6 Ocak 2012 Cuma

"İşte o zaman Orlando rahat bir nefes aldı, bir sigara yaktı ve bir iki dakika sessizce sigarasını tüttürdü. Sonra aradığı kişi orada olmayabilirmiş gibi, çekinerek "Orlando?" diye seslendi. Çünkü eğer zihninde aynı anda tıkırdayan yetmiş altı ayrı zaman varsa, insan ruhunda şu ya da bu zamanda oturan (Tanrı yardımcımız olsun) kim bilir kaç değişik kişi vardır.
Kimi iki bin elli iki tane olduğunu söylüyor. Bu yüzden bir insanın yalnız kalır kalmaz, Orlando (tabii adı buysa) diye seslenmesinden daha normal bir şey olamaz. Bu seslenişiyle, "Gel, gel! Şu andaki benimden bıktım. Bir başkasını istiyorum" demektedir. Dostlarımızda gördüğümüz şaşırtıcı değişikliklerin nedeni budur. Ama her şey o kadar da kolay değildir, çünkü insanın Orlando'nun yaptığı gibi (sanırız kırlarda yalnız olduğu ve bir başka bene gereksinim duyduğu için) Orlando diye seslendiğinde gereksindiği Orlando gelmeyebilir; bir garsonun elinde üst üste yığılmış tabaklar gibi üst üste dizilip bizleri oluşturan bu benlerin başka yerlerde de bağlılıkları, yakınlıkları, kendilerine özgü küçük anayasaları ve hakları (ne ad verirseniz verin, çünkü bu şeylerin çoğunun adı yoktur) vardır ve biri yalnızca yağmur yağdığında, öteki yeşil perdeli bir odada, beriki Bayan Jones orada yoksa, bir başkası ancak bir kadeh şarap vaat ettiğinizde gelir; herkes kendi deneyimlerinden kendi çeşitli benlerinin kendisiyle üzerinde anlaştıkları değişik koşulları çoğaltabilir ve bunların bir bölümü yazıya dökülmeyecek kadar saçma sapandırlar!

Virginia Woolf'un Orlando kitabından

Hiç yorum yok :