14 Şubat 2013 Perşembe

In Dwimordene, in Lorien 
Seldom have walked the feet of men, 
Few mortal eyes have seen the light 
That lies there ever, long and bright. 
Galadriel! 
Galadriel! 
Clear is the water of your well; 
White is the stars in your white hand; 
Unmarred, unstained is leaf and land 
In Dwimordene, in Lorien 
More fair than thoughts of Mortal Men.

11 Şubat 2013 Pazartesi

dün okuduğum Ayşe Arman'ın yazısını birkaç arkadaşım ile paylaştım, başlık şöyleydi "ben bir dönme annesiyim.". en az benim kadar etkilendiler ve genel düşünce şöyleydi; LGBT'nin T'sinin yaşadıkları geri kalanınkinden çok daha zorluydu.. en basiti geçen ay metrobüsle giderken ilk defa çok rahat oturacak yer buldum, sebebi de şuydu; Avcılar'dan binen trans bireyin yanına kimse oturmak istememişti. 

yazıyı okurken, işte anne olmak böyle bir şey olsa gerek, dedim kendi kendime. anne soruyordu; elalem mi benim çocuğum mu? hangisini seçeceğim? ...ve çocuğunu seçerek devam ediyordu hayatına, mücadelesine...

devletten, heteroseksüel bireylerden ayrımcılık gördüğümüz kadar LGBTQA içinde de karşılaşmıyor muyuz bu durumla? efemine eşcinsel erkekleri düşünelim, tanıştığım insanların özellikle feminen olanları yine efemine olanları anlamadıklarını, sevmediklerini söyleyenlerdi. en azından benim gözlemim bu şekilde oldu.. ya da zamanında bir kadına aşık olduğumu, zaman zaman kadınları çekici bulduğumu ve arzuladığımı öğrendiklerinde LGBT'nin B'si dışında karşılaştığım bifobi..heteroseksüel arkadaşlarımdan görmedim ben bu kadarını.. 

eski sevgilimin transfobisini yenmeye çalışırken kendimde de çok ilerleme kaydettiğimi düşünüyorum, bunun en büyük yardımcısı blogger, Lambda İstanbul'dan aldığım yayınlar ve orada tanıştığım kişilerdir.. o hanımefendi ben bir dönme annesiyim derken çocuğum özüne döndü diyor, ve ben hem annenin hem kızının cesaretine hayranım..




3 Şubat 2013 Pazar

aileyle güzel vakit geçirmek gibisi yok. bugün tek açık olduğum kuzenimin doğum gününü kutladık, zaten hediyeleri açarken kitabı görünce hemen benim aldığımı anladı. :) belki de bol bol kitap okuyan biri olması açıldığım tek kuzenim olmasında fazlaca rol oynamıştır.. 4 tane kedisi var.. öyle bir yatıyorlar ki bir kedi nerede bitip diğeri nerede başlıyor anlayamıyorsunuz.

bu akşam bir de fener maçı ile barcelona maçları arasında gidip geldik sürekli. çok batıl inançlarımız olmasa da maç skoruna göre koltukta oturma sıramız var, duruma göre sürekli yer değiştirebiliyoruz. amaç, bildiğiniz oyun oynamak.

bir de yazmadan edemeyeceğim; haberleri takip ederken sürekli kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine rastlıyorum.. bu bireylerin büyük çoğunluğu ailelerinden, sevgililerinden, kocalarından şiddet görüyor. erkek egemen yapının sonuçları.. trans bireyler ve diğer tüm cinsel yönelime ve kimliğe sahip insanlara uygulanan şiddetin ve nefretin bir türevi bu. sonuç olarak kaynak aynı; heteroseksist, erkek egemen, maskulen bir yapının üretimi.. şu erkeklik gururu diye çocuklara öğretilen şey kök salıp dallanıp budaklanıp hastalıklı meyveler veriyor sonuç olarak.. tavşana kaç tazıya tut muhabbeti dönüyor kadın erkek ilişkilerinde. dua ediyorum ki bir gün toplum olarak silkelenip adam gibi çocuklarımızı eğiteceğiz.