Kayıtlar

günlük etiketine sahip yayınlar gösteriliyor
Resim
"her gezinen kaybolmuş değildir." "not all those who wonder are lost."         -J.R.R.Tolkien Ne kadar oldu yazmayalı.. 3 yıl olmuş olabilir. Aklıma blog'a yazmak nereden geldi bilmiyorum bugün. Son yazımı yayınladığımdan beri çok şey değişti. 2 senedir Japonya'da yaşıyorum. Türkiye'deki 4 senelik ilişkimi anlaşarak bitirdikten sonra hayatıma başka biri girdi tabi. nasıl bir algı ile evlenme teklifine evet dediğimi şu an bilmiyorum. Tabi ki ailesi öğrenir öğrenmez, dedikodular yayılmaya başlayınca hızlıca bir kız bulundu. Yazmaya gerek görmediğim sebeplerden dolayı da kendi çıkış biletimi almıştım bir noktadan sonra. Artık doktoramın son senesine girmiş bulunmaktayım. Şimdi mezun olmaya odaklanmanın ve iş bulmanın vaktidir. Senelerdir Ay üzerinde çalışmak istedim ve maalesef Türkiye'de böyle bir fırsatım olmamıştı. Japonya'ya geldikten 3 ay sonra böyle bir teklif gelince hemen kabul ettim. Çalıştığım konunun değişmesi bir başlangıçtı sanır...
Resim
merhaba sevgili bloggerlar, şu sıra gerçekten istediğim şeyleri yapmanın keyfini yaşıyorum, dersler haricinde çok sevdiğim iki hoca ile birlikte çalışıyorum ve çalıştığımız proje doğrultusunda ikisi ile çalışmalarımızı birleştirdim. aldığım bir derste dönem sonu vereceğimiz 3 kişilik projede dersi bırakmayan tek kişi olarak tümden yalnız kaldım.. sinir olduğum konu bunu dönem sonuna geldiğimizde söylemeleri.. ve arkadaşın kendi konusunda ısrar etmesi dolayısı ile hiç anlamadığım bir konuda 4 hafta içinde 3 kişilik projeyi bitirmem gerekiyor.. blogger buluşmasına gelemezsem tüm iş yüküm arasında başıma bir de bunun gelmiş olması olacak... ama gelebilmek için elimden geleni yapacağım. spor konusunda da partnerimle aramızda tatlı bir rekabet var.. her türlü kazanmış oluyoruz tabi. :) son sefer seviştiğimizde kasları daha bir şiştiği için farklı bir kişi ile sevişiyormuşum gibi gelmedi değil.. :) yoğunluktan spora da devam edemedim bu ara.. yeni programımı da kendisi yapacak bu hafta...
Resim
yarıyıl tatilinde sürekli okulda olmamı geçtim, dönemin ilk haftasının bahar havasında geçmiş olması sizce de haksızlık değil mi? doğal olarak hiç adapte olamadım dönemin başlamasına.. bu yaz bir konferans için Japonya'ya gidecektim ve bir hafta daha uzatıp tatil yapmayı planlıyordum, ancak en yakın dostlarımdan bir tanesinin o tarihte evlilik günü alması tam bir rastlantı oldu.. e tabiki de gidemeyeceğim. artık doktora da giderim diye kendimi avutuyorum. bu hafta partnerimle izleyeceğimiz film olarak "My neighbor Totoro" yu seçtik.. tabi ben öncesinde 2 defa izlemiştim. :) kendisini Hayao Miyazaki filmlerine alıştırıyorum. izledikten sonra diğer filmlerini de izleme kararını aldık.. ve film bittikten sonra, arka planındaki hikayeden bahsedince baya şaşırdı.. ve ben izlerken ne kadar eğlenceli sahneleri olsa da üzülmeme engel olamadım.. eğer filmi izlediyseniz biliyorsunuz ki küçük kızın ismi İngilizce'de mayıs anlamına geliyor, ablasının ismi i...
Resim
yazmaya bir süre ara vermek istemiştim.. şimdi ise blogumu düzenleyip tekrar yazmaya başlamak istiyorum. hayatımda bazı değişiklikler oldu tabi; mesela aileme açıldığım dan beri özellikle ilişkilerimiz daha güzel olmaya başladı. ayrı evde yaşadığım için daha bir özler oldular.. bir yandan da yüksek lisansımın ne kadar yoğun geçtiği düşünülürse hayatımı iyi kontrol ediyorum. dersler haricinde çalıştığım birkaç proje devam ediyor ve giderek daha bilimsel konulara kayıyoruz. tahmin ettiğim gibi bu çok daha tatmin edici oluyor benim için. aksatmamaya çalıştığım bir şey varsa o da düzenli spor yapmak, ve çalışma arkadaşım ben ağırlık çalışırken kendo çalışıyor salonda. bir yandan bana da göstermeyi ihmal etmiyor sporun sonunda.. :) tabi bu konuda beni en motive eden şey partnerimin de spora devam ediyor olması.. onun demesine göre giderek küçük bir muscle bear'a dönüşüyormuşum. :)) benim için gayet hava hoş.. ;) birlikte iki yılı devirdik ve hala aynı tutku ile sevişiyor olmamız b...
taşınma işleri adamı yoruyormuş arkadaşlar.. henüz internetimiz açılmadığından ailemin evine gelmiş bulunuyorum haftasonu için, ama nedense hemen kendi evimi özledim. kısa sürede kendi açımdan bir düzen oturtturdum.. en güzel tarafı da eskiden metrobüse binmiş olacağım sürede eve gelmiş oluyor olmam. taşınalı bir hafta kadar oluyor, ev arkadaşımın ondan önce sevişmiş olmama takacağını bilseydim biraz daha beklerdim.. (kimi kandırıyorum tabi) :)  onun dışında yüksek lisans dersleri ile uğraşıyorum. daha az sınavım var ancak, ödevler ve projeler baya bir çalıştırıyor. bir yandan da kendi çalışmalarıma bakıyorum, hocama bir iki haftada bir yaptıklarımı sunuyorum. spora da devam ediyorum. kısaca hayatım düzenli şekilde ilerliyor.. yeni bir projem var; "ev arkadaşına kilo aldır".
Resim
geçen hafta evi tuttuğumuza göre bu hafta da taşınmaya karar verdik.. dün verdiğimiz temizlik mücadelemizden sonra bugün de eşyaları taşıyoruz. daha sabahtan ailemin evinde eşyaların kolilemesini bitirirken canım çıktı. akşama ne olur bilemiyorum. heh bu arada dün toplu taşımada buram buram domestos kokan benim ellerimdi.. yemeğe çıktığımızda ellerimi koklayıp  domestos kokusunu sperm kokusuna benzeten arkadaşa, ellerimi hiç domestosa sürmedim dediğimdeki ifadesi paha biçilemezdi.. :))
Resim
merhaba blog, haftasonu kuzenin nişanı için Manisa yollarındaydım, günü birlik gidip gelince ancak toparlayabildim kendimi tabi. ama güzel bir yolculuk oldu, her şey yolunda gitti.. tabi çoğu şeyde olduğu gibi bizimkiler sağlam güldürdü beni, hani dayımın isteme sırasında kızın adını unutması mı dersiniz, ananemin kıza kuzenin eski kız arkadaşının ismi ile hitap etmesi mi dersiniz.. ama aile olmanın özelliklerinden biri de birbirimizin açıklarını kapatmaktan geçiyor. dayımın durakladığı yerde küçük dayım devam ederek olayı topladı mesela. tam bir düet yaptılar. :) onun dışında ev arkadaşımla birlikte bir ev seçip tutabildik.. dün akşam kontratı yapıp anahtarları da aldık. :) hem okula, hem partnerime daha yakın olduğum bir yere taşınmak güzel olsa gerek. kendine bu ara sevgi böcüğü desem yeri.. mecidiyeköy'e taşınıyorum diye seviniyor. :) yani bu iki hafta ödevler, vizeler derken bir de taşınma olayım var. erken kalkıp manzarayı izlemeyi özleyeceğim gibi,   dün akşam gey ...
Resim
 zaman o kadar çabuk geçiyor ki, sayılı gün hemen geçer misali.. sanki bir noktaya doğru savrulup duruyoruz. herkes anı yaşayın demekte hazır cevapken gelecek için bir sürü sıkıntıya giriyoruz.. heh ben yapmıyorum desem işte o an yalancı olurdum.. söylediğim gibi yüksek lisansa başladım, geçen hafta hocamla çalışma konumuzu da belirledik. hemen araştırmaya başladım tabi.. bu 2 yıl içinde bir şeyler üretip üzerinde çalışmayı planlıyoruz. onun dışında yağ yakmaya yönelik spor yapıyorum, baya baya karın kası da çalışıyorum bu ara.. gayet güzel sonuçlarını aldım.. ödül olarak ta partnerim boynumda iki tane iz bıraktı geçen akşam, çünkü beli inceltirken omuzları genişletmişim. sabah ayrılırken de yine yanına taşınma konusunu işittirip öyle yolladı. onunla birlikteyken cidden anı yaşıyorum, anı yaşamasam 2 seneye yakındır birlikte olmazdık belki de.. egoları olmayan, tartışmayan, birbirini sıkmayan bir çift olduk hep. hani deseler ki bir kişi olsa, cinsel anlamda isteklerinizi...
Resim
bugün küçük bir İstanbul turu yaptım kendimce. önce Kadıköy'e gidip kendime bir türk kahvesi ısmarladım.. hava gayet güzel olduğundan baya dolaştım, yürüdüm. hatta ara sokaklarda dolanırken bir köşeyi döndüm, insanlar sokağın ortasında cuma namazı kılıyormuş. hangi yöne sapsam bir an şaşırdım, panikledim.. daha sonra deniz yolu ile Kabataş'a geçtim. ohh deniz havasına doydum. Dolmabahçe'yi de özlemişim, martıları da öyle.. hava akımını yakalayıp süzülmelerine hayranım, Jonathan Livingstone'un da bu hayranlıkta etkisi azımsanamayacak ölçüde.. daha sonra Taksim'e çıktım, St.Antuan kilisesinde dinlenmeyi çok severim, içeride kendime ait hiçbir şey olmadığından dışa yabancılaşıp içe dönmeyi gayet seviyorum.. belki de şehrin kalbinin attığı bir yerde kısa ama güzel bir deneyim yaşadığımdan.. pazartesi günü tez savunmamı da hallettim, içimin rahat olduğu bir proje yaptığıma inanıyorum.. öğreneceklerimin varlığı beni mutlu ediyor.. okula verdiğimiz kopyaları hocalara ...
Resim
Finallerim bitsin döneceğim demiştim ve dün son final sınavıma girmiş olarak iç rahatlığıyla bloga yazabiliyorum.. blogları okumayı özlediğim kadar yazmayı da özledim cidden. geçtiğimiz haftasonu kendime mezuniyet için bir hediye almak istedim ve çok beğendiğim bir saat aldım. bugün not dökümüme bakarken geçtiğimiz 4 buçuk senenin özetini okumak çok zor değildi benim için; ilk sene ilk erkek arkadaşımdan ayrıldığım, eşcinsel yönümle barışamayıp bunalıma girdiğim sene.. insanın kendinden nefret etmesi gerçekten hayatı güçleştiriyor. 2.sınıfın sonlarına doğru tam biraz toparladım derken annemlerin tekrar denemeye karar vermesi, benim kabullenmeyip sessizce eşyalarımı alıp evden gitmem. hepsi gayet etkilemiş.. 3. ve 4.sınıfta yakın arkadaşlarımın hepsine açılmam, biseksüelliğimi daha iyi tanımam, aileme açılmam, çok arada kalıp yıprandığım bir boşanma ile ebeveynlerimin tamamen yollarını ayırması..  öğrendiğim bir şey varsa sancılar olmadan yeni bir sen doğmuyor. ............
Resim
  Yukarıdaki fotoğraf haftasonumun nasıl geçtiği üzerine iyi bir özet oluşturuyor.. ayın 2'sine teslim edilecek bir tezim var, maalesef aynı güne de denk gelen final sınavım ve proje teslimim de var.. öyle güzel bir akademik takvim hazırlamışlar ki yılbaşında eğlenmek adına pek bir şey yapamayacağım. sadece yeni yıldan bir saat önce ara vermek için partnerime söz verdim.. ama tüm bunlar bitsin arkadaşlarla soluğu shot barda alacağız.  burada olmak vardı bir de...
Resim
  dün sabah balkondan yakaladığım bir görüntüyü paylaşmak istedim.. ailecek gökuşağını seviyoruz :) şehrin içinde bir çok şeye kavuştuğumuz gibi bir çok şeyden de uzak kalıyoruz. bunlardan biri de bu tarz manzaralar olsa gerek..   bu görüntü de bu sabah yakaladığım bir kare, gökkuşağının olduğu yerin biraz sağında çekilmiş.. yorgun değilsem sabahın köründe uyanmayı sevindiğimi yazmıştım. her sabah 5'te çalan bir alarmım var (birlikteyken sevgilime kafayı yediriyor, tam yorgun argın uyumuş oluyoruz hoopp çalmaya başlıyor. ardından da ühüü ühüü diye bir ses kendisinden. :) ), bu sabahta o alarmla uyanınca bu manzarayı kaçırmamış oldum..  güne daha bir mutlu başlarken, sandalyesini biraz hareket ettirerek ardı ardına gündoğumunu izleyen Küçük Prens geldi aklıma..
Resim
şu günler de partnerimle çok görüşemiyoruz, çünkü ben tezimle kafayı bozmuşken o da  kendi işleri ile çok meşgul. oyunlarının sahnelenmesine çok az kaldı, bu yüzden provalardı sahne ayarlanmasıydı, müziklerdi falan derken doğru düzgün uyuyamıyor bile. diğer yandan iki akşam önce eve çıkacağım arkadaşımla buluştum. zaten evlerimizin arası 5 dakika sürüyor :) yazışırken öğrendim ki evde depresif depresif oturup şarap içiyor, dedim çabuk hava almaya çıkıyoruz. buluştuğumuzda saat 9'u geçtiğinden sokakta pek kimse yoktu ve sağanak bir yağmurun altında ıslanıyorduk. kafası fazlaca güzel olduğundan beni sokak ortasında öpmek istedi, ehh tabi ben de bir kafeye sokup kahve içirip ayılttım. ev bakma olayını hızlandırmaya karar verdik.. şu ara derdi biraz sevgili durumları tabi, eski sevgilisi yanımdayken bile mesaj attı.. o da adam gibi biri ile tanışamamaktan şikayetçi.. grindr'dan da çıkmıyor halbuki :P ben şu "aşk arıyorum" durumunu çözemiyorum, aranarak kendini yormakt...
Resim
bu aralar çalışmayı abarttım sanki, yine de pişman değilim tabi :)) bugün sevgili arkadaşımla nargile keyfi yaptık Taksim'de, ve beyaz şarap eşliğinde.. biz muhabbet ederken hızlı bir yağmur başladı, tabi güne başladığımızda hava sıcak olduğundan yanıma mont almamıştım.. iyi ki şemsiyem varmış. günü ağzımda çilek tadı ile tamamladım. yarın bloggerlar buluşuyoruz, arada böyle toplanmamız çok hoşuma gidiyor. en güzeliyse son sefer toplandığımızda tanıştığım kişileri Onur Haftası yürüyüşünde de görmemdi.. cidden önümüzdeki yürüyüşe kimler gideceğiz?? :)) yoldayken partnerim telefonla aradı, anlattıklarından anlıyorum ki tiyatro kolay iş değil.. yine de insanın sesi bu kadar mı iyi gelir birine, telefon açıp bana gazete falan bile okusa iyi gelecek o derece.. :) bu filmi izlediniz mi:
Resim
nasıl geçiyor bu bayram bilmiyorum sizin için.. ama ben sınav haftasına gireceğim için (topu topu 3 dersim var) tüm günü evde geçiriyorum. tez hocam tek başıma projedeki ilerlememden baya memnun kaldı ve üstüne üstlük bir tonda yapılacak listesi verdi. bundan sonra tam anlamı ile birlikte ilerleyeceğiz. hani vizeler olmasa bile yetişeceğinden şüpheliyim. 12 saat içinde toplasam 1 saat mola verdim bu yüzden sandalyem popoma entegre oldu diye tahmin ediyorum şu an bunu yazarken.. kurban bayramı için ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama.. ben oldum olası kurban bayramına antipati besliyorum, çocukken gördüğüm kesimler yeterince  etkili bu durumda. geçenlerde otobüs beklerken görmeden ezdiğim ve sonradan fark ettiğim karınca için bile hala üzüntü duyabilen ben.. toplu kesimler için neler hissediyorum tahmin edebilirsiniz. kimseye dinini öğretmek gibi bir derdim yok tabi, sadece daha erdemli yollar vardır diye tahmin ediyorum. şundan bir ölçek alın bakayım:
Resim
İstanbul'da inanılmaz güzel bir hava var son bir kaç gündür. tabi bana göre biraz sıcak olduğu söylenebilir. bu ara yatıp kalkıp tezimin üzerinde çalışıyorum, haftada bir iki günde akşamları bisiklet turumu ihmal etmiyorum. :)  ehh zaten haftada 3-4 gün gyme gitmeye de devam ediyorum. bu durumdan en memnun partnerim sanırım. ev değiştirene kadar bir ay ara vereyim dedim, telefonda devam etmeye ikna etti dün beni.. yanına taşınmam konusunda hala ciddi.. teklifi karşısında genelde ya gülümsüyorum ya da sessiz kalıyorum. fark ettiğim bir şey var ki; evet diyemediğim kadar hayır da diyemiyorum. hem yüksek biter bitmez annem Amerika'ya göndermeyi teklif etti, bu durum bana da çok cazip geliyor. o yüzden doktora hayallerini Amerika'daki bir üniversitede olur diye kurmaya başladım gibi.. henüz ülke ya da üniversite çok belirsiz olmuş olsa da Türkiye'de kalma olasılığını aklıma getirmek bile istemiyorum. belki de evet diyememe sebebim başlangıçta bu.. önceki postumda beli...
Resim
Bu yaz Taksim'de Patrick, eski sevgilisi ve Patrick'in çok tatlı bir arkadaşı ile buluşmuştuk. hatta onlara fal bile baktığımı yazmıştım. nargile içerken kafam güzel oluyor ya daha iyi sallı- pardon bakıyorum. :) tabi bir de yanında şarap varsa ohoo...o. :)  o gün İstiklal'de bu grup çalıyordu ve çok hoşuma gitmişti.. şehrin sokaklarında böyle şeylerle daha çok karşılaşmak istiyor insan. kapalı siteler, toplu konutlar, otobüs durakları arası boş sokaklar görmek istemiyor.. saat 9'dan sonra biten bir şehir hayatı modern şehrin merkezinden uzak demek. modernitenin heyecanını, kaosunu, bazı bazı negatif yönlerini de seviyorum.
Resim
bu akşam bisiklet turu atayım dedim, cüzdanımı bir kaç eşyamı ve kitabımı sırt çantama atıp çıktım. ev arkadaşı adayımla buluştum sonra ve ne güzel muhabbet ediyorduk. ardından onun şu anki ev arkadaşı yanında iki kişi ile geldi kafeye.. bildiğin muhabbeti öldürdüler. bazı heterolar maç ve nesnelleştirilmiş kadın profili dışında muhabbet edemiyorlar sanırım, ister istemez bunu düşündüm onları görünce.. bir de aklıma gelmişken, sevdiğim insanlar hep uzakta yaşamaya başladı.. o yüzden arada bir ayrılık yaşıyoruz görüştükten sonra.. tabi zor geliyor, insan alışıyor zamanla ama bir de şu durum var :
Resim
bloguma yazmaya biraz alışayım diyorum. okuduğum blogları tek tek okumaya başladım eskisi gibi. bir arkadaşım geçenlerde, blogunu kontrol ettim uzun süredir yazmıyorsun, dedi.. şu yazmadığım sürede neler olmuş şöyle bir özet geçeyim.. Öncelikle partnerimle birlikteliğimiz bir seneyi geçti ve ikimiz de bu durumdan gayet memnunuz. Hala benimle birlikte eve çıkma isteği devam ediyor, hatta işi bir ara evlenme teklifine kadar götürdü ( başka ülkenin vatandaşı ;) ).. ama ben küçüğüm ve açıkçası onunla şu ankinden daha derin bir ilişki yaşamamız mümkün değil. onun dışında iki tane staj tamamladım. son yaptığım yerde dersim olmayan günler devam edeceğim. Bir de haftada 3-4 gün spora gitmeye devam ediyorum, vücudumu küçülttüm biraz ama karşılığında karın kası yaptım. :) Dün Operadakikazulet 'te beni görünce vücudunu küçültmüşsün dedi, ama bu halimi kendisi de beğendi. birlikte öğle yemeği yedik, haftaya da kahve içeceğiz diye sözleştik. isteyen gelsin. :)
Resim
bu ara yataktan bu şekil kalkıyorum :p şaka maka yapmam gereken bir çok şey var.. özellikle staja gidip gelirken yol çok yoruyor çünkü günde 6-7 vesait kullanmak zorunda kalıyorum. ama bir yandan operadakikazu'ya yine yakın oldum diye seviniyorum, görüştüğümüzde vermek istediğim bir iki kitabım var ona. haftada 4 gün spora devam etmeye çalışıyorum, ölçülerim gözle görülür şekilde fark etti. hem birlikte spor yaptığım arkadaşım olması da baya motivasyon veriyor. :) bir yandan da tezimle uğraşıyorum.. bayram tatiliniz nasıl geçti bilmem ama ben tatlı yerken biraz abarttım. annemler dışarı çıktığında saklama kabına annemin yaptığı baklavaları koyduğum gibi sevgilime de götürdüm. :) çok beğendi velet.. bir iki haftaya bir sene oluyor.. *yan taraftan "go back to your friends"i dinleyin derim, belki the reader'ı izlemek istersiniz.. :)