30 Aralık 2011 Cuma


Merhaba herkese,

yılbaşını ailemle geçirmeyi planlıyorum, ancak şuan içimden bir ses boş ver,yat uyu diyor. Şöyle ki, hâlâ gece 3 buçukta neden yola çıktığımızı anlayabilmiş değilim. şuan annem haydi çantanı hazırla, dese de.. benim içim uyuyor cidden.

herkese mutlu yıllar şimdiden, partnerimle telefonda konuşuyorduk birkaç saat önce.. sanırım benim için en güzel dilekleri o dile getirdi.:) seviyorum yaramazı laf aramızda. zaten 1 ay önceden ailemle yeni yıla gireceğimi ona söylemiştim, o birlikte geçiririz dese de elimden gelen bir şey yok. :) ama bil ki İstanbul'da seni bekleyen biri var, dedi. duyması hoş bir şey bence bu. döndüğümde baya hareketli bir gece bizi bekliyor olacak, şimdiden enerji topladım gibi. o da arkadaşları ile eğlenecek. umarım çok güzel bir gece geçirir. :)

ev arkadaşımla kendimize kırmızı iç çamaşırı aldığımızı söylemiş miydim? haha, arkasında civata ile vida olan boxera bunu neden böyle yapmışlar, diye ağzımdan çıktı. meğer mağazadaki kız da arkamdaymış. onlar bayan ve erkek dediğinde, kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum, hadi ya hiç aklıma gelmemişti diyecektim. onun yerine, bunun iki vidalısı var mı? dedim, kız anlamadan yok dedi. :/ ama fark ettim ki kızlara çok daha fazla
çeşit var. yine de güzel şeyler aldık.. arada bloglarda gördüğüm gibi boxerlı resmimi mi koysam :P

herkese şimdiden mutlu yıllar diliyorum, yeni yılınız mutlu ve huzurlu gelsin.. sevdikleriniz ile birlikte.. (baktım herkesin noel baba resimleri almış başını gidiyor. ben de bana çekici gelen bir şey koyayım dedim resim olarak. :) bir de hunili paylaşmadan olmazdı..)

26 Aralık 2011 Pazartesi

arka arkaya izlediğimden sanırım gülme krizine girdim. :)

23 Aralık 2011 Cuma


bir kaç gündür okulu kapatıp çıktığımızdan, pek bakamıyorum blog sayfama. birazdan arkadaşımla spora gideceğiz, sonra da proje üzerinde çalışacağız.. geri kalan planı daha bilmiyorum. belki partnerimde kalacağım belki ailemin yanında soluğu alacağım.

malum yılbaşı yaklaşıyor, ve kafamda zaten 1 aydır plan yapılmış durumda. adada ev tutan arkadaşlarım var onların davetini geri çevirdim.. partnerimle de geçirmeyeceğim maalesef ona da hayır dedim.. ev arkadaşlarımla da geçirmeyeceğim yılbaşımı.. ben her yılbaşını ailemle geçirmeyi seven biriyim, bu sene büyük ihtimalle Uludağ'a gideceğiz. deli gibi sarhoş olup dans etmek istiyorum açıkçası. tekilaya ihtiyacım var baya...
şimdi geldik pistisvejanus'tan gelen mim'e..

noel baba'dan ne isteyebilirim;

1) dün geceden beri aklıma takılan şeylerden biri olarak, içime sinen bir dövme fikriyle gelmesini istiyorum. düşün düşün çıkamadım işin içinden. 2.piercing nereye olacak, onu söylemeyeceğim daha.:)
2) güzel bir motorsiklet istiyorum bir de, son bindiğimde güzeldi ama ben chopper seviyorum..
3) noel baba figürünün biraz daha zayıflayıp kaslanmasını istiyorum, pek sempatik gelmiyor. :))
4) kendimden çok, yalnız arkadaşlarımın aradıklarını bulmasını istiyorum, hani bazıları başlarına bela arıyor ama, ne yapalım başlarına gelmeden anlayamıyorlar.. :)
5) mesleğimi yapmak istiyorum..
6) sevgili konusunda mutluyum, ancak biraz daha heyecanlanmak istiyorum bir de.. bazen kalbim olduğundan şüpheleniyorum. eskiden daha çok atardı diyorum.. :)
7)pistisvejanus'un yazısındaki gibi, bazı şeyleri, kişileri 2'si bir arada istiyorum mesela.isim vermeyelim ama. :D
8) ben de adadan ev istiyorum!! ancak kimse bilmesin de ben bunaldıkça gideyim, kaçış noktam olsun.. aklıma aydınlık bir ev geliyor direk, içinde klasik müzik çalan, odaların duvarları kitap dolu, bolca şarap ve camlarına ağaç dallarının değdiği..
9) benim sorunum doğru kişiyi bulmak değil doğru kişi olabilmekte.. ehh benim için öyle biri varsa da, kişi ile karşılaşırsam mümkünse yanlış bir zaman olmasın be noel baba.. hadi be hacı sen ayarlarsın :P
10) vee geldik sonuncusuna, daha elle tutulur bir şey istemeliyim. :) daha büyük bir tane teleskop istiyorum..

20 Aralık 2011 Salı

dönemin son iki haftası.. hani son kulvarda gibiyiz, kendimizi yarış atı gibi görüyorum. dün gece okuldan 12'yi geçe eve gelebildik, bu hafta sanırım böyle devam edecek, ama cuma günü canım dediğim insanlardan birinin doğum günü onu kaçırırsam olmaz. :) ama şaka bir yana, eldeki projeler bitecek gibi değil, bitirince de yazmaya vakit kalacak mı diye merak etmiyor değilim..


19 Aralık 2011 Pazartesi

şimdi öğle arasında boş vakit bulmuşken, dünkü buluşma hakkında bir şeyler yazayım dedim. yeni insanlarla tanışmak genellikle eğlenceli bir şey, özellikle dün akşamki gibi bir grupla birlikteyseniz.

bi'adam ve bi'tanesi, gerçekten tahmin ettiğim gibi birbirine çok yakışan bir çift. ortak gördüğüm noktaları olduğu gibi, kesin olarak birbirinden farklı noktaları var. ama birbirlerini çok güzel tamamlamışlar,insana bütünlük hissi veriyorlar.:) ikisi ile de muhabbet etmek çok güzeldi. bi'adam'ın uzayla ilgili sorduğu soru çok hoşuma gitti, zaten beni bıraksalar sıkılmadan nekadar konuşabilirim bilmiyorum. umarım çok uzatmamışımdır. bi'adam'ın konu açma gayretine bayıldım ama, sürekli etrafındakileri konuşturmaya çalıştı. sanırım buluşmayı ayarladığından bir nevi ev sahipliği havasına büründü. bu da iyi bir "ev sahibi" olduğunu gösteriyor. kediler için yaptığı şeyler, kendimde bulduğum ortak noktalardan biri. içindeki merhamet ve yaşama saygı değerli bir şey, bi'tanesi ile mutlulukları daimi olsun diyorum. çok yakışıyorlar :)

pistisvejanus, cidden beklediğim gibi biriydi ve daha fazlası.. Patrick'le birlikte sonrasında bir şeyler içmeye gittik ve Papatya konusu kafa karıştırıcıydı biraz. ama cevabın basit olduğunu düşünmüyor değilim. muhabbeti eğlenceli, biraz içtikten sonraysa utanmadan her şeyi konuşabileceğim biri.
aklınızdan nasıl biri geçiyor bilmiyorum ama, hayalinizdeki kişinin yerine çok daha güzel ve eğlenceli birini koyun derim, ama hayatı baya karmaşık,sıradanlıktan uzak. :) benim içimdeki fırtınalardan uzak durağanlığa karşın, hafif karışık ve dalgalı bir denizi andıran bir iç dünyasına sahip gibi. ahh bir de topukluları.. düşecek diye korktum bir kaç defa :D

Anlatsam bi bok olmaz! ise, onun için düşündüğüm soru şuydu.. "abi seni ne bu kadar depresifleştiriyor?". haha, sordum da.. Patrick ile birlikte ortalarına oturdum ve hiçte depresif biri ile karşılaşmadım. baya samimi, sürekli gülümsüyor ve ısrar etsekte bizimle içmeye gelmedi. :D şehirdışından buluşma için gelmesi cidden hoştu. kedisi ise tam ısırmalık diyorum, çok sevimli birşey. kendisi ile çok muhabbet edemedik sanki, aklımda o kaldı.

Just in Time, masanın diğer ucunda olduğu için çok muhabbet edebildim diyemeyeceğim, arkadaşı ile de öyle. piercing izi kaldı aklımda, aynı yere bir halka mı taktırsam diye geçiyor çünkü aklımdan.:) dövmesi iyi bir seçimdi ayrıca. Blog arkaplanından hatırladığım biri ona da söyledim bunu. keşke daha çok muhabbet edebilseydik diyorum. ilgi çekici bir kişiliği var gibi gözüküyor. :) hem greenpeace üyesiymiş adam yahu.

Patrick, bir anda arkamda belirince biraz şaşırdım doğrusu. acele ederek geldiği için ilk anda açılamadı. arada bir telefonla konuşması gerekti, kafamdaki Patrick'ten farklı biri ile karşılaştığımı söylemeliyim. daha çok muhabbet edeceğini düşünmüştüm çünkü.yaklaşan sınavlarında başarılar diliyorum. :)

Serhat, biriciği ile de fazla muhabbet edemedik, hem uzak oturuyorlardı, hem de çok erken kalkmaları gerekti. masada kan şekeri de düştü ama kendine geldi sanırım. :)

dün akşam gerçekten eğlendim,hem bir daha çilek vodka içmeyeceğimi anladım,tadı fenaydı. hepsi ile tanıştığıma da memnun oldum. arada bir böyle görüşmek eğlenceli olacaktır fikrindeyim. kişileri yazılarından tanımak önemli bir ayrıcalık.. ne söylediğimi görmeden ne düşündüğümü nereden bileyim, lafı geliyor aklıma.

Haplo nasıl biriydi diye düşünüyorum dün akşam.. hmm olduğu gibi biriydi, ne bir eksik ne bir fazla.. :)

17 Aralık 2011 Cumartesi

Diarmuid Ua Duibhne, İrlanda mitolojisinden bir karakter ve Fianna'nın savaşçılarından biri.. ünlü olmasını sağlayan hikayesi de "Diarmuid ve Grainne'nin Peşinde" ( The Pursuit of Diarmuid and Gráinne).

Diarmuid, bir gece avlanırken bir kadın ile karşılaşır, bu kadın gençliğin kişileşmiş hâlidir. Gençlik bir gece Diarmuid ile birlikte olduktan sonra onun yüzünde bir leke bırakır, hangi kadın bu lekeye bakarsa Diarmuid'e aşık olacaktır..

Fianna ve Gráinne'nin evlilik kutlamasında, Gráinne Diarmuid'e aşık olur. Grainne onunla kaçmak zorunda kalması için bir plan yapar ve Diarmuid'in lordu ve Grainne'nin kocası Fianna'dan kaçışları başlar. Birçok kan dökümünden sonra, Fianna evliliklerini tanır ve Diarmuid'e unvanını ve topraklarını geri verir.

Belli bir zaman sonra birlikte avlanırken, Diarmuid bir boğanın dişleri ile ölümcül şekilde yaralanır. Fianna'nın elleri şifalı olmasına râmen,duyduğu kıskançlık ve nefret yüzünden avuçlarındaki suyun iki defa parmaklarının arasından akmasına izin verir. 3.sünde şifalı suyu getirirken Diarmuid çoktan ölmüştür.

işte videosu:

15 Aralık 2011 Perşembe

bir süredir blog'a yazmadığımın farkındayım, ama kendimi dinlendirdim.. geçmiş olsun dilekleriniz için ayrı ayrı teşekkür ederim.

şöyle ki, pazartesi sabahı kendimi acilde buldum, beynim artık su kaynatmış. neyse ki şuan iyiyim, 3 gün kadar dinlendim.. en çok rahatlayan annem oldu. telefonum da bu süre içinde pek susmadı, önemseyenim çokmuş. :) evde kapalı kalmaktan hoşlanmıyorum, yarın kendimi dışarı atacağım.

Buddha'nın dediği gibi "Bedeni sağlıklı tutmak bir görev... diğer türlü zihni berrak ve güçlü tutmayı başaramayız.".

11 Aralık 2011 Pazar

merhabalar herkese,

bu haftasonu biraz zor geçiyor benim için.. uyku düzenim çok kötü olması, ve stres yüzünden sanırım tansiyonum yaşıma göre baya yükseklerde geziyor, şimdi acilden geldik.:)) annem düzenli olarak odama gelip kontrol ediyor beni, ders çalışmama izin vermiyor daha.. kalp atışlarımı beynimde hissediyorum resmen.. umarım sabaha düzelirim de hastane yerine sınavıma gidip üstümden atabilirim..

8 Aralık 2011 Perşembe

arkadaşım facebook sayfamda paylaşmış.

sınavım vardı bugün o yüzden çok yorgunum, mümkün olduğunca hızlı yazıp dinlenmem gerekiyor. sonra güzel bir duş ve sevgilimin yanında alacağım soluğu.. telefondaki enerjisi, sesi falan çok hoş geliyor bana. geçen izlediğimiz filmi tamamlarız seviştikten sonra.. sonra film biter tekrar başlarız. :)) geçenlerde telefonu bir açtım, nasıl bağırıyor "dünyanın en yakışıklı insanı, dünyanın en tatlı insanı, dünyanın en pozitif insanı..." diye gidiyor böyle.. uzun süredir böyle mutlu etmemişti beni kimse.

şimdi geldik sayın bi'adam'ın mim'ine.. :)) öncelikle kendisine teşekkür ediyorum ve yazmaya başlıyorum. onun yazdığını biraz örnek alacağım. o tarz bir resim beklemeyin ama :P sayesinde kendimi rahatlatmadan uyuyamadım, zombi gibi sınava girdim. zaten 3 saatlik uyku vaktim vardı, enazından yarım saatini çaldı. :D

1) Okul zamanı, hayat döngümün uyku,ders,yemek arasında gidip geldiğinin farkındayım.. ama şuan yapmam gereken bu.. bunun daha büyük bir amaca yönelik olduğunu düşünüyorum.

2) Çevreme açık olmak hoşuma gidiyor, homofobi ve bifobi ile başa çıkabilecek kadar güçlü değilim belki ama.. elimden geleni yapıyorum.bence her açılma işlemi politiktir..etrafınızdaki halka giderek genişler ve başkalarınınkiyle kesiştiği noktalarda meyvesini görebilirsiniz. cesur olmak lazım ama, kimse korkakları ciddiye almaz.

3) Kariyer planıma göre ilerliyorum, ancak benim en çok istediğim şeylerden biri bir sanat atölyesi açmak.. amatör çalışanlarla birlikte işler üretmek.. rahatlamak,paylaşmak ve ifade etmek.. ehh bir de o zamanlar bir hayat arkadaşım olursa, birlikte orada vakit geçirmek..

4) LGBTT toplumundan ihtiyacı olan öğrencilere vakti gelince burs vermek gibi bir amacım var bu dernekler aracılığı ile adım sanım bilinmeden.. arkadaşlarım arasında bu fikri yaymaya çalışıyorum.. iyi yerlerde olmalıyız ki, sesimizi daha rahat duyurabilelim.

5) kendi cinselliğimi "tam zamanlı eşcinsellik ile, arada sırada kadın cinsel organına tapma kipi" olarak görüyorum. Nevin Öztop'un yazısından benzetme bu.. ne yapalım arzularla başa çıkmak öyle kolay değil.

6)Hayatımın odaklarından biri bilim, kuantum fiziği ile vaktim varsa saatlerimi geçirebilirim. Gezegen bilimi, yapay zeka ve robotlar konusunda hafif aklımı bozmuş durumdayım.. şu insanlarla buluşup tanıştığım sıralar farkettim ki bunlardan çok konu çıkmıyor eğer karşınızdaki insan popular kültür dışında boşsa.

7) sevgilim dediğim insanla kitap okumaya bayılırım birlikte, edebiyattan hoşlanırım.. odamda kitap olmazsa orayı benimseyemem.. arada sırada şiir yazarım. küçük bir parça geçen sene yazdığım bir şiirden..

zaman akmıyor sanki devriliyor önümde
sürekliliğe değil sıçramalara teslim ediyor kendini zaman..

kabuklarını delip çıkan kelebekler gibi

sanki her biri ölümün sırrını çözmüş içinde

yine de pencerenin camına çarpa çarpa ölüyorlar.


7 Aralık 2011 Çarşamba

odamın duvarında bu eksik, arada açıp bakmayı sevdiğim bir Van Gogh eseri..

6 Aralık 2011 Salı

arkadaşımla bugün bir teknik sunum yaptık ki 40 dakika sürdü, bir ara dilim damağım kurudu.. tüm sunum doğaçlama ingilizce konuşmak eğlenceliydi bence. dersin dili ingilizceyken sunumlarını türkçe yapan arkadaşlarımı anlamıyorum aslında.. bir dili kullanmadığınız sürece gelişmemesi beklenmedik bir şey değil hani..

yeni bir dil öğrenmek istiyorum, seçeneklerimin başında italyanca ve almanca geliyor.. biraz çabuk seçsem iyi olacak.:)

ayrıca dün gece gözlerim bilgisayara bakmaktan bir hal olmuş şekilde yatağa girdim 1 buçuk gibi, A4 kağıdında 16 sayfa tutan bir program yazıp teslim ettim hocaya bugün.."dişlerimi fırçalayıp yatağa girdim şimdi. keşke burada olsan da birlikte uyusak,ozaman kendimi dinlenmiş hissediyorum.iyi geceler" yazdım o'na.. genelde o saatte uyuyor olur kendisi, ama bir süre sonra mesaj geldi.. çok hoş bir mesaj atmış velet :)) bir de mesajın sonunda ilk defa "bitanem" kelimesini kullandı.. ben böyle hitap edebilir miyim bilmiyorum aslında :))

1 Aralık 2011 Perşembe

Biraz bu yazıyı geç yazıyorum ama bugün Dünya AIDS günü olduğunu hatırlatmak istedim.. bir haftadır blogger resmimi de bugün için ayarlamıştım.. AIDS uzun süredir eşcinsel hastalığı olarak görülüyordu, aslında bu hepimizin derdi... dert değil bir gerçek aslında, pozitif insanlar aramızda yaşıyor ve dışlanmayı haketmiyorlar. içim rahat bir şekilde söyleyebilirim ki pozitif bir insanla birlikte olabilirim korunduğum sürece, gönlüme girmeyi başarırsa tabi.. cinsel hayatınıza göre düzenli olarak AIDS testi yaptırın, ve yaptırmayanlara önerin..

aklıma Fernando Gonzalez'in şu çalışması geldi, tekrar paylaşacağım burada..
sevgili hocamın bana attığı mailinden alıntı yapıyorum: "....untitled(ross) orada yok ama ben amerika'da gormustum... bir odanin kosesinde 80 kilo bir seker yigini var ve isteyen gidip alabiliyor.
Sonra muze yetkilileri gidip yerine yenisini koyuyorlar.
ben bunu o zamanlar sempatik interactive bir is olarak yorumlamistim. meger sanatcinin aids'ten olen partnerinin surekli kilo kaybetmesiyle ilgiliymis.
sonra tekrar tekrar hayat kazanmasi gerceklesiyormus sekerler yerine konunca... cok etkilendim... "

.................................................................

bu blogu içerik olarak "cinsel yaşam"ımdan biraz uzak tutmaya çalışıyorum, ama bi'adamdan biraz örnek alıp sadece bu seferlik dün geceden biraz bahsedeyim.. arkadaşlarımla seks üzerine konuşurken çok rahatım, tecrübelerimizi paylaşırız.. ama blog'da yazmak farklı bir şey.. bu tarz bir şey okumak istemiyorsanız lütfen devam etmeyin okumaya.. söylemedi demeyin..

O'na bu sefer sakallarımı kesmeden gideceğime söz vermiştim, metroya doğru giderken Kanyon'un içinden geçiyorum, saçlarımı 3 numara kesince sakallarım daha uzun oldu sanki. :) yakışıp yakışmadığına karar verememiştim, ama Kanyon'un içinden geçerken birkaç kişi kesince kendime güvenim geldi.. iki durak sonra metrodan indim, ona varınca biraz sohbeti kısa kestik, zaten ona sarılır sarılmaz ikimizde hazır durumda oluyoruz,en yakın kanepedeydik hemen ardından.. vücudundaki hassas noktaların bazılarını keşfetmiştim.. içimden haydi şu dilimi biraz çalıştırayım dedim ;) zaten sevişirken üstte olmayı daha çok seviyorum, ve inanılmaz göğüs uçları var. inlemesinden tatmin olana kadar bildiğim tüm numaraları denedim. sonra üstümü çıkarmaya geldi, kıyafetlerle sevişmeyi de sevmiyor değilim.. bir süre üstümü çıkardım ama pantolonumun düğmeleri açık şekilde devam ettik. :) zaten ben sertleşmenin hemen ardından ıslaklık hissetmeye başlarım, ehh onu da görmeyince bukadar süre boxerımı çıkarsam iyi olacak diye geçirdim içimden.. çok sevdiğim stillerden biri olan "forttage"a başlama zamanı.. ;) üstünden kalkınca aklıma bir şey geldi, elinden tutup yatak odasına götürüyor gibi yaptım.. ama bir anda kendisini holdeyken sokak kapısına yapıştırdım.. off ama kasları inanılmaz güzel.. dokunması ve hissetmesi..Yunan Tanrılarını andıran bir vücudu var yaramazın :)) umarım sesimizi komşuları duymamıştır diyorum.. belki duymuşlardır.. ya da birinin kapısının vurulduğunu sanmışlardır ritmik olarak ;) duştan sonra evin içinde dağılmış kıyafetlerimi topladım, zaten geçenlerde ondan sonra okula gittiğimde arkadaşlarım farketti, kazağımda yırtıkların olduğunu.. baya takıldılar sonra.. :) yaptıklarımıza devam etmiyorum.. saatlerce sürmüş bir şeyi anlatmak uzun olur.. sadece birkaç seferdir, sakin ve huzurlu kişiliğimin altında "hardcore" bir insan barındırıyormuşum dediğine göre.. ne denir ki, doğru tespit.. :)