Kayıtlar

Resim
yarıyıl tatilinde sürekli okulda olmamı geçtim, dönemin ilk haftasının bahar havasında geçmiş olması sizce de haksızlık değil mi? doğal olarak hiç adapte olamadım dönemin başlamasına.. bu yaz bir konferans için Japonya'ya gidecektim ve bir hafta daha uzatıp tatil yapmayı planlıyordum, ancak en yakın dostlarımdan bir tanesinin o tarihte evlilik günü alması tam bir rastlantı oldu.. e tabiki de gidemeyeceğim. artık doktora da giderim diye kendimi avutuyorum. bu hafta partnerimle izleyeceğimiz film olarak "My neighbor Totoro" yu seçtik.. tabi ben öncesinde 2 defa izlemiştim. :) kendisini Hayao Miyazaki filmlerine alıştırıyorum. izledikten sonra diğer filmlerini de izleme kararını aldık.. ve film bittikten sonra, arka planındaki hikayeden bahsedince baya şaşırdı.. ve ben izlerken ne kadar eğlenceli sahneleri olsa da üzülmeme engel olamadım.. eğer filmi izlediyseniz biliyorsunuz ki küçük kızın ismi İngilizce'de mayıs anlamına geliyor, ablasının ismi i...
Biz LGBTQ bireylerin farkında olması gereken bir şey var; benim gibi arkadaşlarınızın çoğu heteroseksüel ise hepsi evlenmeye başladığında dönüp kendinize bakmak için acele etmeyin. tabi insan hayatında aile olacağı, güveneceği birine ihtiyaç duymaya başlıyordur bir süre sonra ama.. ki bu yaş benim için 30'lu yaşlar.. iyi seçim yapmak gerektiğini düşünüyorum, galiba evlilikten önce boşanma olayını yakından gözlemleme şansı edindiğimden olabilir. Partnerim başka ülke vatandaşı olduğundan hemcinsi ile evlenme hakkına sahip, evlilik teklifini nasıl ret edeceğimi düşünürken akla karayı seçtim ve ikincisinden sonra tekrar soracağını düşünmüyorum. malum çocuk falan istemiyor ve diğer bazı konular.. bir de zaten açık ilişki modelini benimsedik, rahat takılıyoruz yıllardır.. ama sanırım kafamın bir yerinde, gelecek planlayabileceğim biri ile bir şeyler yaşama arzusu devam ediyor, her ne kadar doktoraya kadar bu fikirleri erteledim diye düşünsem de.. :))  bir de bir ara okuldan bir ...
Resim
bazen insan kendini kadere inanmaktan alıkoyamıyor. nedense pek kaderci bir insan olamıyorum, ama.. sanki hepimiz için bazı seçimler yapılmış gibi ve kader hiçbirimize soluklanacak bir an vermiyor. anladığım bir şey varsa gördüğümüz düzen ya da kaos birbirinin bir parçası.. bakabildiğimiz perspektiften yorumlayıp adını koyabiliyoruz yaşadıklarımızın.. aklıma Gandalf'ın Frodo'ya verdiği öğüt geliyor: " bunun gibi zamanları görmek için yaşayanlar.. o kararı vermek onlara bırakılmamıştır.. tüm karar vermek zorunda olduğumuz şey bize verilen zamanda ne yapmamız gerektiği,....., bu cesaret verici bir düşünce." bir de Amelie'de şöyle diyordu: "fırsatlar Fransa bisiklet turnuvasına benzer. uzun zaman beklersin ama çabuk geçer. harekete geçmek için çok düşünmemelisin." bazen büyük hatalar yaptığımızı düşünüyoruz, bazen ise küçük hatalar oluyor.. ders alıp ya da dersi o an anlayamayacak kadar "çocuk" olup yolumuza devam ediyoruz, ama bu hikayele...
Resim
yazmaya bir süre ara vermek istemiştim.. şimdi ise blogumu düzenleyip tekrar yazmaya başlamak istiyorum. hayatımda bazı değişiklikler oldu tabi; mesela aileme açıldığım dan beri özellikle ilişkilerimiz daha güzel olmaya başladı. ayrı evde yaşadığım için daha bir özler oldular.. bir yandan da yüksek lisansımın ne kadar yoğun geçtiği düşünülürse hayatımı iyi kontrol ediyorum. dersler haricinde çalıştığım birkaç proje devam ediyor ve giderek daha bilimsel konulara kayıyoruz. tahmin ettiğim gibi bu çok daha tatmin edici oluyor benim için. aksatmamaya çalıştığım bir şey varsa o da düzenli spor yapmak, ve çalışma arkadaşım ben ağırlık çalışırken kendo çalışıyor salonda. bir yandan bana da göstermeyi ihmal etmiyor sporun sonunda.. :) tabi bu konuda beni en motive eden şey partnerimin de spora devam ediyor olması.. onun demesine göre giderek küçük bir muscle bear'a dönüşüyormuşum. :)) benim için gayet hava hoş.. ;) birlikte iki yılı devirdik ve hala aynı tutku ile sevişiyor olmamız b...

11.Onur Haftası 2013

Resim
merhaba blog yazarı arkadaşlar :)) bu yıl da Onur haftasında bir sürü blog yazarını görmekten mutluyum. ve yazıya neresinden başlasam bilemedim. öncelikle açılış partisine giderken Bigay ve sevgilisi ile buluştuk. tabi öncesinde ben her parti öncesi yaptığım gibi 3 tane tekila shot'ı ara vermeden bünyeye alıp öyle gitmiştim.saolsun bigayler de bizi bekledi o sırada. hani sevgilisi de maşallah bigay'in tam istediği tipte biri olan, dünya tatlısı bir çocuk. yaşını öğrenince "sanırım ben amca oldum" tepkisini de verdim. :) partide tabi ABBO'yu da görmeden gitmedik.bu çocuk stajda, partide, buluşmada her yerde karşıma çıkıyor.. :)) Onur Yürüyüşü öncesi arkadaşlarım geç kalacağından ben evden önceden çıktım. Lambda'nın önündelerdi bloggerlar da. Bigayle haberleşerek koordinasyonu sağladık. :)) hepiniz iyi ki gelmişsiniz. o kadar kalabalıktık ki, arkadaşlarımı bulmak adına yazarlardan ayrıldım. daha sonra arkadaşları alıp onların yanına da götüremedim.....

Gezi Parkı ve Onur Haftası

Resim
uzun zaman oldu yazmıyorum, aslında yazacak öyle çok şey var ki.. üzerimdeki pası biraz atmam lazım.... Gezi Parkı'nda yaşadıklarımı unutamayacağım herhalde.. ben buddhist bir insanım, geçen yıl durakta beklerken görmeden ezdiğim karıncayı bile hatırlayan bir kişiliğim var.. belki de  bu yüzden bana yöneltilen şiddeti de şu anda unutabilecek bir yapım yok. bu gösteriler boyunca elime ne taş aldım, ne sopa. ahh ama çöp topladım, revirler arası malzeme taşıdım, gezici doktorlarla rahatsızlanmış insan aradım, bol bol slogan attım, parka taşıyabildiğim kadar su ve yiyecek götürdüm. çünkü inandığım bir şey vardı.. Mecidiyeköy'de polis başımızın üzerinden ses bombaları atarken, Akparti binasını taşlayanları durduranlardan biri de bendim.. ve bu ülkenin başbakanı hala camide içki içtiler diyor. bir de orada grup seks yapmışız, parkta da yapmışız.. ee başka nerede yapmışız? bu kadar akıllarını seksle bozdularsa, onlar da yapsınlar derim. dinle ilgili bu kadar çok şey yazmayı sevmiy...
Resim
Geçtiğimiz cuma akşamı bizimkilerle hep birlikte Tütün Deposundaydık. Esmeray "Bizim Atölye" oyunu ile sahnedeydi, ve Pınar Selek ile nasıl tanıştığını, her birinin belki de her birimizin hayatlarını nasıl etkilediğini çok güzel anlattı.. anlatmadı sadece aynı zamanda bizlere de yaşattı. Anlattığı bazı anılar güldürdü, bazılarında ise gözlerimiz doldu.. belli ki birlikte iyi günler geçirmişlerdi, ancak her zamanki gibi polis baskısı, toplumun " genel ahlakı" bizim gibilerin karşısına yıkıcı bir güç olarak dikilmişti. Gösterinin sonunda kısa bir söyleşi yer aldı, ve Esmeray samimi bir şekilde neler anlattığını, neleri çıkarttığını paylaştı. Ülkemizdeki adaletin, hukuksuzluğun vardığı boyutu hiç unutmamıştık, ama tekrar üzerinden geçmiş olduk..