30 Aralık 2011 Cuma


Merhaba herkese,

yılbaşını ailemle geçirmeyi planlıyorum, ancak şuan içimden bir ses boş ver,yat uyu diyor. Şöyle ki, hâlâ gece 3 buçukta neden yola çıktığımızı anlayabilmiş değilim. şuan annem haydi çantanı hazırla, dese de.. benim içim uyuyor cidden.

herkese mutlu yıllar şimdiden, partnerimle telefonda konuşuyorduk birkaç saat önce.. sanırım benim için en güzel dilekleri o dile getirdi.:) seviyorum yaramazı laf aramızda. zaten 1 ay önceden ailemle yeni yıla gireceğimi ona söylemiştim, o birlikte geçiririz dese de elimden gelen bir şey yok. :) ama bil ki İstanbul'da seni bekleyen biri var, dedi. duyması hoş bir şey bence bu. döndüğümde baya hareketli bir gece bizi bekliyor olacak, şimdiden enerji topladım gibi. o da arkadaşları ile eğlenecek. umarım çok güzel bir gece geçirir. :)

ev arkadaşımla kendimize kırmızı iç çamaşırı aldığımızı söylemiş miydim? haha, arkasında civata ile vida olan boxera bunu neden böyle yapmışlar, diye ağzımdan çıktı. meğer mağazadaki kız da arkamdaymış. onlar bayan ve erkek dediğinde, kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum, hadi ya hiç aklıma gelmemişti diyecektim. onun yerine, bunun iki vidalısı var mı? dedim, kız anlamadan yok dedi. :/ ama fark ettim ki kızlara çok daha fazla
çeşit var. yine de güzel şeyler aldık.. arada bloglarda gördüğüm gibi boxerlı resmimi mi koysam :P

herkese şimdiden mutlu yıllar diliyorum, yeni yılınız mutlu ve huzurlu gelsin.. sevdikleriniz ile birlikte.. (baktım herkesin noel baba resimleri almış başını gidiyor. ben de bana çekici gelen bir şey koyayım dedim resim olarak. :) bir de hunili paylaşmadan olmazdı..)

26 Aralık 2011 Pazartesi

arka arkaya izlediğimden sanırım gülme krizine girdim. :)

23 Aralık 2011 Cuma


bir kaç gündür okulu kapatıp çıktığımızdan, pek bakamıyorum blog sayfama. birazdan arkadaşımla spora gideceğiz, sonra da proje üzerinde çalışacağız.. geri kalan planı daha bilmiyorum. belki partnerimde kalacağım belki ailemin yanında soluğu alacağım.

malum yılbaşı yaklaşıyor, ve kafamda zaten 1 aydır plan yapılmış durumda. adada ev tutan arkadaşlarım var onların davetini geri çevirdim.. partnerimle de geçirmeyeceğim maalesef ona da hayır dedim.. ev arkadaşlarımla da geçirmeyeceğim yılbaşımı.. ben her yılbaşını ailemle geçirmeyi seven biriyim, bu sene büyük ihtimalle Uludağ'a gideceğiz. deli gibi sarhoş olup dans etmek istiyorum açıkçası. tekilaya ihtiyacım var baya...
şimdi geldik pistisvejanus'tan gelen mim'e..

noel baba'dan ne isteyebilirim;

1) dün geceden beri aklıma takılan şeylerden biri olarak, içime sinen bir dövme fikriyle gelmesini istiyorum. düşün düşün çıkamadım işin içinden. 2.piercing nereye olacak, onu söylemeyeceğim daha.:)
2) güzel bir motorsiklet istiyorum bir de, son bindiğimde güzeldi ama ben chopper seviyorum..
3) noel baba figürünün biraz daha zayıflayıp kaslanmasını istiyorum, pek sempatik gelmiyor. :))
4) kendimden çok, yalnız arkadaşlarımın aradıklarını bulmasını istiyorum, hani bazıları başlarına bela arıyor ama, ne yapalım başlarına gelmeden anlayamıyorlar.. :)
5) mesleğimi yapmak istiyorum..
6) sevgili konusunda mutluyum, ancak biraz daha heyecanlanmak istiyorum bir de.. bazen kalbim olduğundan şüpheleniyorum. eskiden daha çok atardı diyorum.. :)
7)pistisvejanus'un yazısındaki gibi, bazı şeyleri, kişileri 2'si bir arada istiyorum mesela.isim vermeyelim ama. :D
8) ben de adadan ev istiyorum!! ancak kimse bilmesin de ben bunaldıkça gideyim, kaçış noktam olsun.. aklıma aydınlık bir ev geliyor direk, içinde klasik müzik çalan, odaların duvarları kitap dolu, bolca şarap ve camlarına ağaç dallarının değdiği..
9) benim sorunum doğru kişiyi bulmak değil doğru kişi olabilmekte.. ehh benim için öyle biri varsa da, kişi ile karşılaşırsam mümkünse yanlış bir zaman olmasın be noel baba.. hadi be hacı sen ayarlarsın :P
10) vee geldik sonuncusuna, daha elle tutulur bir şey istemeliyim. :) daha büyük bir tane teleskop istiyorum..

20 Aralık 2011 Salı

dönemin son iki haftası.. hani son kulvarda gibiyiz, kendimizi yarış atı gibi görüyorum. dün gece okuldan 12'yi geçe eve gelebildik, bu hafta sanırım böyle devam edecek, ama cuma günü canım dediğim insanlardan birinin doğum günü onu kaçırırsam olmaz. :) ama şaka bir yana, eldeki projeler bitecek gibi değil, bitirince de yazmaya vakit kalacak mı diye merak etmiyor değilim..


19 Aralık 2011 Pazartesi

şimdi öğle arasında boş vakit bulmuşken, dünkü buluşma hakkında bir şeyler yazayım dedim. yeni insanlarla tanışmak genellikle eğlenceli bir şey, özellikle dün akşamki gibi bir grupla birlikteyseniz.

bi'adam ve bi'tanesi, gerçekten tahmin ettiğim gibi birbirine çok yakışan bir çift. ortak gördüğüm noktaları olduğu gibi, kesin olarak birbirinden farklı noktaları var. ama birbirlerini çok güzel tamamlamışlar,insana bütünlük hissi veriyorlar.:) ikisi ile de muhabbet etmek çok güzeldi. bi'adam'ın uzayla ilgili sorduğu soru çok hoşuma gitti, zaten beni bıraksalar sıkılmadan nekadar konuşabilirim bilmiyorum. umarım çok uzatmamışımdır. bi'adam'ın konu açma gayretine bayıldım ama, sürekli etrafındakileri konuşturmaya çalıştı. sanırım buluşmayı ayarladığından bir nevi ev sahipliği havasına büründü. bu da iyi bir "ev sahibi" olduğunu gösteriyor. kediler için yaptığı şeyler, kendimde bulduğum ortak noktalardan biri. içindeki merhamet ve yaşama saygı değerli bir şey, bi'tanesi ile mutlulukları daimi olsun diyorum. çok yakışıyorlar :)

pistisvejanus, cidden beklediğim gibi biriydi ve daha fazlası.. Patrick'le birlikte sonrasında bir şeyler içmeye gittik ve Papatya konusu kafa karıştırıcıydı biraz. ama cevabın basit olduğunu düşünmüyor değilim. muhabbeti eğlenceli, biraz içtikten sonraysa utanmadan her şeyi konuşabileceğim biri.
aklınızdan nasıl biri geçiyor bilmiyorum ama, hayalinizdeki kişinin yerine çok daha güzel ve eğlenceli birini koyun derim, ama hayatı baya karmaşık,sıradanlıktan uzak. :) benim içimdeki fırtınalardan uzak durağanlığa karşın, hafif karışık ve dalgalı bir denizi andıran bir iç dünyasına sahip gibi. ahh bir de topukluları.. düşecek diye korktum bir kaç defa :D

Anlatsam bi bok olmaz! ise, onun için düşündüğüm soru şuydu.. "abi seni ne bu kadar depresifleştiriyor?". haha, sordum da.. Patrick ile birlikte ortalarına oturdum ve hiçte depresif biri ile karşılaşmadım. baya samimi, sürekli gülümsüyor ve ısrar etsekte bizimle içmeye gelmedi. :D şehirdışından buluşma için gelmesi cidden hoştu. kedisi ise tam ısırmalık diyorum, çok sevimli birşey. kendisi ile çok muhabbet edemedik sanki, aklımda o kaldı.

Just in Time, masanın diğer ucunda olduğu için çok muhabbet edebildim diyemeyeceğim, arkadaşı ile de öyle. piercing izi kaldı aklımda, aynı yere bir halka mı taktırsam diye geçiyor çünkü aklımdan.:) dövmesi iyi bir seçimdi ayrıca. Blog arkaplanından hatırladığım biri ona da söyledim bunu. keşke daha çok muhabbet edebilseydik diyorum. ilgi çekici bir kişiliği var gibi gözüküyor. :) hem greenpeace üyesiymiş adam yahu.

Patrick, bir anda arkamda belirince biraz şaşırdım doğrusu. acele ederek geldiği için ilk anda açılamadı. arada bir telefonla konuşması gerekti, kafamdaki Patrick'ten farklı biri ile karşılaştığımı söylemeliyim. daha çok muhabbet edeceğini düşünmüştüm çünkü.yaklaşan sınavlarında başarılar diliyorum. :)

Serhat, biriciği ile de fazla muhabbet edemedik, hem uzak oturuyorlardı, hem de çok erken kalkmaları gerekti. masada kan şekeri de düştü ama kendine geldi sanırım. :)

dün akşam gerçekten eğlendim,hem bir daha çilek vodka içmeyeceğimi anladım,tadı fenaydı. hepsi ile tanıştığıma da memnun oldum. arada bir böyle görüşmek eğlenceli olacaktır fikrindeyim. kişileri yazılarından tanımak önemli bir ayrıcalık.. ne söylediğimi görmeden ne düşündüğümü nereden bileyim, lafı geliyor aklıma.

Haplo nasıl biriydi diye düşünüyorum dün akşam.. hmm olduğu gibi biriydi, ne bir eksik ne bir fazla.. :)

17 Aralık 2011 Cumartesi

Diarmuid Ua Duibhne, İrlanda mitolojisinden bir karakter ve Fianna'nın savaşçılarından biri.. ünlü olmasını sağlayan hikayesi de "Diarmuid ve Grainne'nin Peşinde" ( The Pursuit of Diarmuid and Gráinne).

Diarmuid, bir gece avlanırken bir kadın ile karşılaşır, bu kadın gençliğin kişileşmiş hâlidir. Gençlik bir gece Diarmuid ile birlikte olduktan sonra onun yüzünde bir leke bırakır, hangi kadın bu lekeye bakarsa Diarmuid'e aşık olacaktır..

Fianna ve Gráinne'nin evlilik kutlamasında, Gráinne Diarmuid'e aşık olur. Grainne onunla kaçmak zorunda kalması için bir plan yapar ve Diarmuid'in lordu ve Grainne'nin kocası Fianna'dan kaçışları başlar. Birçok kan dökümünden sonra, Fianna evliliklerini tanır ve Diarmuid'e unvanını ve topraklarını geri verir.

Belli bir zaman sonra birlikte avlanırken, Diarmuid bir boğanın dişleri ile ölümcül şekilde yaralanır. Fianna'nın elleri şifalı olmasına râmen,duyduğu kıskançlık ve nefret yüzünden avuçlarındaki suyun iki defa parmaklarının arasından akmasına izin verir. 3.sünde şifalı suyu getirirken Diarmuid çoktan ölmüştür.

işte videosu:

15 Aralık 2011 Perşembe

bir süredir blog'a yazmadığımın farkındayım, ama kendimi dinlendirdim.. geçmiş olsun dilekleriniz için ayrı ayrı teşekkür ederim.

şöyle ki, pazartesi sabahı kendimi acilde buldum, beynim artık su kaynatmış. neyse ki şuan iyiyim, 3 gün kadar dinlendim.. en çok rahatlayan annem oldu. telefonum da bu süre içinde pek susmadı, önemseyenim çokmuş. :) evde kapalı kalmaktan hoşlanmıyorum, yarın kendimi dışarı atacağım.

Buddha'nın dediği gibi "Bedeni sağlıklı tutmak bir görev... diğer türlü zihni berrak ve güçlü tutmayı başaramayız.".

11 Aralık 2011 Pazar

merhabalar herkese,

bu haftasonu biraz zor geçiyor benim için.. uyku düzenim çok kötü olması, ve stres yüzünden sanırım tansiyonum yaşıma göre baya yükseklerde geziyor, şimdi acilden geldik.:)) annem düzenli olarak odama gelip kontrol ediyor beni, ders çalışmama izin vermiyor daha.. kalp atışlarımı beynimde hissediyorum resmen.. umarım sabaha düzelirim de hastane yerine sınavıma gidip üstümden atabilirim..

8 Aralık 2011 Perşembe

arkadaşım facebook sayfamda paylaşmış.

sınavım vardı bugün o yüzden çok yorgunum, mümkün olduğunca hızlı yazıp dinlenmem gerekiyor. sonra güzel bir duş ve sevgilimin yanında alacağım soluğu.. telefondaki enerjisi, sesi falan çok hoş geliyor bana. geçen izlediğimiz filmi tamamlarız seviştikten sonra.. sonra film biter tekrar başlarız. :)) geçenlerde telefonu bir açtım, nasıl bağırıyor "dünyanın en yakışıklı insanı, dünyanın en tatlı insanı, dünyanın en pozitif insanı..." diye gidiyor böyle.. uzun süredir böyle mutlu etmemişti beni kimse.

şimdi geldik sayın bi'adam'ın mim'ine.. :)) öncelikle kendisine teşekkür ediyorum ve yazmaya başlıyorum. onun yazdığını biraz örnek alacağım. o tarz bir resim beklemeyin ama :P sayesinde kendimi rahatlatmadan uyuyamadım, zombi gibi sınava girdim. zaten 3 saatlik uyku vaktim vardı, enazından yarım saatini çaldı. :D

1) Okul zamanı, hayat döngümün uyku,ders,yemek arasında gidip geldiğinin farkındayım.. ama şuan yapmam gereken bu.. bunun daha büyük bir amaca yönelik olduğunu düşünüyorum.

2) Çevreme açık olmak hoşuma gidiyor, homofobi ve bifobi ile başa çıkabilecek kadar güçlü değilim belki ama.. elimden geleni yapıyorum.bence her açılma işlemi politiktir..etrafınızdaki halka giderek genişler ve başkalarınınkiyle kesiştiği noktalarda meyvesini görebilirsiniz. cesur olmak lazım ama, kimse korkakları ciddiye almaz.

3) Kariyer planıma göre ilerliyorum, ancak benim en çok istediğim şeylerden biri bir sanat atölyesi açmak.. amatör çalışanlarla birlikte işler üretmek.. rahatlamak,paylaşmak ve ifade etmek.. ehh bir de o zamanlar bir hayat arkadaşım olursa, birlikte orada vakit geçirmek..

4) LGBTT toplumundan ihtiyacı olan öğrencilere vakti gelince burs vermek gibi bir amacım var bu dernekler aracılığı ile adım sanım bilinmeden.. arkadaşlarım arasında bu fikri yaymaya çalışıyorum.. iyi yerlerde olmalıyız ki, sesimizi daha rahat duyurabilelim.

5) kendi cinselliğimi "tam zamanlı eşcinsellik ile, arada sırada kadın cinsel organına tapma kipi" olarak görüyorum. Nevin Öztop'un yazısından benzetme bu.. ne yapalım arzularla başa çıkmak öyle kolay değil.

6)Hayatımın odaklarından biri bilim, kuantum fiziği ile vaktim varsa saatlerimi geçirebilirim. Gezegen bilimi, yapay zeka ve robotlar konusunda hafif aklımı bozmuş durumdayım.. şu insanlarla buluşup tanıştığım sıralar farkettim ki bunlardan çok konu çıkmıyor eğer karşınızdaki insan popular kültür dışında boşsa.

7) sevgilim dediğim insanla kitap okumaya bayılırım birlikte, edebiyattan hoşlanırım.. odamda kitap olmazsa orayı benimseyemem.. arada sırada şiir yazarım. küçük bir parça geçen sene yazdığım bir şiirden..

zaman akmıyor sanki devriliyor önümde
sürekliliğe değil sıçramalara teslim ediyor kendini zaman..

kabuklarını delip çıkan kelebekler gibi

sanki her biri ölümün sırrını çözmüş içinde

yine de pencerenin camına çarpa çarpa ölüyorlar.


7 Aralık 2011 Çarşamba

odamın duvarında bu eksik, arada açıp bakmayı sevdiğim bir Van Gogh eseri..

6 Aralık 2011 Salı

arkadaşımla bugün bir teknik sunum yaptık ki 40 dakika sürdü, bir ara dilim damağım kurudu.. tüm sunum doğaçlama ingilizce konuşmak eğlenceliydi bence. dersin dili ingilizceyken sunumlarını türkçe yapan arkadaşlarımı anlamıyorum aslında.. bir dili kullanmadığınız sürece gelişmemesi beklenmedik bir şey değil hani..

yeni bir dil öğrenmek istiyorum, seçeneklerimin başında italyanca ve almanca geliyor.. biraz çabuk seçsem iyi olacak.:)

ayrıca dün gece gözlerim bilgisayara bakmaktan bir hal olmuş şekilde yatağa girdim 1 buçuk gibi, A4 kağıdında 16 sayfa tutan bir program yazıp teslim ettim hocaya bugün.."dişlerimi fırçalayıp yatağa girdim şimdi. keşke burada olsan da birlikte uyusak,ozaman kendimi dinlenmiş hissediyorum.iyi geceler" yazdım o'na.. genelde o saatte uyuyor olur kendisi, ama bir süre sonra mesaj geldi.. çok hoş bir mesaj atmış velet :)) bir de mesajın sonunda ilk defa "bitanem" kelimesini kullandı.. ben böyle hitap edebilir miyim bilmiyorum aslında :))

1 Aralık 2011 Perşembe

Biraz bu yazıyı geç yazıyorum ama bugün Dünya AIDS günü olduğunu hatırlatmak istedim.. bir haftadır blogger resmimi de bugün için ayarlamıştım.. AIDS uzun süredir eşcinsel hastalığı olarak görülüyordu, aslında bu hepimizin derdi... dert değil bir gerçek aslında, pozitif insanlar aramızda yaşıyor ve dışlanmayı haketmiyorlar. içim rahat bir şekilde söyleyebilirim ki pozitif bir insanla birlikte olabilirim korunduğum sürece, gönlüme girmeyi başarırsa tabi.. cinsel hayatınıza göre düzenli olarak AIDS testi yaptırın, ve yaptırmayanlara önerin..

aklıma Fernando Gonzalez'in şu çalışması geldi, tekrar paylaşacağım burada..
sevgili hocamın bana attığı mailinden alıntı yapıyorum: "....untitled(ross) orada yok ama ben amerika'da gormustum... bir odanin kosesinde 80 kilo bir seker yigini var ve isteyen gidip alabiliyor.
Sonra muze yetkilileri gidip yerine yenisini koyuyorlar.
ben bunu o zamanlar sempatik interactive bir is olarak yorumlamistim. meger sanatcinin aids'ten olen partnerinin surekli kilo kaybetmesiyle ilgiliymis.
sonra tekrar tekrar hayat kazanmasi gerceklesiyormus sekerler yerine konunca... cok etkilendim... "

.................................................................

bu blogu içerik olarak "cinsel yaşam"ımdan biraz uzak tutmaya çalışıyorum, ama bi'adamdan biraz örnek alıp sadece bu seferlik dün geceden biraz bahsedeyim.. arkadaşlarımla seks üzerine konuşurken çok rahatım, tecrübelerimizi paylaşırız.. ama blog'da yazmak farklı bir şey.. bu tarz bir şey okumak istemiyorsanız lütfen devam etmeyin okumaya.. söylemedi demeyin..

O'na bu sefer sakallarımı kesmeden gideceğime söz vermiştim, metroya doğru giderken Kanyon'un içinden geçiyorum, saçlarımı 3 numara kesince sakallarım daha uzun oldu sanki. :) yakışıp yakışmadığına karar verememiştim, ama Kanyon'un içinden geçerken birkaç kişi kesince kendime güvenim geldi.. iki durak sonra metrodan indim, ona varınca biraz sohbeti kısa kestik, zaten ona sarılır sarılmaz ikimizde hazır durumda oluyoruz,en yakın kanepedeydik hemen ardından.. vücudundaki hassas noktaların bazılarını keşfetmiştim.. içimden haydi şu dilimi biraz çalıştırayım dedim ;) zaten sevişirken üstte olmayı daha çok seviyorum, ve inanılmaz göğüs uçları var. inlemesinden tatmin olana kadar bildiğim tüm numaraları denedim. sonra üstümü çıkarmaya geldi, kıyafetlerle sevişmeyi de sevmiyor değilim.. bir süre üstümü çıkardım ama pantolonumun düğmeleri açık şekilde devam ettik. :) zaten ben sertleşmenin hemen ardından ıslaklık hissetmeye başlarım, ehh onu da görmeyince bukadar süre boxerımı çıkarsam iyi olacak diye geçirdim içimden.. çok sevdiğim stillerden biri olan "forttage"a başlama zamanı.. ;) üstünden kalkınca aklıma bir şey geldi, elinden tutup yatak odasına götürüyor gibi yaptım.. ama bir anda kendisini holdeyken sokak kapısına yapıştırdım.. off ama kasları inanılmaz güzel.. dokunması ve hissetmesi..Yunan Tanrılarını andıran bir vücudu var yaramazın :)) umarım sesimizi komşuları duymamıştır diyorum.. belki duymuşlardır.. ya da birinin kapısının vurulduğunu sanmışlardır ritmik olarak ;) duştan sonra evin içinde dağılmış kıyafetlerimi topladım, zaten geçenlerde ondan sonra okula gittiğimde arkadaşlarım farketti, kazağımda yırtıkların olduğunu.. baya takıldılar sonra.. :) yaptıklarımıza devam etmiyorum.. saatlerce sürmüş bir şeyi anlatmak uzun olur.. sadece birkaç seferdir, sakin ve huzurlu kişiliğimin altında "hardcore" bir insan barındırıyormuşum dediğine göre.. ne denir ki, doğru tespit.. :)

30 Kasım 2011 Çarşamba

bu ara pek bir şey yapmadığımın farkındayım, sürekli ders çalışıyorum ve fırsat bulursam uyuyorum. az önce geldim okuldan, dün akşam 9'a kadar okuldaydık arkadaşlarla.. eve gelince o aradı,ne zaman görüşeceğimizi konuştuk. ve gece yarısına kadar çalıştım tekrar, sonra uyumayı denedim,biraz debelendim yatakta falan. sonra gece 3'te uyandım. maillerimi kontrol edip cevap yazdım bir kaç kişiye.. günün aydınlanmasını gördüm.:) hazırladığım sunum güzel geçti bu sabah..

fakültede bir biseksüel çocuk olduğundan bahsetmiştim, hani yemekhanede bir olay yaşamıştık.. dün kantinde karşılaştık ben hocamın görüşme saatini beklerken.. alanımdan ve severek çalışmamın güzel olduğundan falan bahsetti, bir kız arkadaşı var bu ara.. sevimli bir şey kız. =) "hadi hayırlı olsun genç" dedim, dudak büktü, teşekkür falan etmedi. ben de üstelemedim, zaten çok farklı olduğumuzu söylemiştim. bir kaç defa sevgili olmayı teklif etmişti ama kendisi bana çekici gelse de, gerisi biraz boş geliyor.. sosyal ve kültürel anlamda..

şimdi biraz uyumalıyım, radyoda tatlı bir opera parçası var.. 2 saate kalkarım :)

27 Kasım 2011 Pazar

evet 3. haftaya giriyoruz görüşemeyeli.. ya o'nun işinden ya da benim ders çalışmam gerektiğinden.. demin aradım bir yarım saat konuştuk, öğlen aradığında ödevlerimi yarım bırakamayacağımı söyledim. yarım bıraktığım bir şeyi hocalara teslim etmek istemiyorum, hele ki projemde çalıştığım hocama.. o da anlayış gösterdi, çünkü bir iki saatte bitecek bir şey değil hiçbiri.. ama şöyle ki zaten iş yerinden aramışlar, yarın sabah 6 gibi evden çıkması gerektiğinden görüşmemizi ertelememiz iyi olmuş. bir şekilde anlaşmayı başarıyoruz. iki "işkolik" insanın bir araya gelmesi de güzel bir şey bence. :) neyse ki haftaiçi bir gün bunların acısını çıkaracağız.. ve anlayışlı biri ile karşılaştığıma mutluyum :)

26 Kasım 2011 Cumartesi

dün güzel geçti baya bir, öncelikle burger'ın önünde buluştuk İstiklâl'de. sonra kol kola yürüdük arkadaşlarımla muhabbet ederek.. tabi öğrenci bünyesi aç oluyor, Tramvay'a girdik yemek yedik. hem dostlarımdan biri çok odun, şöyleki gruptan ikisi bir ara sevgili olmayı denemişlerdi.. ilk sevgili olarak buluşmalarında aynı yerde yemek yediler.. bunu ben bile biliyorum :) bu çocukta tam içeri girmeden, siz burayı denediniz mi daha önce ben hiç girmedim dedi... tabi kız arkadaş baya bir bozuldu, kim olsa bozulur.. yani insanın ayı olması için hayvan olması gerekmiyor bazı durumlarda diyoruz biz buna .:)) sonra nargile içtik tabi, yıllardır gittiğimiz yeri değiştirmek istiyoruz, bakalım Taksim'de nerede karar kılacağız nargile için.. önerilere açığım.. sonrada otobüsle Cerrahpaşa'ya gidip doktor beyimizin arabasını aldık, beni de eve bıraktı gece 1'i geçiyordu.

notebook'uma format atayım derken, xp cd'si bulacağım diye baya bir araştırdım odamı.. sonra neler buldum neler annemin kullanmıyorum diye kaldırdığı şeylerin arasında. tabi en ilginci eski cüzdanımı bulmuş olmam. içinden çıkanlarsa komik biraz.. iki küçük paket kayganlaştırıcı varmış hahaha. baya güldüm onları görünce, neyse lazım olur diyip çantama koydum. :P arkadaşlarımın vesikalık fotoğraflarını buldum. kan grubu katı B+, vergi numaram ki kalmadı öyle bir şey artık, kendi çizdiğim ufacık iki melek figürü.. ve iki tane Atatürk resmi çıktı.. kullanmadığım cep telefonu numaram ile eski ev adresim de duruyor kaybolursa biri bana ulaşsın diye. :) bence hoş anılar, o cüzdanı elime aldığım anların bir kısmı geliyor aklıma.. yeni birileri ile tanıştığım günler, onla bira içişlerim, birlikte maça gittiğimiz günler, atari salonunda çıkardığım bozukluklar falan. böyle acaip şeyler geldi aklıma..

hiç düşündünüz mü? hatırlayabildiğiniz en eski anınızı, en huzurlu ve mutlu olan en eski anınız.. benle paylaşırsanız belki ben de paylaşırım :)


YENİDEN DOĞUŞ

tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendine tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek
ben bu ayette seni ah çektim, ah
ben bu ayette seni
ağaca ve suya ve ateşe aşıladım
yaşam belki uzun bir caddedir,her gün filesiyle bir kadının geçtiği
yaşam belki
bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı
yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur
yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır
ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi
şapkasını kaldırarak başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle "günaydın" diyen
yaşam belki de o tıkalı andır
(...)


Ve Yaralarım Aşktandır, Furuğ Ferruzâd,
Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

arada sevdiğim şiirlerden paylaşsam mı diyorum bu blogda...

25 Kasım 2011 Cuma

bir sağlam uyumuşum ki sormayın, günlerin uykusuzluğunu attımn. ehh iki haftadır o'nu görmeyince biraz yatakta oyalanmam gerekti, sonra kalktım duş aldım falan.. birazdan çıkıp kampus yolunu tutacağım.. bugün boş günüm normalde, ama arkadaşıma programlama çalıştıracağım.. sonra bir lab'a uğramam gerekecek.

bugün cuma olduğuna göre akşam dostlarımla kahve içeceğim, sonra ailemin evine geçerim. bakalım neler yapıyorlar..

23 Kasım 2011 Çarşamba

şöyle içim geçmiş az önce, saatlerce uyumuşum sandım ama baktım ki ben son saate bakalı 34 dakika geçmiş.. yarınki sınavlarıma hazır gibiyim, son kontroller yani.. umarım iyi geçer de çalıştığımın karşılığını alabilirim.

gözlerim iyice astigmat ötesi oldu sanırım, dün sınavdan çıkışta bir kız arkadaşla muhabbet ediyoruz fakültede, merdivenlerin tepesinde bir kız gördüm. hani şu hoşlandığım kız sandım gülümsedim ben de hafif "cool" :P.. meğer o değilmiş, merdivenlerden inerken hatun da bana gülümsedi, yanımdaki arkadaşa kısa bir şey söyleyip bana dönüp tekrar gülümseyip gitti. gözlük şart oldu kısaca..

bu sabah yataktan kendimi vinçle kaldırdım şaka maka.. hemen hazırlanıp okula gittim ama içim uyuyor metroda... tam ders saati vardım, 5 dakika geçti kimse yok, 10 dakika oldu yine yok.. 20 dakika sonra hoca geldi, bu kadar mısın-ız? diyip gülümsedi.. projem nasıl gidiyor diye sordu.. hiç tek kişi diyip dersi bırakmadan anlatmaya başladı, ikinci dersin sonunda diğer bir arkadaş gelince, "Haplo, rica etsem sen en baştan arkadaşına anlatır mısın?" diye sordu. bence bugün hocamın gözüne girdim, çünkü her hafta düzenli çalışıyorum, tüm ayrıntıları ile anlattım konuyu.. kendimi azıcık akademisyen gibi hissettim.. 30'larımda prof. olmuş olsam ya..

22 Kasım 2011 Salı

günler geçip gidiyor, anlamıyoruz nasıl olduğunu.. şuan kafam çok yorgun, hemen uyumayacaktım ama sevgilim telefonda uyumak için ikna etti.. sesim çok yorgun geliyormuş :/ maalesef pazara kadar görüşemeyeceğiz, yarın akşam için görüşüp görüşemeyeceğimizi sordu fakat sonraki gün iki sınavım olunca cehennem gibi ders çalışıyor olmam gerekiyor.. sonrasında cuma sabahta onun iş için 6 gibi kalkması gerektiğinden ki,perşembeyi de iptal ettik.. pazar için anlaştık ama.. :)

benden rica ettiği filmlerin çoğunu buldum ayrıca.. beni yakından tanıyan arkadaşlarım ne kadar zor sevgi sözcükleri sarf ettiğimi bilirler.. hislerimi çok rahat söyleyemem, ama az önce telefonda ona özlediğimi söyleyebildim ki bu iyi bir adım. öncesinde yazabilmiştim bir iki defa mesajla.. :D adım adım böyle işler..

21 Kasım 2011 Pazartesi

Günaydın herkese,

saatimi 4'e kurmuştum ama duymamışım bile, 7'de ayaktaydım..bugün bir vizem var. o geçtikten sonra, bu hafta teslim edilecek bir ödevimle iki vizem kalmış oluyor..

bu arada blogger buluşması da yaklaşıyor.. hafiften heyecanlı bir şey. bu hafta en çok İstanbul Modern'i ziyaret etmek istiyorum, ancak haftaya kadar beklemek zorundayım enazından.. bu cuma dostlarımı göreceğim, ancak öncesinde perşembe akşamını o özel kişide geçirmeyi planlıyorum, bu sefer sakallarımı uzatıp gideceğim diye anlaştık.. yüzü tahriş olmasın diye genelde traş oluyordum çünkü.. :) cuma sabah ondan çıkıp bir arkadaşıma programlama sınavı için bir şeyler öğreteceğim. böyle bir haftalık programım var..

bir de arkadaşım, ki o kendini biliyor :P , beni gidecekleri operaya davet etti.. ohh evet bayılırım :)

20 Kasım 2011 Pazar

www.allout.org/russia_silenced

"..In 48 hours, political leaders in Russia will vote on a law that makes speaking out as a gay, lesbian or trans person ILLEGAL...."

bu siteye bir göz atıp mümkünse bir imza bırakmanızı dilerim.

iyi haftalar..

19 Kasım 2011 Cumartesi

"hayatım nekadar hızlanırsa kendimi okadar ekvatora yakın hissediyorum, hız en yüksek.. fırlatılmaya hazır bir roketin faydalı yük bölümündeyim sanki..bir sürü yörünge seçeneğim var.. bazen o kadar yavaşlıyor, hiç bir yenilik yokmuş gibi geliyor.. kutuplardaki gibi soğuklaşıyorum.. hani fırlatsalar kutupsal yörüngeden başka seçeneğim yokmuş gibi.. evet belki derinsin, ama koca bir evren var.. nekadar derin deseler de o evrenin yanında yine de sığ kalıyorsun, kalıyoruz.. göreceli bir kavram :)

ve şöyle düşün, hepimiz öleceğiz.. niye bukadar çabalıyoruz demişsin, acaba çabalamasan, biraz da olsa hırs yapmasan ve ölsen ardından.. amaçlarına ulaşmak için çabalamadan öldün diye üzülmez misin? ya da ya elimden geleni yaptım ama varacağım yere ulaşamadan hayatım son buldu. ama yine de elimden gelenin en iyisini yaptım diye düşünerek rahatlamaz mısın?" diye bir yorum yazdım Beyaz Çiklet'in bloguna. öyle bir paylaşayım dedim...

18 Kasım 2011 Cuma

ailenin yanına gelmek güzel bir şey, bu haftaki uykusuz günlerden sonra bugün biraz dinlenirim diyordum ki, 2 buçukta uyumama râmen saat 6'da dikildim ayağa.. telefonla arkadaşımı uyandırayım dedim, o zaten 4 buçuktan beri ayaktaymış.:)

her dönem ders programımız belli olduktan sonra haftanın bir gününü seçeriz ve o günün akşamı toplanırız bizim grupla.. akşam yemeği yeriz, kahve içeriz.. bazen atari salonunda bazen bowling ile kozlarımızı paylaşırız, çoğunlukla yanımızda bilim teknik dergisi olur ve konular üzerinde tartışırız. bu dönem cuma günlerini belirledik.. yavaştan hazırlanırım birazdan. bu hafta 3 vizem var o yüzden motivasyona ihtiyacım olacak.

dünkü sınav öncesi yerlerimizi aldık, şu bahsettiğim arkadaşın arkasına oturdum. ev arkadaşım da onun önündeki sıraya geçti. bir ara çözümlü sorulara bakarken, bu çocuk önümden kalkıp yanıma geldi ve nereden aklına geldiyse gömleğinin düğme yerlerinden tuttu,açarak patlatayım mı diye soruyor. anlamadım, dedim ben de. siz olsanız ne derdiniz? bence komikti.. öyle aklına gelmiş, ev arkadaşıma yap dedim ben de gülerek. yok bir kıza yaparsa tuhaf kaçarmış. yok abi dedim bu da yeterince tuhaf. sonra tek düğmesini açtı, pencere açtım diyor. kendimi tutamayıp baya güldüm, sinirim bozuldu. ev arkadaşıma sordum, ya ben belli mi ediyorum kendimi diye. şımarıklığım tuttuğu anlar hâriç pek belli ettiğim söylenemez hani kendimi.. zaten belli edecek bir şey yok, hep olduğum gibi takılıyorum. herneyse, şöyle ki sanırım beni yakın gördüğü için biraz şakalaşıyor benimle.. ama yaptıkları da soru işareti de bırakacak cinsten yahu..

16 Kasım 2011 Çarşamba

dün gece bir yandan tek kolumla biceps çalışıp diğer elimde ders notumla etrafta dolanıyordum, bugün kollarımı tam dışarı açamıyorum, sanırım kendimi fena yormuşum. sabahta uyanamadım, çünkü gün çok karanlıktı.. normalde kendim uyanırım zaten ama müzikle uyuduğumdan alarmın sesi ninni gibi gelmiş olabilir.. odamın tavanına yıldızlar yapıştırdım, tam bir yol gibi, en uzak kısma da en büyük olan yıldızı koydum.. karanlıkta bir yıldız yolu gibi gözüküyor, o büyük yıldız şamanların inancındaki gibi GökTanrı'yı hatırlatıyor bana..

ben de bir güzel temizlik yaptım, hamsterla oynadım biraz. uyku sersemi fena ısırıyor. şuan ev mis gibi kokuyor, ben de ders notlarımın başında arkafonda jazz parçalarla ders çalışıyorum.. az önce telime baktım eski sevgilim aramış.. hmm.. sanırım kimleyse işler pek yolunda gitmemiştir. moralini düzeltmem için arıyor olabilir, hiç olmadı kafası karışmıştır efes dark içerken konuşmak istiyordur. ;) bakalım yakında çıkar kokusu.. şimdi geri arayamayacağım.. son görüştüğümüzde İstiklal'de insanların buluşma için beklediği yerde çat diye boynumdan öpmüştü, biraz utanmıştım.. sadece biraz. :)

15 Kasım 2011 Salı

az önce okuldan geldik, önce sıklıkla yaptığımız gibi kampusun ortasındaki fotokopicide durup eksik notlarımızı tamamladık. gelir gelmez mutfağa girip yemeklerimizi pişirdik, hatta ev arkadaşım yarınki yemeği de pişiriyor şuan. karnıbaharı çok severim. :)) neredeyse vejeteryan bir insanım..

bugün kütüphanede bitirme projem için bir tez üzerinde çalışıyordum, ilk derse girip girmemek arasında ikilemde kaldım. sonra arkadaşım yanıma gelince birlikte derse girdik. normalde en önde otururum, bu sefer bir arkaya başka bir arkadaşın yanına geçtim. arada fısıldaşlaşmaya başladık, bir haftada 6 vize koymaları üzerinde biraz yorum yaptık.. ev arkadaşım saçlarını kısaltmış neredeyse erkek arkadaşı ile aynı model olmuş :) ona mı benzemek istedi acaba falan derken sonra konu nereden geldiyse bir insana bakıp etkilenmeye geldi, bir erkeğin diğerini görmek istemesinin tuhaf kaçacağını söyledi bir ara.. içimden nereden geldik ki bu konuya dedim. her neyse sonrasında bana yakışıklısın ama seni görünce etkileniyor olsam işte ondan korkmam gerekirdi falan dedi. kendimi tutamadım güldüm tabi ki, içimden de niye bunu konuşuyoruz ki geçiyor.. ben de dayanamadım korkulacak bir şey değil milyonlarca insan var bu şekilde yaşayan dedim. durdu, hoşlanmıyorum hiç bu tarz şeylerden dedi. ben de hoşlanmak zorunda değiliz ama saygı duyabiliriz dedim..

alt sınıftan bir kızdan hoşlandığımı biliyor, o yüzden konuyu kendi üzerimden çekmek istedim.. ama yine de geri adım atmış gibi de hissetmedim. durup dururken konuyu niye bu kısma çekti merak ediyorum, iç dünyasından neler geçiyor acaba demeden edemiyorum? özellikle arada birbirimize çok benziyoruz demesi bana ironik gelmiyor değil. :)

14 Kasım 2011 Pazartesi

merhaba blog,

haftaya aslında güzel başladım,çünkü dün gece O'nda kaldım.. farkettim ki bazen nekadar erken O'na gitsem de bir film izleyecek kadar boş kalamıyoruz. :) filmi iki seferde ancak bitirebiliyoruz. bayramda kendi başıma bir tepsi baklavayı tükettiğimden, biraz kilo aldım denebilir.. hatta birazdan biraz fazla.vizelerden sonra iyice spora vermeliyim kendimi, artık haftada 2 gün değil, birer gün ara vererek yapacağız arkadaşımla.. eskisine göre çok daha iyi bir vücuda sahibim, ancak partnerim o kadar kaslı ve tatlı olunca kendime çok daha özen göstermek istiyorum.. :)

bu sefer laf arasında 9 gün tatil içinde birileri ile görüşüp görüşmediğimi sordu, ben de ona ayıracak vakti ancak bulabildiğimi söyledim.. biraz ucu açık bir cevap oldu, kabul. o da benle görüşmeye başladığından beri, 3.ayımız bitecek yakında, kimse ile görüşmemiş. hayatımda bir kere "one night stand" yapayım dedim, durum şuan bu şekilde. ama ilk görüştüğümüzde sevgili aramadığımı, vakit ve enerjimi ayırmakta güçlük çektiğimi söylemiştim. sanırım o da bunu göz önünde bulundurarak bunu bir açık ilişki olarak algılıyor. ben de kesin olarak şuyuz demeye yanaşmıyorum, o da beni hiç sıkmıyor. geçirdiğimiz vaktin her anına değiyor, her seferinde birbirimizin bedenini keşfediyoruz, sınırlarımızı zorluyoruz. daha önce hiç bukadar pasif sevişmediğini söylüyor, sarılırken arada ağzından " seni seviyorum" lafı çıkıyor. ben henüz diyemiyorum.. "bizi seviyorum." demek daha çok hoşuma gidiyor.

üzerime sinmiş kokusunu duymak çok hoşuma gidiyor şuan, önemli olan bu diyorum. sorgulamadan, elime geçenle mutlu olarak hayatıma devam ediyorum. az önce projem için hocama bulduğum iki makaleyi gönderdim, işim başımdan aşkın.. tam da vizelerin yoğunlaştığı şu 2 hafta başımı kaşıyacak vaktim yok.

10 Kasım 2011 Perşembe

Harici diskimdeki fotoğraflara bakıyordum ve bazı fotoğraflar gerçekten hoşuma gitti.. ve burada paylaşmak istedim. mesela ilk fotoğraf, annemin aksine yükseklik beni hiç etkilemez. uçurumlarla ilgili heyecanlı anılara sahip olsam da oturup sakince izlemeyi de sevmiyor değilim..

tabi bulutlara yukarıdan bakmakta çok hoş bir deneyim..

bu sene ne zaman kar yağar bilmiyorum ama, karın üzerine uzanmayalı kaç sene oldu?
negro olmasaydı hayat benim için gerçekten baya zor olurdu.. negro yediklerinde beni hatırlayan yakın arkadaşlarım var. :)
off-road inanılmaz zevkli bir şey.. tabi araç çamura saplanınca hep birlikte kaldırmak, olmadı başka bir araçla çekerek kurtarmak gerekiyor.
aracı saplandığı çamurdan çıkardıktan sonra pek temizlenemiyorsunuz tabi..

Ufak yeğenle salıncaklarda sallanmakta beni baya eğlendirir.. küçükken salıncaktan düşüp kafamı yarmıştım.. aslında kalkarken salıncak arkamdan ivedi şekilde gelip yıldızları saydırmıştı..
Sırt çantamı doldurdum mu istediğim yere gidebilmeliyim..
çilekli pasta ve tatlılar...dünya çok daha güzel ozaman!
lisedeyken amuda kalkarak not alırdık, sınıfta kafasının üzerinde dönerek not alan tek kişi bendim.
arkadaşımın köpeği ile sahilde yüzüp oynadıktan sonra, kesinlikle tekrar bir köpeğim olmalı..!
evet, bazen ayaklarımın yere basmadığı oluyor.. aslında çoğunlukla öyle. :)
ufak kağıtlara modeller çıkarıp, sonra daha büyük çalışmayı seviyorum.. ama nedense o küçücük kağıt daha değerli oluyor gözümde..
aile fotoğrafını hapşırarak çok iyi bozabiliyorum, tabi bir kaç saniye öncesini yakalayınca tuhaf bir yüz ifadesi oluyor..

9 Kasım 2011 Çarşamba

bayram tatili çok güzel gidiyor, ailemle vakit geçirmek çok iyi oldu.. her zamanki gibi bir sürü aile fotoğrafı çekildik aynı koltukların üzerinde.. tarihleri ile sakladığımız fotoğraflara bakıp sonra nekadar değişmişiz anlıyoruz. bu bayramın en güzel yanı iş için aldığım kıyafetlerimden bir takımı giymem oldu, çünkü herkesten çok güzel yorumlar aldım. :)) tabi spor yaptıkça kıyafetler üzerime çok daha iyi oturuyor..

ailenin bir kısmı çok yakın bir kız arkadaşımı sevgilim sanıyor, aslında anneme açılmadan önce o da öyle sanıyordu.. ama hala favori gelin adayı kendisi, arkadaşım da bu durumdan çok memnun. benim için de onun için de eğlenceli oluyor bu durum. bugün masada bir tanıdığımız erkek arkadaşını ailesi ile tanıştırmış, onun konusu geçerken ablam tanıştırırsa ben de tanıştırırım, o zaman büyük olay olur dedim. ailenin geri kalanı espriyi anlamazken, ablam ben ve kuzenim baya güldük. annem biraz duymadı (!).. :)

O aklımdan geçerken bu ara kendisinden iki seferdir mesaj alıyorum.. sanırım kalp kalbe karşı olayı oluyor. ben de sabah uyandığında güne mutlu başlasın diye ara sıra ufak mesajlar atıyorum sabaha karşı.. aramızda hoş bir bağ var ve tadını çıkartıyorum, ama tatil dolayısıyla ailemin yanındayım ve mümkün olduğunca sürekli ders çalışıyorum. projem için de makaleleri okuyup notlar çıkarmam gerekiyor, denklemlere göre eski ders notlarımı açıp baştan çalışıyorum. sistemli çalışmak benim işim.. hayat rutine girse de dolu dolu günleri geçirmek hoşuma gidiyor, boş kalmak bana göre değil.. unutmadan bugün arkadaşımla görüşmeden önce 3 tane kitap aldım: ingilizce olarak William Shakespeare -Macbeth ve Hamlet, diğeri de Lewis Carroll-Alice's Adventures in Wonderland...

"Down, down, down. Would the fall never come to an end! 'I wonder how many miles I've fallen by this time?' she said aloud....

Down, down, down. There was nothing else to do, so Alice began talking again. 'Dinah'll miss me very much tonight, I should think!' (Dinah was the cat.)"

4 Kasım 2011 Cuma

dün akşam Lambdaİstanbul'daydım arkadaşımla, saat 7'den 9'a kadar sürdü söyleşi.. bence ayırdığım zamana değdi. sitesinden şöyle duyurulmuş:

"Sunum/Söyleşi

Yeni Anayasa yapım sürecinde LGBT’lerin eşitlik ve anayasal tanınma talepleri, dünyadaki uygulamalar ve LGBT’lerin yurttaşlar olarak demokratikleşme/sivilleşme sürecine olası katkıları hakkında söyleşiyoruz."

zaten 20 kişiden fazla değildik, ve şunu farketmek güzel oldu.. farklı bir cinsel yönelime sahipseniz, sokağa çıktığınızda ya da toplumu kapsayan bir konuda kendinizi bu kimlikle hissetmeniz çok olağan. çünkü sizi en çok ayıran şey bu oluyor, ama LGBTQ toplumu içindeyseniz, benim gibi biseksüel kimliğiniz geri plana geçip diğer kimlikleriniz öne çıkmaya başlıyor. bu gizli olan, ya da benim gibi kısmen gizli yaşayan biri için çok güzel bir deneyim.

Anayasa konusuna gelecek olursak, bu konuya gönül vermiş kişiler var. "cinsel yönelimler" ibaresi ne kadar iki kelimelik olsa da, çok şey ifade ediyor. yasalarda olması gerektiği kadar, yasaları uygulayanların da bunu idrak etmesi gerekiyor. o yüzden çokta umutlu değilim ben, ancak o iki kelime çok daha elle tutulur bir amaç.. insanları etrafında toplayıp onları motive etmeye yetiyor..

1 Kasım 2011 Salı


güne bulaşık yıkayarak başlamak sabah sporu yerine geçer mi merak ediyorum :) çünkü baya bir bulaşık yıkadım az önce, birazdan okula gidip ödevimin çıktısını alacağım. sonra da arkadaşımla spor salonunda çalışacağız.. ardındansa derse girip not almaca.. benim salı günlerim böyle geçiyor.biraz rutin bir insanım ne yazık ki bu ara..

bayram tatilini iple çekmiyor değilim.. perşembe sınavdan çıkıp tatile başlamış olacağım. kitaplarımı bitirmek, sevgilimden aldığım filmleri izlemek istiyorum.. :) bu hafta görüşemeyeceğiz demiştim ama, tabi dayanamayıp cumartesi akşamı soluğu yanında aldım. gayet güzel geçti.. pazar sabahı 9da kalkıp bir duş aldım. çıkmadan biraz daha sarılıyım kokusu üzerime sinsin istemiştim.. ohoo ikimizde uyumuşuz sarmaş dolaş.saat 12'ye 10 vardı uyandığımda. ışık hızı ile giyinip çıktım sanki.:) tabi o benim bu halime gülüyordu baya bir.. :) başkaları ile de görüşüp görüşmediğini bilmiyorum aslında, ama bunu nedense önemsemiyorum bir açıdan.. ben okul bitene kadar ilişkilere ara verdiğimi düşünmüştüm, bir macera yaşamak istedim ve karşıma bu çıktı. o yüzden ne sorguluyorum, ne de irdeliyorum. halimden çok memnunum..

amacım buradan göç etmek, okul bitince ailem İzmir'e taşınmayı planlıyor.. bense yurtdışında ikinci yüksek lisansımı ya da doktora yapmayı.. çalışma masamın önündeki posterde şöyle yazıyor:"Göçü tanımlayan şey mesafe değil,amaç:beslenmek, üremek, kısaca hayatta kalmak için bir yuvadan diğerine yol almak. Şair W.S. Merwin'in "hatırlamak üzere yola koyulmadan önce sahip olmadıkları bir anının izini sürerek" dizesinde, güneye uçan kuşlara gösterdiği hayranlığı..." diye devam ediyor.. benimki de sahip olmadığım anıları kovalamak misali, kısaca hayatta kalmak için yapılmış bir hareket olacak sanırım..

29 Ekim 2011 Cumartesi

bugünlerde sadece ders çalıştığımı kabul etmeliyim diğer üniversitelerdeki arkadaşlarımın 14 dönemlik haftanın 14'ünde de bu kadar yoğun gittiklerini görmedim, tıp okuyan arkadaşlarım hariç.. perşembe akşamı telefonda biraz yakınma işittim. O'nla tanıştığımızdan beri,2 aydır, duyduğum ilk şikayetti, burada gelip benim yanımda da çalışabilirdin falan dedi. ama ne yapabilirim o'nun yanındayken odaklanmam çok güç olur, çünkü sürekli bir dokunma ihtiyacı duyuyoruz.. ve bu hafta 3 ödev teslimim ve 2 sınavım var.. ödev dediğimde öyle aklınıza kısa bir şey gelmesin, 2 gününüzü alıyor en azından bir tanesi.. Stanford Üniversitesi'nden aldığım dersleri saymıyorum bile.. ben de insanım demek istiyorum. çarşamba arkadaşlarla birkaç saat geçirmesem sosyal anlamda sıfır olacağım. :)

bu hafta ne yapıp edip biraz gönlünü alayım şahsın. okul yüzünden, benimle ilgilenmiyorsun diyip biriyle daha ayrılırsam, sanırım elimi ayağımı çekeceğim bu işlerden. ya da bizim fakülteden birini bulacağım.:)

26 Ekim 2011 Çarşamba

bugün bienal'e gidecektik, ancak arkadaşın dersten çıkıp gelmesi gecikti, trafikti falan derken 6'yı geçmişti buluşmamız. ee tabi saat 7'de kapanacağı için biz de haftaya gidelim artık dedik.

sabah 5'te yine gözlerimi açtım. sınavım güzel geçti, yarım saati bulmadı ki tamamladım. kağıdı teslim ederken hocam "sonuçlarından emin misin,Haplo?" diye sordu. bir kaç saniye düşündüm, evet eminim,dedim. emin olmak, aslında göreceli bir kavram tabi ki.. ben sağlamasını iki defa yapmıştım bulduğum denklemlerin. sonra elimdeki makaleleri gösterdim, bitirme projem için.. zor ama çok iyi bir konu seçmişsin dedi hocam, yüksek lisansta da devam edeceğim o platform üzerinde çalışmaya.. şuan Stanford Üniversitesi'nden yapay zeka ve makine öğrenmesi dersleri alıyorum. öğrendiklerimi uygulama fırsatım olacak inşallah... benim için bir tutku bu..

ikinci olarak bugün iki menüyü birden midesine indiren ben değildim. sonrasında nargile içtik bizimkilerle. ikisini de blogger'dan tanıdım, İstanbul SOS gezilerine, Onur Haftası yürüyüşüne falan hep birlikte gittik. blog yazmaya başladığımda hiç böyle birileri ile görüşeceğimi sanmazdım açıkçası, bir kaç sene geri de kalınca iyi dostluklar kurduğumu düşünüyorum.

25 Ekim 2011 Salı

bugün yine aynı olaylar, spor yaptık ve çok iyi omuz çalışabildim. sonra duşa girerken aynada kendime şaştım. ve her zamanki gibi ders çalışmaca.. hayat güzel geçiyor sanırım, annemlerin boşanma davasında şahit olacağımı ve onlar yüz yüze gelince ne yapacağımı aklıma bile getirmiyorum bir süredir. hayat öyle güllük gülistanlık değil, ama kimin için öyle ki...

yarın arkadaşlarımla Bienal'e gidiyoruz.izlenimlerimi yazmayı planlıyorum, umarım çalışmalardaki okumalarım gelişmiştir.

unutmadan Van depremi çok üzücü.. evden çıkmadan kışlık mont,kazak tarzı kıyafetlerimden bazılarını toparladım, annem ve ablamda aynı şeyi yapıp gönderecekler. ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını temenni ediyorum.

bu olay uzun zamandır aklımdan uzak tuttuğum birini düşündürdü bana, ilk erkek arkadaşımın ailesinin bir kısmı oradaydı. en son " seni seviyorum." diye yazmıştı facebooktaki mesajının sonuna, ve ben de yalandan niye böyle bir şey yazdığını sormuştum.bunca zamandan sonra duymak istediğim son şey buydu.ben de aklını başına getirecek bir cevap yazıp engellemiştim.. tam unuttum desem yalan olur.. ama yürümeyeceğini bildiğiniz şeyin peşinden gidemezsiniz.. çok eşliliği kabul edebileceğimi sanmıyorum aşık olduğum kişiyle.. çok eşliliği umursamayacak kadar öylesine görüştüğüm insanlar da olmadı değil sonrasında, ama işte sebep "öncesi" olmuştu..

herneyse, ailesinin iyi olup olmadığını sordum insanlık ben de kalsın diye.. o da cevap yazmış.. hepsi iyiymiş, sevindim.

şu yazı çok hoşuma gidiyor, bu kız yazıyor yahu dedirttiriyor bana:

22 Ekim 2011 Cumartesi

dün bir güzel uyudum sonunda, ve uykuya doydum sanırım. yatağımın içinde durmadan kitap okudum ve film izledim. "Ejderhanı nasıl eğitirsin?" ve "Orlando" filmlerini izledim başlangıç olarak.. "The Walking Dead"in 2.sezon başlangıcını çok heyecanlıydı, oradaki sarışın hatunun hikayesine çok takıldım denebilir. neler olacak çok merak ediyorum. "How I met your mother"ın yeni sezonun ilk defa bir bölümünü bukadar beğenebildim, uzun süredir hiç zevk vermiyordu. bilmiyorum siz de izliyorsanız, beğeniyor musunuz? şimdi bukadar tembellikten sonra, bugün uyanır uyanmaz derslerimin başına oturdum. Stanford Üniversitesi'nden iki tane ders alıyorum internet ortamında..

yarın CV'im için fotoğraf çekileceğim. İspanya'daki uluslararası bir yarışmada Türkiye'ye birinciliği getirmiştik, ve yaptığımız şey ülkemizde ilkti.Amerika'daysa yaşadığımız birkaç kaza bizi gerilere doğru taşıdı. ama geçen sene arkadaşlarım oradan yine 1.liği aldılar, ben farklı bir ekipteydim.ve bizim yarışmamız belirli olmayan bir sebepten iptal edilmişti. bu sene herhangi bir yarışmaya katılmıyorum, onun yerine kendimi istediğim alanda yetiştirmeye çalışıyorum. ama yüksek lisansta pek duracağımı sanmam.. hatta aklımda bir sürü şey var.

az önce eski ev arkadaşımla konuşuyordum. yurtdışında okuyor şuan. teknik okuldan çıkıp hayallerinin peşine gitti doktor olmak için. kendisi daha doktor olmadan beni çok "iyi" etmişti. o karanlık ruh halimden çıkıp kendimle tanışmamı sağlamıştı mesela. dün konseri varmış, söylediği şarkılardan birini şurada paylaşayım:

18 Ekim 2011 Salı

okuldan geldik ve yemek yapmaya başladık. bugün biraz hocamın kafasını şişirmiş olabilirim ama sonuçta birimlerde yaptığı hatayı bulduk, ozaman grafiğim düzgün çıktı. kafayı sıyırmak üzereydim..

onu hallettikten sonra arkadaşımla tekrar spora attık kendimizi. bütün kan dolaşımım rahatlamış gibi hissediyorum, baya iyi çalışabildik. yarın da farklı bölgeleri çalıştıracağız.bir ara yeni protein hapı sipariş etsem çok iyi olacak.

şimdi asıl konumuz şu, az önce kaç zamandır facebook'a bakmıyordum. az önce birinin şu fotoğrafı paylaştığını gördüm:
farkettim ki perfect match i çok nadir yakalayabilmişim, aslında hiç..

17 Ekim 2011 Pazartesi

merhaba blog,

hocalar daha ödev teslim etmeden yeni ödev yüklediklerinden şuara ders çalışmaktan başka bir sosyal aktivitede bulunamıyorum. sene sonuna kadar da böyle gidecek gibi gözüküyor. haftasonu hem havadan hem de sürekli oturup çalışmaktan hafif depresif bir havadaydım. enazından Avrasya Maratonu'na gitmek istiyordum!

herneyse, dün gece yine o'nda kaldım. ve baya bir güzel geçti.. kapıdan girer girmez kucaklaştık ve her yanını öptüm yüzünün ve boynunun. kendisi benden baya bir fit, daha doğrusu kaslı olduğundan sporu biraz daha sıklaştırmam lazım açıkçası.. ama gayet iyi yolda gidiyorum. ayrıca The Reader filmini izledik birlikte, filmi çok beğendim. ve müzikleri hala kulaklarımda.. blog'un müzik listesini değiştirdiğimde eklerim.

gazetedeki şu haberden bahsedip "nefret suçları" hakkında biraz sohbet ettik ayrıca:


şimdi makarna ve çorba pişiriyorum bir yandan, bugün yemek yemediğimi farkettim. acil yemek yiyip çalışmaya devam etmeliyim. uyumaya vakit bulursam iyi olacak, yoksa yarın ne spor ne de girdiğim dersler hiç işe yaramayacak..

15 Ekim 2011 Cumartesi

bugün erken uyanmam gerekiyorken, öğlene kadar uyumuşum.. geçen gecenin yorgunluğundan sanırım. arkadaşlarım bizde kaldığında, önce yemek pişirdik. yemekten sonra ev arkadaşım Güneş kek pişirirken (kek pişirmeyi acaip seviyor fark ettiyseniz. :) ), biz de çıkıp bira falan aldık. yazdan beri alkol almadığım için, üst üste iki efes dark beni gayet güzel yaptı.. zaten biraz kafam güzel olunca, acaip mutlu bir insan oluyorum. gece yarısına kadar muhabbet ettikten sonra, oturma odamızdaki çekyatlara dağıldık.. ama kimse uyuyamadı tabi. sonra dayanamadık nerede sabahlasak diye konuşmaya başladık. birkaç yer değişikliğinden sonra Tophane'ye gitmeye karar verdik.

O'na arkadaşlarımın perşembe bende kalacağını söylemiştim haftabaşında. ama sabah "bu gece göğsümde uyumaya ne dersin?" diye bir mesaj almıştım. plan değişikliği varsa diye sormuştu tabi. tam biz nargile içerken aradı. biraz konuştuk. kafamın güzel olmasına râmen sesimin baya enerjik geldiğini söyledi. diyorum ben azcık içince kendimi buluyorum diye. telefonda hoş bir muhabbetten sonra, telefonu kapayınca arkadaşlarım kendisinden hoşlandıklarını söylediler. hem araması yüzünden, hem de beni çok sıkmamasından. biri çok üstüme gelince geri adım atma eğilimindeyimdir çünkü.. herneyse, güzel bir geceydi baya bir muhabbet ettik,en yakın dostlarımdı hepsi ve içlerinden birinin sözlenmesine ve dostluğumuza kaldırdık içkilerimizi. ama tabi bira ve nargileden sonra inanılmaz horlamışım sabaha karşı, birkaç kere dürtmüşler.ama fayda yok.. :))

13 Ekim 2011 Perşembe


bu akşam arkadaşlarım bana kalmaya geliyorlar.. biri nöbetten çıktı, bakalım gelince bize ne gibi hastane hikayeleri anlatacak. açıkçası bazı durumlarda, yeter sus, demek zorunda kalıyorum. özellikle yemek yiyorsam... doktorluk zor iş.. annem ne kadar tıp okumamı istemiş olsa da, ben bölümümden memnunum. kafam mühendis gibi çalışsa da, arada bir güzel sanatlar okumak istediğimi de inkâr edecek değilim.

bakalım, diğer arkadaşları da toplasın gelsin. hepimizin mezuniyet zamanları olduğundan artık bazılarımız işten, bazılarımız dersten çıkıp geliyor. dostluğumuz giderek ilerledikçe, arkadaş grubumuz benim yaşam alanım gibi oluyor. tam nefes aldığım bir ortam.. açık yaşamak neden güzel derseniz, dün okuduğum şu alıntı geliyor aklıma:


"Uzunca süre maske takarsan altındaki kişiliği de unutursun." V For Vendetta

12 Ekim 2011 Çarşamba

Günaydın blog,
şuan saat 5:11 ve ben tam 5:00'da uyandım. normal insanlar gibi uyanmam gerekiyor bence.

bu ara derslere yetişeceğim diye sürekli çalışıyorum ve listemi yarılayamadım bile bir haftadır. ödev ve sınavlarım yüzünden haftasonu Avrasya Maratonu'na da gidemeyeceğim. :(

ayrıca bu akşam arkadaşlarım bana kalmaya gelecekler, o yüzden dün güzel bir temizlik yaptık. sonra da kek falan pişirdik ev arkadaşlarımla.

dün yemekhanede başıma gelen şeyi paylaşmak istiyorum. fakültede benim haricimde tanıdığım başka bir biseksüel çocuk daha var, geçmişte bana bir kaç defa sevgili olmayı teklif etti. ama ben birbirimizi çok farklı bulduğumdan kabul etmemiştim. hatta bir keresinde aerodinamik kitabının pdf dosyasını gönderdim diye bana bir öpücük borçlu olduğuna karar verdi, hala borcunu da ödemedi.. her neyse, dün yemekhanede çenesini omzuma koyup kulağıma "çok seksi olmuşsun" dedi, ve bunu arkamızdan gelen başka bir arkadaşım duydu. bize dönüp gülümsedi ve çantasını aldı gitti.. ben olayın şokuyla kaldım orada zaten..

11 Ekim 2011 Salı

"Haplo dedi ki...

Slutwalks hakkında bloguma birşeyler yazmak istiyordum ama uzun süredir günlük harici bir şey yazmadığımı farkettim.

Slutwalks bence çok önemli bir hareket.benim çokça ilgimi çeken kısmıysa Hindistan'da olan yürüyüş. sanırım 100 kişiye yakın katılımcı olmuş ve ülkenin nüfusuna oranla çok düşük. ve kadınlara yönelik cinsel istismar ve şiddet oranının eskiye oranla giderek yükseldiği rapor edilmiş.en hızlı artış gösteren suçmuş. ve hatta kadın yazarlarından biri kendini "slut" olarak tanımlamaktansa önce lanetlenmeyi tercih ettiğini söylemiş.

bu gibi toplumlarda kadının bedeni, kendine özel varlığı olarak kabul edilmektense, daha çok aileye ait kabul ediliyor. o yüzden kadınların tam birey olarak görülmesi söz konusu değil ne yazık ki. ancak erkekleri de bir "fethedici" olarak nitelendiriyorlar, kadın bedenini işgal ediyor sanki. kadın istese de istemese de çocuk doğurmak, kocası istiyorsa seks yapmak zorunda. bence bu kadınlara yapıldığı kadar erkeklere de yapılmış, toplumsal kavrayıştan gelen koca bir hakaret. ölçütleri tartışılır. medeni olmaktan çok uzak.

Slutwalks kadınlar için bu beden benim, demenin güzel bir yolu olmuş bence. biz erkekler içinse buna saygı gösterdiğimizi belirtmenin fırsatı.."


diye bir yorum yazdım Zigot'un bloguna.. Slutwalks çok önemli bir hareket, bu konu hakkında bir şeyler yazmak gerek.. şimdilik sadece bu yorumu paylaşmak istedim.

10 Ekim 2011 Pazartesi

Günaydın blog,

saat 7'de uyanmış olmakla birlikte, saat 9'a kadar hayal kurmaktan başka bir şey yapmadım. camdan yağmuru izlemek güzel..

şimdi arkadaşlarımın sabah dersi olduğundan birlikte kahvaltı ettik ve gittiler. 3'müz de farklı tipte tost seviyoruz, ben sadece kaşarlı, Güneş beyaz peynirli, sevgilisiyse karışık.. ama tost makinemizin fişi prize yetişmediğinden altına kitap koyuyoruz. bu evde tostlar University Physics, Rocket Propulsion ve Otomatik Kontrol kitaplarının üzerinde pişiyor..

ailemizin yeni üyesi var ayrıca, bir hamster. kendisi ile çok içli dışlı olduk hemen. birlikte fıstık yiyoruz ;) ismini Maxwell koyduk, ismi nereden hatırlıyorum derseniz; kendisi İskoç fizikçi ve elektromanyetik alanındaki başarısıyla ünlü. sanırım formüllerini bir kağıda yazıp kafesin yanına yapıştıracağız. Zaten ev arkadaşım sürekli o konuda çalışıyor. :) bir de aklıma çocukluğumdan bir anime geldi, Hamtaro. hamsterları seviyorum kısaca.

şimdi ders çalışmam gerekiyor..

8 Ekim 2011 Cumartesi

bugün gayet iyileştim, bir iki gündür ateşim vardı. kendimi bomba gibi hissediyorum uyandığımdan beri, ama öyle çok fiziksel bir aktivitem de olmadı hani.. tüm gün oturup ders çalıştım, ödev taslakları hazırladım. grafikler çizip, çözümler yaptım. hocama gösterip, doğruysa programlamaya başlayacağım robotu..

onun dışında bugün tatile gittiğim ve ailede tek açık olduğum kuzenimle kendimize dövme seçtik. onun zaten belliydi ama ben karar verdim sanırım. bir pusula ve küçük bir yıldız yaptıracağım sol kolumun iç yüzeyine. saatimin biraz üstünde olacak. yıldız tabi ki kuzey yıldızı, pusulaysa kendim çizdiğim bir şey olacak.. ara sıra hayatta yolunu kaybeden, başıboş dolaşan biriyim. kendime amaçlar ve motivasyonlar belirlerim. hele biri beni cesaretlendiriceğine tersi bir harekette bulunursa bundan pek hoşlanmam.. pusula ve kuzey yıldızının anlamı şu, ikisi ben de olduğu sürece bir daha yolumu kaybetmeyeceğim.. kim ne derse desin..

5 Ekim 2011 Çarşamba

bugün dersten sonra arkadaşımla tekrar spora gittik, kendimizi baya yorduk.. öncesiyle karşılaştırınca bacaklarımız baya bir açıldı, koşu tempomuzu yükselttik. sonra karın, göğüs,
kanat ve bacak çalıştık programa göre. halteri seviyorum..

eve çok yorgun gelince bir duş alıp uyuyakalmışım, şimdiyse ateşim bir çıkıp bir iniyor. ama haftasonundan beri sürekli ders çalıştım, ödevlerin çoğunu hallettik ve yarınki sınava çalışmaya başlayacağım şimdi.. umarım daha fazla ateşim çıkmaz, titreyip duruyorum. :)

derste bir yandan not alırken, bir yandan çizdiğim "Dürüst adam" isimli karalamamı da ekliyorum. "Dürüst adam" kişiliğini korumak tek ayak üzerinde denge sağlamaya benziyor belki de. dişi anime karakterler için oran çalıştığım model ile, daha ayrıntılı çalışacağım bir fantastik karakterin ön çalışmasını da ekliyorum.

3 Ekim 2011 Pazartesi

şimdi düşünüyorum da; "yapamam, imkânı yok" dediğim şeyleri bir güzel yapmaya başlamışım. başarılı bir şekilde geçen yaz aileme açıldım mesela.. neredeyse tüm yakın arkadaş çevreme de açığım. hâlâ da açılma işlemim devam ediyor. "out" olma kısmında kendimi deniyorum. blogda çok net olmasa da resmimi kullanmamın sebebi de budur. kendimi yeterince tatmin edince kaldırabilirim..

bu sene LGBTT Onur Haftası yürüyüşüne de katıldık arkadaşlarımla. Taksim'de İstiklâl üzerinde queer tangoyu izlemek, slogan atmak, tünelin orada dans etmek.. benim için çok önemliydi. bir LGBTT üyesiyseniz, neden önemle "pride" dendiğini ozaman kavrıyorsunuz.

ve gitmeyenler ya da gidemeyenler için bir kaç resim;




şimdi aklıma Kaos GL dergisinde okuduğum Nevin Öztop'un "Erkeklerle Sevişen Lezbiyenlik" başlıklı yazısı geliyor. bu yazısını çok beğeniyorum. şöyle güzel bir saptaması var;
" Gelin beraber bakalım, biseksüellere nelerin fırlatıldığına…
"Ne yardan, ne serden geçenler", "bir taşla iki kuş vuranlar", "hümanizmin bokunu çıkaranlar", "kız/oğlan fark etmez; sağlıklı olsun da…’cılar", "maymun iştahlılar", "ne istediğini bilmeyenler", "çift-kasetçalarlar", "dengeli beslenenler", "cinsel-şımarıklar"… "
ve şöyle devam ediyor:
""Hetero dünya"nın fobisinden nasibini alan ve eşcinselliğin kesişme kümesiyle pek de kesişemeyen bir ikilik: biseksüellik. Dikkat gerektiren, bir o yana/bir bu yana yalpalamamayı şart koşan bir terazi, gramların ve dirhemlerin önemli olduğu…"
heteroseksüellerin homofobisini bir nevi kavrayabiliyorsunuz ve bazı sebepler görüp mücadele edebiliyorsunuz, hiç olmadı görmezden gelmeyi öğreniyorsunuz. peki heteroseksüellerden görmediğim bifobiyi nasıl açıklayabilirim diyorum. evet, geylerin bifobisinden bahsediyorum. bazı geyler açılma döneminde biseksüelliği bir eşik olarak kullanabiliyor, suya alışmak için ilk ayağını sokmaya benziyor bu. bu yüzden onları kim suçlayabilir? biraz anlayışlı olmak lazım diyorum.
ancak siz biseksüelim dediğinizde tersini ispatlamaya çalışan kişilerle karşılaşabilirsiniz, ve buna anlam veremeyebilirsiniz. "ben bilmeyeceğim de kim bilecek,gerizekalının bayrak tutanı." gibi şeyler içinizden geçebilir. :)) hatta ben kesinlikle bir biseksüelle ilişki yaşamam diyen birine, ben zaten senle ilgilenmiyordum ki onu nereden çıkardın, diyip keyfinize bakabilirsiniz.

Kısacası LGBTT'nin içindeki bifobiyi, transfobiyi ve homofobiyi çözebilmiş değilim. Hele ki efemine olupta efemine geylerden hiç haz etmeyen tiplemeler.. en çokta onlar var sanki? ya da gözüme batıyorlar. :)





2 Ekim 2011 Pazar

tekrar merhaba blog,

şimdi neler oldu, neler bitti kısaca yazayım. birincisi çok fazla dersim var. bu haftasonu evden çıkmamın imkanı yok. arkadaşlarım buluşmak istese de maalesef diyorum..

ikincisi geçen gece görüştüğüm kişinin evinde kaldım yine, ama sabah 8 buçuktan akşam 5 buçuğa kadar dersim vardı. sonrasında Japon dili ve kültürü grubunun toplantısına katıldım.belki anime,manga çizim atölyesinde arkadaşlara ders verebilirim. şu geçen yazıda bahsettiğim testi pozitif çıkan çocukta grubun başkanı.. ev arkadaşım çizimlerim hakkında beni övünce, gelip kolunu omzuma atıp, sen gel şöyle bir konuşalım dedi. ehh dedim nedir bu samimiyet biranda.. tabi öyle bir amacı yok şahsın. belki gider grupla bir iki saki içeriz..

gece o'nda kaldığımda, biraz sohbet ettik.. bolca sarıldık ve seviştik. yine film izledik, ama ben çok yorgun ve uykulu olduğumdan filmi yarıda kesmek zorunda kaldık.. ona sarılıp uyumayı çok seviyorum ve açıkçası bunu da özlüyorum. sabah alarmım çaldığında (07:35) bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu.. o şekil sarılıp biraz daha uyuduk. söylediklerine bakarsam ben uyurken nefesimi dinlemiş, nasıl kucağında uykuya daldığımı anlattı. =)) horlamışım da yahu!!

işin en güzel tarafı sporun işe yaradığını söyledi, bir haftada eski formuma dönmeye başladım. tabi bırakmak yok, koşmayı ve ağırlık çalışmayı seviyorum. ve benle çalışacak fakülteden bir arkadaşta buldum. işler çoğunlukla yolunda ve hayat yoğun..

bu şarkının ve FullMetal Alchemist: Brotherhood'un bendeki yeri farklıdır ;