beni sokak ortasında öpmek istedi, ehh tabi ben de bir kafeye sokup kahve içirip ayılttım. ev bakma olayını hızlandırmaya karar verdik.. şu ara derdi biraz sevgili durumları tabi, eski sevgilisi yanımdayken bile mesaj attı.. o da adam gibi biri ile tanışamamaktan şikayetçi.. grindr'dan da çıkmıyor halbuki :P ben şu "aşk arıyorum" durumunu çözemiyorum, aranarak kendini yormaktan başka ne yapabilirsin ki.. kontrol edemeyeceğin bir şekilde karşına çıkar, bir bakmışsın aynı masada karşılıklı kahve içiyorsundur..

 ahh bir de unutmadan dün dersten sonra okulda biri ile buluştum. bir kaç haftadır facebook üzerinden yazışıyorduk. ben zaten yeni insanarla tanışmayı her zaman seviyorum, ancak okulda kimse ile bu açıdan tanışmayacağım. kampus benim için nötr ortam diye bir kural koymuştum. dün o da yalan oldu.. ama tanıştığıma değdi gerçekten.

şimdi kod yazmaya devam ediyorum.. bana kolay gelsin.

6 Kasım 2012 Salı

4 Kasım 2012 Pazar

aynen benim de böyle uyuyasım var demiş miydim? boynunla kulağının birleştiği yere burnumu dayayıp..
Dünkü blog yazarları buluşması aynen yukarıdaki fotoğraftaki gibiydi işte. nasıl desem, cidden bir rahat nefes alıp muhabbet kuruyorsunuz.

bu seferde gelenek değişmedi, gelenlerin çoğunu tanımıyordum ve fark ettim ki hepsi birbirinden iyi insanlar. tabi biz biraz geç kaldık operadakikazu ile.. onu metro çıkışında beklerken, aklımdan onu bir kurt ya da "bear" kaptığı ile ilgili düşünceler de geçmedi değil. ve kazuyu takım elbisesiz görmek benim için bir ilkti. hep menatplay modundaydık şimdiye dek. :) gelmesine çok sevindim.

Anlatsam bi bok olmaz! ne desem çok özlemişim kendisini. ne zaman saat 4te baksam facebook'ta çevrimiçi olduğundan sözlü bildirimlerimi pratiğe döktüm biraz. hepsi özlediğimdendi cidden, sarılıp durdum.

Patrick cidden uğraştı bu buluşma için. son gördüğümden beri çok değişmiş buldum onu. sakallar çok yakışmış. neredeyse hep ayrı oturduk gibi oldu, bir ara yanlarına doğru kaçabildim. kendisine ve Sarıya fal sözüm var, unutmam. bir de Grindr'la duygusal bağ kurdu diye tahmin ediyorum.

Umayın, kendisi ile çok güzel muhabbet edebildik. ailesi için hayalimdeki aile dedim bir ara. aldığı eğitimlerle verdiği danışmanlıklarla beni şaşkına çeviren birisi. valla iyiki gelmişim dedirtti hani, hayran kaldım ona.

Homorexia ve İçinizdekigay, masadaki tek çift olarak Patrick'i baya bir etkilemişsiniz sanki. maalesef çok muhabbet edemedik, buna üzüldüm.bir de Homorexia'nın sakal modelini çok tuttum, çift olarak ta nasıl da yakışıyorlar.

Lubunik, biraz geç geldi. isimden dolayı çok daha küçük birini bekliyordum sanırım. ismi görünce aklımda lise sonda falan olan biri canlanmıştı, sebebini sorarsanız bir fikrim yok henüz. çok girişken biri kendisi, ama uzak kaldık son oturduğumuz tarafta. :/

Pistis, bu kız yine hiç değişmemiş. zaten çok güzel bir kız, bir de hep anlatacak şeyi bulanan biri. iki büyük artı bunlar tabi. :) kendisi ile muhabbeti çok seviyorum o yüzden, konuşmayı sevmeyen insanla ne işim olur :) koluna dokunmaya korktum buluşmada. çok geçmiş olsun diliyorum tekrar. elleri inanılmaz sıcak bir de.

Arnavut Kaldırımı ile Onur Haftası'nda da yan yana gelip tanışamadığıma üzülmüştüm hep. bu buluşma da onu halletmiş olduk. kendisi ile çok az muhabbet edebildik. tatlı gülümsüyor benden söylemesi.

Yayık Ayranı, koşa koşa gelmişti buluşmaya. geldiğinde kan ter içindeydi yazarımız. iyiki de gelmiş, bir ara feci kedi muhabbeti döndü Umayın, Vida, ben ve Yayık Ayranı arasında. bir ara öbür taraftaki muhabbete döndüm, geri döndüğümde hala kedi muhabbeti vardı. insanın aklına kedi canını senin demek geliyor  :)

Yalnız Vida, kendisi ile birlikte kalktık mekandan. o da kedi muhabbetine kaptırdı baya bir. :)) kaldığı yer benim bisiklet turlarımın kapsama alanında kalıyor onu öğrendim. tabi o yöne her gidip geldiğimde bugün de ölmedim ohh diyorum. :) kendisi genç bir üniversiteli. zaman nasıl değiştirecek, ne alan seçecek merak ediyorum

Kelimelere Sadakat Enstitüsü, hayran kaldım bu çocuğa ben. Tezer Özlü ve Virginia Woolf hakkında dedikleri.. biri çok sevdiğim, diğeri bariz aşık olduğum iki kadın yazar hakkındaki saptamaları.. sevdim seni genç(Patrick'e böyle diyince bana yaşlı diyor).

Sonuç olarak, güzel bir buluşma gerçekleştirdik. BiGayi, GayPandayı, OneGirlTwoBoys'u da andık.uyanır uyanmaz kahvemi alıp bu yazıya başladım, umarım kimseyi unutmamışımdır. muhabbet ettiklerim için anladım ki hepimiz az ya da çok "slut"mışız. bloga eklediğim soldaki resimlere bakarsanız "BIG SLUT" ve "SLUT 4 LIFE" ı görebilirsiniz. üzerine tıklarsanız sizi sitesine götürüyor. konu şu ki, seksi normalleştiren, bundan eğlenen, bunu sağlıklı bir şekilde yaşayıp diğerleri tarafından "slut" olarak görülen herkes için, öyle diyorlarsa bırakın öyle olsun. ehh yani seksten de konuştuk bir sürü konudan olduğu gibi. ve buluşmanın her anı benim için bir zevkti.. biraz erken kalktığıma cidden üzüldüm.

2 Kasım 2012 Cuma

bu aralar çalışmayı abarttım sanki, yine de pişman değilim tabi :)) bugün sevgili arkadaşımla nargile keyfi yaptık Taksim'de, ve beyaz şarap eşliğinde.. biz muhabbet ederken hızlı bir yağmur başladı, tabi güne başladığımızda hava sıcak olduğundan yanıma mont almamıştım.. iyi ki şemsiyem varmış. günü ağzımda çilek tadı ile tamamladım.

yarın bloggerlar buluşuyoruz, arada böyle toplanmamız çok hoşuma gidiyor. en güzeliyse son sefer toplandığımızda tanıştığım kişileri Onur Haftası yürüyüşünde de görmemdi.. cidden önümüzdeki yürüyüşe kimler gideceğiz?? :))

yoldayken partnerim telefonla aradı, anlattıklarından anlıyorum ki tiyatro kolay iş değil.. yine de insanın sesi bu kadar mı iyi gelir birine, telefon açıp bana gazete falan bile okusa iyi gelecek o derece.. :)

bu filmi izlediniz mi:

25 Ekim 2012 Perşembe

nasıl geçiyor bu bayram bilmiyorum sizin için.. ama ben sınav haftasına gireceğim için (topu topu 3 dersim var) tüm günü evde geçiriyorum. tez hocam tek başıma projedeki ilerlememden baya memnun kaldı ve üstüne üstlük bir tonda yapılacak listesi verdi. bundan sonra tam anlamı ile birlikte ilerleyeceğiz. hani vizeler olmasa bile yetişeceğinden şüpheliyim. 12 saat içinde toplasam 1 saat mola verdim bu yüzden sandalyem popoma entegre oldu diye tahmin ediyorum şu an bunu yazarken..

kurban bayramı için ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama.. ben oldum olası kurban bayramına antipati besliyorum, çocukken gördüğüm kesimler yeterince  etkili bu durumda. geçenlerde otobüs beklerken görmeden ezdiğim ve sonradan fark ettiğim karınca için bile hala üzüntü duyabilen ben.. toplu kesimler için neler hissediyorum tahmin edebilirsiniz. kimseye dinini öğretmek gibi bir derdim yok tabi, sadece daha erdemli yollar vardır diye tahmin ediyorum.

şundan bir ölçek alın bakayım:




18 Ekim 2012 Perşembe

Ağzımda çilek ve kara üzüm tatlarıyla döndüm dün akşam Monet'in Bahçesi sergisinden. Fırsat bulursanız siz de gidip görün derim. Ustanın fırça darbelerine bittim denilebilir.. ileri ki dönemlerinde katarak ve başka bir göz problemi yüzünden görüşü bulanıklaşan ve renkleri daha çok sarı tonlarda gören usta, 3 göz ameliyatından sonra görüşü düzelince yaptıklarına kendi de şaşırmış.. beğenmediklerini ise yok etmiş. kendisi hakkında bu bilgiyi bilmiyordum sergiye gidene kadar.. yarattığı bahçeler, Paris'ten uzak duruşu yine de çok uzaklara gitmeyişi.. bir sürü güzel ayrıntı yakaladık bu sergide. benim en çok beğendiğim bu eserdi:
........................................................................................................

bir de her şey iyi hoş ta ablamın bana erkek arkadaş bakıp beğenmesi de ayrı bir konu..

16 Ekim 2012 Salı

İstanbul'da inanılmaz güzel bir hava var son bir kaç gündür. tabi bana göre biraz sıcak olduğu söylenebilir. bu ara yatıp kalkıp tezimin üzerinde çalışıyorum, haftada bir iki günde akşamları bisiklet turumu ihmal etmiyorum. :) 

ehh zaten haftada 3-4 gün gyme gitmeye de devam ediyorum. bu durumdan en memnun partnerim sanırım. ev değiştirene kadar bir ay ara vereyim dedim, telefonda devam etmeye ikna etti dün beni..

yanına taşınmam konusunda hala ciddi.. teklifi karşısında genelde ya gülümsüyorum ya da sessiz kalıyorum. fark ettiğim bir şey var ki; evet diyemediğim kadar hayır da diyemiyorum. hem yüksek biter bitmez annem Amerika'ya göndermeyi teklif etti, bu durum bana da çok cazip geliyor. o yüzden doktora hayallerini Amerika'daki bir üniversitede olur diye kurmaya başladım gibi.. henüz ülke ya da üniversite çok belirsiz olmuş olsa da Türkiye'de kalma olasılığını aklıma getirmek bile istemiyorum. belki de evet diyememe sebebim başlangıçta bu.. önceki postumda belirttiğim gibi ben pek vedaları beceremem. :P


8 Ekim 2012 Pazartesi

"Birini tanımak için onu tanımlayan kimseleri, hatta yerleri bilmek gerekirdi."
Virginia Woolf
Mrs.Dalloway'den

Dünden beri sosyal medyadan okuduklarımla şok olmuş durumdayım. yine trans arkadaşlarımıza nefret söylemleri dillendiriliyor, polis uzaktan seyrediyor. insanların yaşama hakkı, varlıkları görmezden geliniyor. 

bu işin hangi yanından baksanız bir çifte standart var. insanlara iş vermediğiniz de bu insanlar hayatlarını sürdürmek için seks işçiliği yapabilirler. bu sonuç çok mu beklenmedik? devlet vergi aldığı sürece sorun yoktur tabi.. hem o vatandaşların hayatlarını bu şekilde sürdürüp sürdürmediklerini bilmiyorum, bilsem de ben kimim ki yargılayacak? kimsenin hikayesini bilmiyoruz, ve ben seks işçiliğini emek olarak görenlerdenim..

beni ilgilendiren kısmı şu, ilk olarak oradaki nefret söylemleri.. toplum yine bizim ürettiğimiz standartlar var, buna uymak zorundasınız ve uymazsanız gidin diyorlar. 

bana sunulan standartları, ötekileştirme partiğini kabul etmiyorum, edemiyorum. Zaten nasıl da kolay bizim toplum için dogmatik bilgi, sonrasında zihinleri yan gelip yatsın.. empati denemesinden önce saldırma ve kovalama hareketi içine girerler bir de..

farklı cinsel kimlikler, bütün bu kimlik tanımlamalarını dışlayanlar, çeşit çeşit cinsel kökenler olduğunu kabul etmemiz lazım. öncelikle LGBTQA(lezbiyen gey biseksüel transseksüel kuir aseksüel) bireyler olarak.. saygı duyulan ve örnek gösterilebilecek bu tür bireyler bulmak niye bu kadar zor.. tersi olsa her şey daha kolay olurdu belki..


2 Ekim 2012 Salı

Bu yaz Taksim'de Patrick, eski sevgilisi ve Patrick'in çok tatlı bir arkadaşı ile buluşmuştuk. hatta onlara fal bile baktığımı yazmıştım. nargile içerken kafam güzel oluyor ya daha iyi sallı- pardon bakıyorum. :) tabi bir de yanında şarap varsa ohoo...o. :)  o gün İstiklal'de bu grup çalıyordu ve çok hoşuma gitmişti..

şehrin sokaklarında böyle şeylerle daha çok karşılaşmak istiyor insan. kapalı siteler, toplu konutlar, otobüs durakları arası boş sokaklar görmek istemiyor.. saat 9'dan sonra biten bir şehir hayatı modern şehrin merkezinden uzak demek. modernitenin heyecanını, kaosunu, bazı bazı negatif yönlerini de seviyorum.

30 Eylül 2012 Pazar

bu akşam bisiklet turu atayım dedim, cüzdanımı bir kaç eşyamı ve kitabımı sırt çantama atıp çıktım. ev arkadaşı adayımla buluştum sonra ve ne güzel muhabbet ediyorduk. ardından onun şu anki ev arkadaşı yanında iki kişi ile geldi kafeye.. bildiğin muhabbeti öldürdüler. bazı heterolar maç ve nesnelleştirilmiş kadın profili dışında muhabbet edemiyorlar sanırım, ister istemez bunu düşündüm onları görünce..

bir de aklıma gelmişken, sevdiğim insanlar hep uzakta yaşamaya başladı.. o yüzden arada bir ayrılık yaşıyoruz görüştükten sonra.. tabi zor geliyor, insan alışıyor zamanla ama bir de şu durum var :

29 Eylül 2012 Cumartesi


bloguma yazmaya biraz alışayım diyorum. okuduğum blogları tek tek okumaya başladım eskisi gibi. bir arkadaşım geçenlerde, blogunu kontrol ettim uzun süredir yazmıyorsun, dedi.. şu yazmadığım sürede neler olmuş şöyle bir özet geçeyim..

Öncelikle partnerimle birlikteliğimiz bir seneyi geçti ve ikimiz de bu durumdan gayet memnunuz. Hala benimle birlikte eve çıkma isteği devam ediyor, hatta işi bir ara evlenme teklifine kadar götürdü ( başka ülkenin vatandaşı ;) ).. ama ben küçüğüm ve açıkçası onunla şu ankinden daha derin bir ilişki yaşamamız mümkün değil.

onun dışında iki tane staj tamamladım. son yaptığım yerde dersim olmayan günler devam edeceğim. Bir de haftada 3-4 gün spora gitmeye devam ediyorum, vücudumu küçülttüm biraz ama karşılığında karın kası yaptım. :) Dün Operadakikazulet'te beni görünce vücudunu küçültmüşsün dedi, ama bu halimi kendisi de beğendi. birlikte öğle yemeği yedik, haftaya da kahve içeceğiz diye sözleştik. isteyen gelsin. :)


24 Eylül 2012 Pazartesi

 Arkadaşımın facebook duvarıma paylaştığı karikatürle, az önce gönderdiği maniyi paylaşmak istedim. yavaş yavaş bloga ısınsam diyorum artık.. özledim yazmayı..

22 Ağustos 2012 Çarşamba

bu ara yataktan bu şekil kalkıyorum :p

şaka maka yapmam gereken bir çok şey var.. özellikle staja gidip gelirken yol çok yoruyor çünkü günde 6-7 vesait kullanmak zorunda kalıyorum. ama bir yandan operadakikazu'ya yine yakın oldum diye seviniyorum, görüştüğümüzde vermek istediğim bir iki kitabım var ona. haftada 4 gün spora devam etmeye çalışıyorum, ölçülerim gözle görülür şekilde fark etti. hem birlikte spor yaptığım arkadaşım olması da baya motivasyon veriyor. :) bir yandan da tezimle uğraşıyorum..

bayram tatiliniz nasıl geçti bilmem ama ben tatlı yerken biraz abarttım. annemler dışarı çıktığında saklama kabına annemin yaptığı baklavaları koyduğum gibi sevgilime de götürdüm. :) çok beğendi velet.. bir iki haftaya bir sene oluyor..

*yan taraftan "go back to your friends"i dinleyin derim, belki the reader'ı izlemek istersiniz.. :)

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Ablam, iki arkadaşım ve ben Ağva'daydık, sanırım hepimizin güzel bir dinlenmeye ihtiyacı olduğundan her birimize çok iyi geldi.

sahildeki gey çift çok tatlıydı bir de.. kıskanmadım değil. :) ablam ikisini çok romantik buldu, zaten arada bir neredeler diye bakıp duruyordu. tabi bu durum biraz olayı kavrayabilmek için, ben açıldığımdan beri henüz biri ile tanıştırmış değilim bizimkileri o yüzden biraz merak ediyorlar doğal olarak.


önümüzdeki hafta bir terslik olmazsa okuldaki bir laboratuvarda çalışmaya başlıyorum. boşluktan sıkılmıştım zaten.. kendimi bol bol spora verdim gibi bu tatilde, bir de tezimle uğraşmaya devam ediyorum. geçen dönemin aksine bu dönem haftada 2 günüm falan dolu olacak.. ya laboratuvarda devam edeceğim ya da yarı zamanlı iş bulmam lazım. :)

9 Ağustos 2012 Perşembe

Moddan moda sokan mim


Selam herkese,
Sevgili Patrick beni mimlemiş, hem kendisine hem de mim'i hazırlayan operadakikazuya çok teşekkür ederim. özledim ikisini de görmeyeli.. Mimi gayet rahat alabildim, bu ara üzerime ne gelse karşılayabiliyorum galiba. :P tabi kazu bu aklından geçen şey değil belirteyim. :D

Kurallar:

1- Mim'i alan mimi kim göndermiş olursa olsun Operadaki Kazulet'e teşekkür edecek. Nihoha! Sonra gönderene...
2- Mimi alan, nası mimi rahat alabildi mi (kalın mı geldi, dar mı geldi öyle ya:P) onu belirtecek
3- Yukarıdaki mood resmi logo olarak kullanılmış olup cevaplarınıza dilediğiniz resmi yapıştırabilirsiniz.

Mim'in içeriği:

1- Mimlendiği andaki mood'unu yazacak.
2- Yeni aldığınız giysiyi başkası üzerinde görünce hangi moodda olursunuz?
3- İşerken genelde ne moodda olursunuz?
4- Depresif Mooddan Heidi mooduna geçmesini sağlayacak olay ne olabilir düşünüp bulacak.
5- Mimi, alışı kuvvetli 3 arkadaşına paslayacak:D
*****************************************************************************

1. Mimlendiğim andaki modum:    

Mühendisliğin dibine dibine vururum mod  (projem üzerinde çalışıyordum tam gaz)


2. Yeni aldığım giysi başkasının üzerindeyse:   

Pantolonunu çok sevdim çıkar onu bebeğim mod


 3. İşerkenki mod:    
Bitse de gitsem mod


4. Neşelendirecek mod işte budur:



28 Temmuz 2012 Cumartesi


bu resme bakarken benim kadar huzur buluyor musunuz? 
öldürmek değil yaşam vermek takdir edilecek bir meziyettir..

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Bu şarkı iki dakikada beni acaip mutlu etmeyi başarıyor...

22 Temmuz 2012 Pazar

bugünlerim staj ve iş aramakla geçiyor aslında.. 1 aya kadar bazı şeyler düzene girse çok mutlu olacağım, çünkü alıştığım yoğun çalışma temposunu özlemeye başladım. önümde spesifik hedefler olunca onlara bakıp çok daha kolay motive olabiliyorum..

bugün en yakın arkadaşlarımla birlikte iftardaydım. her ne kadar müslüman olmasam da dün akşam arkadaşımla sahur yapıp mümkün olduğunca iftara kadar bekledim. sonunda türk kahvesi ile güzel bir keyif yaptık.  nisan gibi bir Avrupa seyahati planımız var..

cuma günü de Patrick, sevgilisi ve bir arkadaşları ile Taksim'deydim, benim sevdiğim bir kafeye gittik. beğendiler mekanı.. sevgilisi ile çok yakışmışlar ve çok tatlılar.. (burada Haplo tahtaya vurur.. :P ) ama bence daha konuşkan olmaları gerekiyor. :))

dün geceyi sevdiceğimle birlikte geçiremedik, çünkü yemeğe kuzenlerim geldi.. şansıma o da mesaiye kaldığından eve gece yarısına yakın döndü.. o yüzden zaten zamanlama pek uymayacaktı bize. açığı biraz uzun telefon görüşmeleri ile kapıyoruz şu sıralar.. yakında bir seneyi dolduracağız.. düşünüyorum da ilişkimiz hakkında memnun olmadığım tek bir şey yok.. değiştirmek istediğim bir şey de yok şu aralar.. zaten büyük aşkların insanı olmadım pek ben.. ama kendisine tam açıklayamadığım bir sevgi saygı ve şefkat duyuyorum. bu ilk ikisi diğer ilişkilerimde de oldu, ancak şefkat duymak çok daha ilginç bir şey..

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Eski bloguma nazaran bu bloguma mutsuzluklarımdan çok mutlu olduğum anları yazmaya çalışıyorum.. çünkü hiçbir şey başlı başına var olmuyor, her şey birbiri ile bağlantılı. Buddha'dan çok sevdiğim bir alıntı yapmak istedim bu akşam:

"Binlerce mum tek başına bir mum ile yakılabilir, ve o mumun ömrü kısalmış olmaz. Mutlulukta paylaşılarak hiçbir zaman azalmaz."

Sevgiler.

17 Temmuz 2012 Salı

beğendiğim kadınlar neredeyse hep benden daha başarılılar.. bundan daha başarılı olamamın sebebi ise genelde erkekler.. anlıyorsun ki kimseye kafa yormaya değmiyor..

11 Temmuz 2012 Çarşamba

dün görsel romanım için yeni bir karakterin çizimine başladım. içimde yaratıcı bir kıpırtı var, anlatamam. :)

biraz daha ilerlemeden paylaşmak istemedim ama..

bir de bugünlerde Garden of Sinners adlı bir anime izliyorum.. ana karakter Shiki adlı bir kız. ailesi özellikle iki farklı kişiliğe sahip olmasına yol açarak büyütmüş. bir kişiliği erkeksiyken diğeri daha feminen.. erkeksi kişiliği başlarda daha çok ağır basıyor, öldürmekten zevk alan bir psikopat.. feminen kişiliği ise her gün diğeri tarafından öldürülüyor. erkeksi yanı ile aynı fikirleri paylaşırsa ortaya çıkabiliyor.. bir trafik kazasından sonra 2 yıl boyunca komada kalıyor, uyandığında erkeksi yanının o kazada ölmüş olduğunu fark ediyor. bu boşluğu da kalınlaştırdığı sesi ile doldurmaya çalışıyor.. bir de bu komadan uyandığında ölümü gören gözlere sahip olmuş oluyor..

müziklerine bayıldım diyebilirim..

9 Temmuz 2012 Pazartesi

 Güzel bir haftasonu geçirdim.. kuzenlerle birlikte kendimizi Uludağ'da bulduk.. cumartesi sabah feribotla Bursa'ya geçtik, tabi kuzenler benimle birlikte olunca Bursa'daki arkadaşlarımın hiçbirini görmeyi başarmadım gitmişken. yine de ilk günün çoğu şehirde geçti, akşama doğruysa arabayla dağa doğru yol aldık. cumartesi gecesi rakı muhabbeti ile noktalandı. şöyle diyeyim rakı içmeyi özlemişim. zaten yazın bu vaktinde montla üşümek güzel bir değişiklik oldu.. cidden soğuktu yahu..

pazar sabahı zirveye tırmanacaktık ancak hava yüzünden pek bir şey göremeyecektik.. biz de daha yakın bir parkur seçtik.. çektiğimiz bir sürü fotoğraftan bir kaçını burada paylaşmak istedim.

bu fotoğraftaki işaret düz ilerleyin demek oluyor. :)
 yürüdükçe vücudum ısındı, o yüzden montumu belime bağladım :)
patika üzerinde her geçen grup üzerine bir taş koyuyor.
 ağaçların çok sıklaştığı alanlar olduğu gibi, rahat yürünebilecek kısımlarda var..
ehh fırsat varken ata da binmedim değil. ama benden beyaz atlı prens falan olmaz.. gerekte yok. :)

sonuç olarak dün gece sabaha karşı eve geldim, o yüzden bugünü yatarak geçiriyorum desem yeridir. yarın tekrar staja devam.. bir de o'nu çok özledim.. özellikle dağ yolunda arabada bir gey çift vardı, biri arabayı kullanırken diğeri onu yanağından öpüyordu. :) hoş bir görüntüydü kısaca.. o an cidden özlediğimi fark ettim.. Eylül-Ekim gibi bir zirve yapacağız.. oradaki hatıra defterine bir şeyler yazmak istiyorum..

6 Temmuz 2012 Cuma

şu an Uludağ'a gitmek için evden çıkmak üzereyim.. güzel bir doğa yürüyüşü beni bekliyor olacak.. :)

 
şarkının bu versiyonunu hiç dinlememiştim.. gerçekten çok hoşuma gitti.. çok huzurlu..

4 Temmuz 2012 Çarşamba


 bu yılda Onur Haftası yürüyüşü geride kaldı.. benim açımdan gayet güzel geçti, bir kere kafamıza baya bir su  atıldı ve ıslandık. arkamızdan yuh'layanlar da oldu.. insanların cehaletine, hak aramanın ne demek olduğunu bilmemelerine, yılın en eğlenceli eyleminin tadını çıkaramamalarına yeniden şaşırdım. LGBTQA hakları insan haklarıdır.. ancak insan haklarına verilen önem bariz ortada.. evet demokrasi var, ancak belli bir çoğunluğun içindeyseniz demokrasiye dahil oluyorsunuz. yine de çoğunluktan olmadığıma sevindim bu pazar genellikle olduğu gibi, toplumun kalabalık kesimi pek düşünmüyor ne de olsa.. ben varım demenin gururuna varan, onurunu paylaşan tüm blogger arkadaşlarıma teşekkür ederim. sen yoksan bir eksiğiz...
 elimde bu yazı ile yürüdüm :)
benim çocuğum biseksüel yazısı ile bir resim çekilemedim adam gibi :/ 

30 Haziran 2012 Cumartesi

çok güzel bir mezuniyet oldu.:) bir sürü fotoğraf çektim, gece 1 gibi ancak eve gelebildik bizimkilerle.. bir de baya dans ettik. :)

bu arada takip ettiğim anime dizimde sona erdi... iki post önce çizim eklemiştim, o karakterin çizimlerini yapmaya elim çok alıştı. Konu olarak 7 kahraman ruh arasındaki kutsal kase savaşı üzerinden gidiyor, kase tarafından seçilmiş 7 büyücünün çağrısına karşılık veren 7 kahraman ruh en son bir tanesi hayatta kalana kadar kilise gözetiminde savaşıyorlar.

buradaki en çok hoşuma giden şey ise Kral Arthur'un gerçekte bir kız olması.. ancak bunu saklamasından dolayı günümüze hikayesi erkek olarak ulaşıyor.. Kase ile arasında Gılgamış Babil kapısı ile dikilirken, -Arthuria'ya evlenme teklif ediyor, anlaşma yaptığı büyücüsünün emri baya şaşırtıcıydı.. biliyorsunuz ki Arthur kendi varisi tarafından öldürülüyor ve ülkesi iç savaş ile parçalanıyor.. bunun olmaması için Kase'den başka birinin kılıcı taştan çekmesini dileyecek. ancak Emiya Kasenin İran mitolojisindeki tüm kötülüklerin tanrısı Angra Mainyu tarafından kirletildiğini keşfediyor ve Arthuria dileğini gerçekleştiremeden bu dünyadan kayboluyor..

arka plan müziğini bir bulamadığım şu sahneye çok takıldım:



29 Haziran 2012 Cuma

bugün staj yerimden izinliyim, çünkü bugün kep törenim var.. :)) tabi burada anlatsam bi bok olmaz her daim izinli diye de belirtmek istiyorum.( anladı o.. ) :)))

bugün normalde çok daha neşeli olmam gerekiyor, ama dünden beri tuhaf hissediyorum kendimi. okula başladığım benle bitiren ben arasında çok büyük farklar var.. o zaman hep benimle olan kişilerin hala yanımda olacağını tahmin etmiştim.. eski sevgili için üzülme durumlarını çoktan geride bıraktım merak etmeyin. :) sadece ilk 2 sene notlarımın düşüklüğünü ona veriyorum. ve aileme.. boşanana kadar çatlattılar sonuçta.. ablamdan ziyade iki ebeveynin strateji temaları benim üzerime kuruluydu. her neyse.. salla gitsin dedikleri olay..

sonuçta hepsi atlatıldı.. hayatım cidden atlıkarıncada dönüyor gibi.. her tur birbirinden farklı.. :)

 Onur Haftası yürüyüşüne de az kaldı!!


27 Haziran 2012 Çarşamba

bugün stajda boş boş otururken kalemimden bu çıktı..

25 Haziran 2012 Pazartesi


güzel bir hafta sonu oldu.. cumartesi arkadaşımın kep törenindeydim. fotoğraf makinesinin şarjı bitene kadar her halinin resmini çektim.. :)) tabi 4 saat falan ayakta olunca yorgunluktan da öldüm.. sonra soluğu Beyazıt'tan Taksim'de aldık.. akşam Cihangir tarafında en yakın dostlarımdan birinin nişanlısının doğum gününü kutladık. gece yarısından sonraysa tophaneye kahve içmeye indik.. kızlardan ikisine kahve falı baktım hatta. saat 2'yi geçiyorken kalktık..

kahve falı baktığım kızlar bizde kalabilirsin dediler, ama birinde kalma konusunda biraz takıntılıyım sanırım. hemen tanıştığım insanların evinde kalamıyorum. uyumak için bana tanıdık gelen rahat ettiğim bir yer gerek. :) sonrasında ikilemde kaldım. o saatten sonra sevgilimi arayıp ona mı gitseydim, ev arkadaşlarıma gidip onları mı uyandırsaydım tarzında. ilk tercihimi seçip telefonla bağlanma hakkımı kullandım. uyandıracağım için üzüldüm :( Mecidiyeköy'den 10 dakikada evindeydim, fakat 2den sonra hala trafik vardı ona şaşırdım.

o gece anladım ki onunla uyurken kendimi çok güvende ve huzurlu hissediyorum. tabi ancak gün aydınlanırken uyuyabildik. baya hareketli bir gece oldu.

pazar günü biraz da olsa Trans onur yürüyüşüne katılabildim.. şansa istiklal'in girişinde başka bir gösteri de vardı.. dedim tam denk gelmiş..

staj olunca Onur Haftası programının çoğunu kaçırıyorum.. ancak pazar günü olan yürüyüşe mutlaka katılacağım.

 
günün birinde böyle olmak dileğiyle.. How I met your mother'ın Barney'sini tanıdınız mı? :))

21 Haziran 2012 Perşembe

bazı insanlar arasındaki fark yaşama verilen değerle örtüşüyor..

17 Haziran 2012 Pazar

ev taşımak zor iş.  tekrar ailenin yanına geçmek pek iç açıcı gelmiyor bana şu an ama evi boşaltıyoruz bizimkilerle. ev arkadaşlarımdan kız olanın babası ev arkadaşının(ben) erkek olduğunu bilmiyormuş, o yüzden kep atmaya İstanbul'a geldiklerinde ben eşyalarımla çoktan uzaklaşmış olmam gerekiyor.. :) hafta içi stajla meşgul olduğumdan önümüzdeki hafta sonu hepsini halletmek lazım.

bu arada anlatsam bir bok olmaz'ın yazarı ile aynı yerde staj yapmamız çok iyi bir raslantı. :)

cuma gecesi güzeldi, canı çok sıkılan bir arkadaşımın telefonu üzerine bir anda toplandık. sabah 4 gibi eve gelebildik. Taksim gerçekten gece güzel.. tabi hetero arkadaşlarımla takılınca kendimi bir yerden sonra heteroseksüel gibi hissetmeye başladım denebilir.. ta ki o kaslı velet belirene kadar.. kendime geldim ;)

15 Haziran 2012 Cuma

Anlatsam Bi Bok Olmaz ven Patrick ile birlikte Trans Onur Yürüyüşüne bloggerlar, ve katılmak isteyenler olarak katılalım dedik.

E, nasıl katılacağız peki?

Önce örgütlenmemiz gerek. Bunun için bloggerbulusmasi@gmail.com diye bi mail adresi aldık. 

Saat 17.00'da yürüyüş başlıyormuş. Biz 16,30'da aramızda kararlaştıracağımız bi yerde toplanıp katılırız yürüyüşe.

19.00 gibi ise yürüyüş bitiyormuş. E o kadar yürüdük, biraz dinlenip iki hoş beş etmeyelim mi?

Tabii ki de edelim.

Ve yürüyüşten sonra bir yerde oturup hoş beş edilecektir.

Ha dersen ki "Ben yürüyüşe katılamayacağım ama sohbet etmek istiyorum" kabul.

"Yok sohbete kalamam çok geç olur, ben sizinle yürüyüşe katılayım" dersen o da kabul. 

Tarih: 24 Haziran 2012 Pazar
Saat: 16.30
iletişim: bloggerbulusmasi@gmail.com.

Gelmek isteyenin mail atması yeterli.

Katılacak olanlar: