Kayıtlar

Aralık, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Resim
Merhaba herkese,
yılbaşını ailemle geçirmeyi planlıyorum, ancak şuan içimden bir ses boş ver,yat uyu diyor. Şöyle ki, hâlâ gece 3 buçukta neden yola çıktığımızı anlayabilmiş değilim. şuan annem haydi çantanı hazırla, dese de.. benim içim uyuyor cidden.
herkese mutlu yıllar şimdiden, partnerimle telefonda konuşuyorduk birkaç saat önce.. sanırım benim için en güzel dilekleri o dile getirdi.:) seviyorum yaramazı laf aramızda. zaten 1 ay önceden ailemle yeni yıla gireceğimi ona söylemiştim, o birlikte geçiririz dese de elimden gelen bir şey yok. :) ama bil ki İstanbul'da seni bekleyen biri var, dedi. duyması hoş bir şey bence bu. döndüğümde baya hareketli bir gece bizi bekliyor olacak, şimdiden enerji topladım gibi. o da arkadaşları ile eğlenecek. umarım çok güzel bir gece geçirir. :)
ev arkadaşımla kendimize kırmızı iç çamaşırı aldığımızı söylemiş miydim? haha, arkasında civata ile vida olan boxera bunu neden böyle yapmışlar, diye ağzımdan çıktı. meğer mağazadaki kız da arkamdaymış. onl…
Resim
arka arkaya izlediğimden sanırım gülme krizine girdim. :)
Resim
bir kaç gündür okulu kapatıp çıktığımızdan, pek bakamıyorum blog sayfama. birazdan arkadaşımla spora gideceğiz, sonra da proje üzerinde çalışacağız.. geri kalan planı daha bilmiyorum. belki partnerimde kalacağım belki ailemin yanında soluğu alacağım.
malum yılbaşı yaklaşıyor, ve kafamda zaten 1 aydır plan yapılmış durumda. adada ev tutan arkadaşlarım var onların davetini geri çevirdim.. partnerimle de geçirmeyeceğim maalesef ona da hayır dedim.. ev arkadaşlarımla da geçirmeyeceğim yılbaşımı.. ben her yılbaşını ailemle geçirmeyi seven biriyim, bu sene büyük ihtimalle Uludağ'a gideceğiz. deli gibi sarhoş olup dans etmek istiyorum açıkçası. tekilaya ihtiyacım var baya... şimdi geldik pistisvejanus'tan gelen mim'e..
noel baba'dan ne isteyebilirim;
1) dün geceden beri aklıma takılan şeylerden biri olarak, içime sinen bir dövme fikriyle gelmesini istiyorum. düşün düşün çıkamadım işin içinden. 2.piercing nereye olacak, onu söylemeyeceğim daha.:) 2) güzel bir motorsiklet istiyorum …
Resim
dönemin son iki haftası.. hani son kulvarda gibiyiz, kendimizi yarış atı gibi görüyorum. dün gece okuldan 12'yi geçe eve gelebildik, bu hafta sanırım böyle devam edecek, ama cuma günü canım dediğim insanlardan birinin doğum günü onu kaçırırsam olmaz. :) ama şaka bir yana, eldeki projeler bitecek gibi değil, bitirince de yazmaya vakit kalacak mı diye merak etmiyor değilim..


şimdi öğle arasında boş vakit bulmuşken, dünkü buluşma hakkında bir şeyler yazayım dedim. yeni insanlarla tanışmak genellikle eğlenceli bir şey, özellikle dün akşamki gibi bir grupla birlikteyseniz.

bi'adam ve bi'tanesi, gerçekten tahmin ettiğim gibi birbirine çok yakışan bir çift. ortak gördüğüm noktaları olduğu gibi, kesin olarak birbirinden farklı noktaları var. ama birbirlerini çok güzel tamamlamışlar,insana bütünlük hissi veriyorlar.:) ikisi ile de muhabbet etmek çok güzeldi. bi'adam'ın uzayla ilgili sorduğu soru çok hoşuma gitti, zaten beni bıraksalar sıkılmadan nekadar konuşabilirim bilmiyorum. umarım çok uzatmamışımdır. bi'adam'ın konu açma gayretine bayıldım ama, sürekli etrafındakileri konuşturmaya çalıştı. sanırım buluşmayı ayarladığından bir nevi ev sahipliği havasına büründü. bu da iyi bir "ev sahibi" olduğunu gösteriyor. kediler için yaptığı şeyler, kendimde bulduğum ortak noktalardan biri. içindeki merhamet ve yaşama saygı değerli bir şe…
Resim
Diarmuid Ua Duibhne, İrlanda mitolojisinden bir karakter ve Fianna'nın savaşçılarından biri.. ünlü olmasını sağlayan hikayesi de "Diarmuid ve Grainne'nin Peşinde" ( The Pursuit of Diarmuid and Gráinne).

Diarmuid, bir gece avlanırken bir kadın ile karşılaşır, bu kadın gençliğin kişileşmiş hâlidir. Gençlik bir gece Diarmuid ile birlikte olduktan sonra onun yüzünde bir leke bırakır, hangi kadın bu lekeye bakarsa Diarmuid'e aşık olacaktır..

Fianna ve Gráinne'nin evlilik kutlamasında, Gráinne Diarmuid'e aşık olur. Grainne onunla kaçmak zorunda kalması için bir plan yapar ve Diarmuid'in lordu ve Grainne'nin kocası Fianna'dan kaçışları başlar. Birçok kan dökümünden sonra, Fianna evliliklerini tanır ve Diarmuid'e unvanını ve topraklarını geri verir.

Belli bir zaman sonra birlikte avlanırken, Diarmuid bir boğanın dişleri ile ölümcül şekilde yaralanır. Fianna'nın elleri şifalı olmasına râmen,duyduğu kıskançlık ve nefret yüzünden avuçlarındaki suyu…
bir süredir blog'a yazmadığımın farkındayım, ama kendimi dinlendirdim.. geçmiş olsun dilekleriniz için ayrı ayrı teşekkür ederim.

şöyle ki, pazartesi sabahı kendimi acilde buldum, beynim artık su kaynatmış. neyse ki şuan iyiyim, 3 gün kadar dinlendim.. en çok rahatlayan annem oldu. telefonum da bu süre içinde pek susmadı, önemseyenim çokmuş. :) evde kapalı kalmaktan hoşlanmıyorum, yarın kendimi dışarı atacağım.

Buddha'nın dediği gibi "Bedeni sağlıklı tutmak bir görev... diğer türlü zihni berrak ve güçlü tutmayı başaramayız.".
merhabalar herkese,
bu haftasonu biraz zor geçiyor benim için.. uyku düzenim çok kötü olması, ve stres yüzünden sanırım tansiyonum yaşıma göre baya yükseklerde geziyor, şimdi acilden geldik.:)) annem düzenli olarak odama gelip kontrol ediyor beni, ders çalışmama izin vermiyor daha.. kalp atışlarımı beynimde hissediyorum resmen.. umarım sabaha düzelirim de hastane yerine sınavıma gidip üstümden atabilirim..
Resim
arkadaşım facebook sayfamda paylaşmış.
Resim
sınavım vardı bugün o yüzden çok yorgunum, mümkün olduğunca hızlı yazıp dinlenmem gerekiyor. sonra güzel bir duş ve sevgilimin yanında alacağım soluğu.. telefondaki enerjisi, sesi falan çok hoş geliyor bana. geçen izlediğimiz filmi tamamlarız seviştikten sonra.. sonra film biter tekrar başlarız. :)) geçenlerde telefonu bir açtım, nasıl bağırıyor "dünyanın en yakışıklı insanı, dünyanın en tatlı insanı, dünyanın en pozitif insanı..." diye gidiyor böyle.. uzun süredir böyle mutlu etmemişti beni kimse.
şimdi geldik sayın bi'adam'ın mim'ine.. :)) öncelikle kendisine teşekkür ediyorum ve yazmaya başlıyorum. onun yazdığını biraz örnek alacağım. o tarz bir resim beklemeyin ama :P sayesinde kendimi rahatlatmadan uyuyamadım, zombi gibi sınava girdim. zaten 3 saatlik uyku vaktim vardı, enazından yarım saatini çaldı. :D
1) Okul zamanı, hayat döngümün uyku,ders,yemek arasında gidip geldiğinin farkındayım.. ama şuan yapmam gereken bu.. bunun daha büyük bir amaca yönelik olduğunu…
Resim
odamın duvarında bu eksik, arada açıp bakmayı sevdiğim bir Van Gogh eseri..
arkadaşımla bugün bir teknik sunum yaptık ki 40 dakika sürdü, bir ara dilim damağım kurudu.. tüm sunum doğaçlama ingilizce konuşmak eğlenceliydi bence. dersin dili ingilizceyken sunumlarını türkçe yapan arkadaşlarımı anlamıyorum aslında.. bir dili kullanmadığınız sürece gelişmemesi beklenmedik bir şey değil hani..
yeni bir dil öğrenmek istiyorum, seçeneklerimin başında italyanca ve almanca geliyor.. biraz çabuk seçsem iyi olacak.:)
ayrıca dün gece gözlerim bilgisayara bakmaktan bir hal olmuş şekilde yatağa girdim 1 buçuk gibi, A4 kağıdında 16 sayfa tutan bir program yazıp teslim ettim hocaya bugün.."dişlerimi fırçalayıp yatağa girdim şimdi. keşke burada olsan da birlikte uyusak,ozaman kendimi dinlenmiş hissediyorum.iyi geceler" yazdım o'na.. genelde o saatte uyuyor olur kendisi, ama bir süre sonra mesaj geldi.. çok hoş bir mesaj atmış velet :)) bir de mesajın sonunda ilk defa "bitanem" kelimesini kullandı.. ben böyle hitap edebilir miyim bilmiyorum aslında :))
Resim
Biraz bu yazıyı geç yazıyorum ama bugün Dünya AIDS günü olduğunu hatırlatmak istedim.. bir haftadır blogger resmimi de bugün için ayarlamıştım.. AIDS uzun süredir eşcinsel hastalığı olarak görülüyordu, aslında bu hepimizin derdi... dert değil bir gerçek aslında, pozitif insanlar aramızda yaşıyor ve dışlanmayı haketmiyorlar. içim rahat bir şekilde söyleyebilirim ki pozitif bir insanla birlikte olabilirim korunduğum sürece, gönlüme girmeyi başarırsa tabi.. cinsel hayatınıza göre düzenli olarak AIDS testi yaptırın, ve yaptırmayanlara önerin..
aklıma Fernando Gonzalez'in şu çalışması geldi, tekrar paylaşacağım burada.. sevgili hocamın bana attığı mailinden alıntı yapıyorum: "....untitled(ross) orada yok ama ben amerika'da gormustum... bir odanin kosesinde 80 kilo bir seker yigini var ve isteyen gidip alabiliyor. Sonra muze yetkilileri gidip yerine yenisini koyuyorlar. ben bunu o zamanlar sempatik interactive bir is olarak yorumlamistim. meger sanatcinin aids'ten olen partneri…