27 Ocak 2012 Cuma

evde oturmaktan canım sıkıldı, biraz yürümeye çıkacağım. deli gibi kar yağıyor burada, İstanbul'da olanlarınız bilir. Saniyede 5 santimetre'yi izlemediyseniz bir deneyin derim. sadece çizimleri için bile izlenmeyi hak ediyor bence.. unutmadan 3 bölümden oluşan bu animenin insanın ağzında tatlı şarap gibi bir tat bıraktığını belirtmeliyim... hem de tatlı karadut şarabı.. en sevdiğimden..

herkese sevgiler, yerçekiminin etkisinde kalın. :)


25 Ocak 2012 Çarşamba

dün akşamdan biraz bahsedeyim, partnerime sürpriz olsun diye biraz farklı giyindim.. iş görüşmesine gider gibi oldu diye geçirdim içimden yoldayken, menatplay tarzı.. :) geçenlerde bir kız arkadaşımla konuşurken kravatlı bir fantezisinden bahsetmişti, nasıl kravatından tutup sevgilisini kapıya yapıştırmak istediğini ve sonrasında yapacaklarını. uzun süredir böyle güzel birlikte olmamıştık sanki. .gecenin sonunda kız arkadaşıma mesaj attım, senin şu fantezi var ya diye... sabah 6 buçukta şöyle bir cevap atmış: "Hainsin Haplo. daha ben yapamadım, keşke patentini alsaydım". baya güldüm..

dün akşam yola çıktığımda evet kafam karışıktı biraz.. ama yapabileceğim en doğru şeyi yaptım, bu kafamdakileri onunla paylaştım.. o da kendilerininkini paylaştı, ortak bir payda da buluştuk. sonuçta bir kaç kişiden hoşlanabilme özelliğine sahibim, sadakat konusunda da hiç iddialı olmadım.. ama birini gerçekten sevmeye başlayınca kendimi başka her şeye kapıyorum, gerçekten sadık biri oluyorum.. yine de bu yaşadıklarım da bir o kadar gerçek ve daha esnek.. fazla sınırdan hoşlanmıyorum. o çocukla mesajlaşmaya devam ediyoruz hala, arkadaşları ile tatilde de olsa sürekli ne yaptığını söylüyor.. kar yağmaya başladı, tabu oynarken 1,5 dakikada 8 tane anlattım(maşallah ne diyim.), sen ne yapıyorsun, kimle izliyorsun? gibi mesajlar atmaya devam ediyor.. bu neden kafamı karıştırdı diye düşünürsem, sadece kalpsiz olmadığımı hatırladım ve aşık olabilme olasılığım aklıma geldi.. öyle bir durumda şu anki partnerimi üzmek istemediğimden ne yapardım bilemedim.. ama onunla konuşmak iyi geldi, birbirimize sımsıkı sarılıp uyuduk. içim feci rahatladı.. :)

24 Ocak 2012 Salı

şu aralar pek yazmadığımın farkındayım.. evde tembellik yapıyorum tam 2 gündür.

geçen arkadaşlarla içmeye gittiğimizi söylemiştim. hatırlayan var mı bilmem ama, sadece bir kere yazımda birinden bahsetmiştim, sınıftaki bir çocuktan. ev arkadaşımla gey mi değil mi diye konuşurken, kendisine bir test uyguladığımı ve pozitif çıktığını yazmıştım. içmeye gittiğimizde o da vardı.. bir de arka sıraya geçtiğimde kalkıp yanıma oturması da hoşuma gitmişti, içtiğimiz gece de eve gidene kadar öyle bir şey olmamıştı ama,sadece birbirimize iyi geceler derken uzun uzun kesiştik tek elim odanın kapısını tutarken.. telefonları daha dün verdik birbirimize şimdiyse mesajlaşıyoruz. onla mesajlaşırken sırıtttığımı farkettim bir de..

Bu gece de sevgilimin yanına gidiyorum, Sinchronicity diye 6 bölümlük çok sevdiğim bir dizi var. onu indirdim, bu akşam izleyebileceğiz böylece.. sevdiğim şeyleri onunla paylaşmak hoşuma gidiyor arkasından sarılarak uyumak.. kendisi de benim için çok değerli.. sadece bu son durum kafamı karıştırıyor..

unutmadan dizideki karakterler şöyle.. 4 kişilik bir aşk karmaşası..

20 Ocak 2012 Cuma


Günaydın blog!!

uzun süredir yazmadığımı fark ettim, hani içimde de çok yazma isteği bulundurmuyorum bloga bu ara.. sanırım hem sınavlar yeni bitti, hem de kendimi ifade etmek için bu ara daha çok resim çiziyor olmam da sebep olabilir.

dün bana çok yakın bir yerde olan operadakikazu ile buluştum. ona giderken atlıkarıncada bir tur daha kitabını hediye olarak aldım.. umarım beğenir. kitaptan daha güzel bir hediye var mı? :) muhabbeti gerçekten çok zevkliydi, blogunu takip ederken "yok artık" dediğim şeyler doluydu. anlattığı bazı şeylerle de yine beni şaşırttı. :) iyi ki de buluşmuşuz dedim.

sonrasında finaller bittiği için eğlenmeye gidelim dedik arkadaşlarla.. toplamda 5 kişiydik zaten, yine bira ile başladık. sonra tekila shotlar :D yerin 7 tekilayı 6 tekila fiyatına vermek gibi bir durumu vardı, biz de birkaç defa 7lik shot istedik. bir ara artan tekila için nabalım, geyik olsun diye taş kağıt makas oynadık ve 4 defa arka arkaya hepimiz aynı şeyi seçtik.. ilk kağıt sonra makas sonra taş sonra tekrar kağıt. tabi 5. de shot arkadaşıma gitti =)) sonrakinde kısa çöpü çektiğimden obaa arka arkaya 2 shot daha.. ve hayat çok daha güzel bir şeye dönüştü :)

bu akşam yakın arkadaşlarımdan birinin abisi evleniyor, bizim grupla orada olacağız. çok şanslıyım ki çok güzel bir kızla birlikte gidiyorum. :))

hepinize iyi haftasonları..

13 Ocak 2012 Cuma

dün gece 3'ten beri ayakta olmama râmen, sınavdan gelip yarım saat kestirdim. sonra yemek falan yedik ve Taksim'e doğru yola çıktık. ev arkadaşlarımdan birinin doğum günüydü, biraz içip kafa dağıtalım dedik. birayla açılış yapmak güzel oldu, sonrası tekila shot'lar.. şuan kafam inanılmaz güzel..:)

şu aralar eski sevgilim yokluyor beni, eve neden çağırmıyorum falan diye.. sevişmelerimiz tutkulu ve bir nevi tatmin ediciydi, ama fiziksel olarak tatmin de bir yere kadar gidiyor.. sürekli onda neyi eksik bulduğumu düşünürken, bir gün içinde keşfetmiştim hepsini. ama o ayrı bir konu olmalı. şuan birlikte olduğum kişiden çok memnunum, 5 ay doluyor şaka bir yana.. nasılsa bunun da biteceğini bilen bir benlik kendinden emin olarak varlığını içimde sürdürüyor, ama sevgi ile bağlanma olayını ayıralı bir süre oluyor benim için.. o yüzden bu onu sevmeme engel değil.. bağlanmak direk olarak hayal kırıklığına gidiş bileti almak bir nevi.

hani bir buddhist deyişi var ya, ya bağlandığınız şey ortadan kaybolur, ya da sen kaybolursun. konu önce hangisinin ortadan kaybolacağı..

9 Ocak 2012 Pazartesi

6 Ocak 2012 Cuma

"İşte o zaman Orlando rahat bir nefes aldı, bir sigara yaktı ve bir iki dakika sessizce sigarasını tüttürdü. Sonra aradığı kişi orada olmayabilirmiş gibi, çekinerek "Orlando?" diye seslendi. Çünkü eğer zihninde aynı anda tıkırdayan yetmiş altı ayrı zaman varsa, insan ruhunda şu ya da bu zamanda oturan (Tanrı yardımcımız olsun) kim bilir kaç değişik kişi vardır.
Kimi iki bin elli iki tane olduğunu söylüyor. Bu yüzden bir insanın yalnız kalır kalmaz, Orlando (tabii adı buysa) diye seslenmesinden daha normal bir şey olamaz. Bu seslenişiyle, "Gel, gel! Şu andaki benimden bıktım. Bir başkasını istiyorum" demektedir. Dostlarımızda gördüğümüz şaşırtıcı değişikliklerin nedeni budur. Ama her şey o kadar da kolay değildir, çünkü insanın Orlando'nun yaptığı gibi (sanırız kırlarda yalnız olduğu ve bir başka bene gereksinim duyduğu için) Orlando diye seslendiğinde gereksindiği Orlando gelmeyebilir; bir garsonun elinde üst üste yığılmış tabaklar gibi üst üste dizilip bizleri oluşturan bu benlerin başka yerlerde de bağlılıkları, yakınlıkları, kendilerine özgü küçük anayasaları ve hakları (ne ad verirseniz verin, çünkü bu şeylerin çoğunun adı yoktur) vardır ve biri yalnızca yağmur yağdığında, öteki yeşil perdeli bir odada, beriki Bayan Jones orada yoksa, bir başkası ancak bir kadeh şarap vaat ettiğinizde gelir; herkes kendi deneyimlerinden kendi çeşitli benlerinin kendisiyle üzerinde anlaştıkları değişik koşulları çoğaltabilir ve bunların bir bölümü yazıya dökülmeyecek kadar saçma sapandırlar!

Virginia Woolf'un Orlando kitabından

5 Ocak 2012 Perşembe

final sınavları hızla yaklaştığı için bir süre pek yazamayacağım sanırım.. ama içimden gelirse yazarım.

3 Ocak 2012 Salı

biraz yılbaşım nasıl geçti ondan bahsedeyim. sanırım ailede en çok ben eğlendim.

gündüz kayak yaptık, kayak hocasına sanırım aşık oldum.. zaten sen yeteneklisin diyip durdu, hâlâ aklımdan çıkmıyor gözleri.. koyu kahve gözlere saplantım ne olacak benim bilmem, zaten uzun uzun kesiştik durduk.. ama kuzenlerimden birinin tanıdığı olduğu için "edepli" durdum. :)
çok hoş yağan bir karın altında yeni yıla girdik, bir sürü resim çektik ve dans ettik. ablam çabuk sarhoş oluyor diye, annem arada bir elinden alıp ablamın viskisini de içtiğinden, hoop hemen çarpıldı.. ben zaten çok hızlı içmediğim sürece sarhoş olamıyorum öyle aman aman..
sonra aile büyüklerini odalarına gönderip biz gençler eğlenmeye gittik. hani kaç haftadır asosyalliğin dibini gördüğümden içimdeki tüm birikmiş enerjiyi dans ederek harcadım. zaten club'ın yarısı gaybar gibiydi.. bakışmaktan başka bir şey yapamadım, kuzenler ve arkadaşları yanımda olduğu için.. hani içimde patladı, ama bir yandan da iyi oldu.. ortada dans eden kızların içinden çekik gözlüye odaklandım ben zaten, sonra kuzenin arkadaşı ile gidip bir kaç kızla tanıştık, çekik gözlü hatun ile muhabbetimiz güzeldi ve harbiden aklımda kaldı demeliyim. çünkü pazar akşamına anlaştık, kuzenin arkadaşı orada olacak ancak biz pazar günü dönmüş olacaktık..

her şey istediğim gibi oldu, ailemle yeni yıla girdim.. hepsini kucakladım ve öptüm. her birini çok seviyorum.. yeterince içtim ve istediğim kadar dans ettim. ailenin yeni üyesi ile tanıştım, birbirimizi ısırdık sarıldık falan, işte resmi:
kar topu oynarken bildiğiniz ağzımı burnumu dağıttılar.

2011 nasıl bir yıl oldu derseniz; kendimi daha çok tanıdım.. çok çalıştım. ailedeki kayıplara üzüldüm.. bol bol kitap okudum, sevdim sevildim seviştim.. Siddhartha'dakine benzer sadece karşı kıyıya geçtim, geçirdim.. önemli olan artık kayığın benim için ne olduğunu biliyorum.. sıra tekrar ırmağı aşmaya geldi.. sonra tekrar sonra tekrar.. ta ki..