19 Kasım 2012 Pazartesi

 bu ara resim çizmeye vakit bulamadığıma üzülüyorum.. :( geçen gün yatmadan bir şeyler çizmek istedim ve alttaki sayfayı karalamaya başladım. bir kaç dakika sonra ise günün yorgunluğu ile uyumuştum..

15 Kasım 2012 Perşembe

 
Bireylerin hemcinsleri ile evlenebilmesi için adım atan ülkeler arasına girdi Fransa da. Parlementodan geçerse tamamen yasallaşacakmış. Az önce gördüm Facebook'ta AllOut'ın paylaştığı bu resmi ve davetiyeyi.. Fransızcam olmasa da fotoğraftaki kompozisyon çok açık.. kelimeler de çok tahmin edilebilir.

Kilisenin ve sağ partilerin "kutsal" ittifakına karşı sosyalist partinin çabası ile bu kadar adım atılabilmiş. Siyasetçilerin konuşmasını anlıyorum da biraz, dinle ilgili kurumları anlayamıyorum. yasaları kilise koymuyor bu ülkelerde.. 

bir de şöyle bir video var bugün karşılaştığım:


14 Kasım 2012 Çarşamba

"ikimiz de aynı fikirdeyiz sanırım: En değerli hediye kitaptır.
  Çok değerli arkadaşım Haplo;
   Birlikte nice yıllara...."   

diye yazıyor bir kitabımın başında.. kendisine sürekli genç diye hitap ettiğim blogger Serkan ne kadar da ince düşünceli..

Saatler kitabını okusun diye verdiğim canım arkadaşım Güneş, kitabın başına şöyle not düşmüştü bir alıntı yaparak:

"Bazen tüm çabalarına rağmen hayat sana limon verir; bu olduğunda iki seçeneğin vardır, ya yüzünü ekşitirsin ya da limonata yaparsın.."

güncellediğim durumumda "no this no that no nothing..." diye yazarken sözlerimi tam beklediğim gibi " ... i like fucking" diye tamamlayan bir kız kendisi.. alışılmışın dışında..

böyle sayabileceğim bir çok yakınım,dostum ve kardeşim var.. 

ve en tatlı taraflarından biri de hepsinin kitabın iyi bir hediye olduğu konusundaki hemfikirleri..

11 Kasım 2012 Pazar

dün sabah balkondan yakaladığım bir görüntüyü paylaşmak istedim.. ailecek gökuşağını seviyoruz :) şehrin içinde bir çok şeye kavuştuğumuz gibi bir çok şeyden de uzak kalıyoruz. bunlardan biri de bu tarz manzaralar olsa gerek..
 
bu görüntü de bu sabah yakaladığım bir kare, gökkuşağının olduğu yerin biraz sağında çekilmiş.. yorgun değilsem sabahın köründe uyanmayı sevindiğimi yazmıştım. her sabah 5'te çalan bir alarmım var (birlikteyken sevgilime kafayı yediriyor, tam yorgun argın uyumuş oluyoruz hoopp çalmaya başlıyor. ardından da ühüü ühüü diye bir ses kendisinden. :) ), bu sabahta o alarmla uyanınca bu manzarayı kaçırmamış oldum..  güne daha bir mutlu başlarken, sandalyesini biraz hareket ettirerek ardı ardına gündoğumunu izleyen Küçük Prens geldi aklıma..

9 Kasım 2012 Cuma

şu günler de partnerimle çok görüşemiyoruz, çünkü ben tezimle kafayı bozmuşken o da  kendi işleri ile çok meşgul. oyunlarının sahnelenmesine çok az kaldı, bu yüzden provalardı sahne ayarlanmasıydı, müziklerdi falan derken doğru düzgün uyuyamıyor bile.

diğer yandan iki akşam önce eve çıkacağım arkadaşımla buluştum. zaten evlerimizin arası 5 dakika sürüyor :) yazışırken öğrendim ki evde depresif depresif oturup şarap içiyor, dedim çabuk hava almaya çıkıyoruz. buluştuğumuzda saat 9'u geçtiğinden sokakta pek kimse yoktu ve sağanak bir yağmurun altında ıslanıyorduk. kafası fazlaca güzel olduğundan beni sokak ortasında öpmek istedi, ehh tabi ben de bir kafeye sokup kahve içirip ayılttım. ev bakma olayını hızlandırmaya karar verdik.. şu ara derdi biraz sevgili durumları tabi, eski sevgilisi yanımdayken bile mesaj attı.. o da adam gibi biri ile tanışamamaktan şikayetçi.. grindr'dan da çıkmıyor halbuki :P ben şu "aşk arıyorum" durumunu çözemiyorum, aranarak kendini yormaktan başka ne yapabilirsin ki.. kontrol edemeyeceğin bir şekilde karşına çıkar, bir bakmışsın aynı masada karşılıklı kahve içiyorsundur..

 ahh bir de unutmadan dün dersten sonra okulda biri ile buluştum. bir kaç haftadır facebook üzerinden yazışıyorduk. ben zaten yeni insanarla tanışmayı her zaman seviyorum, ancak okulda kimse ile bu açıdan tanışmayacağım. kampus benim için nötr ortam diye bir kural koymuştum. dün o da yalan oldu.. ama tanıştığıma değdi gerçekten.

şimdi kod yazmaya devam ediyorum.. bana kolay gelsin.

6 Kasım 2012 Salı

4 Kasım 2012 Pazar

aynen benim de böyle uyuyasım var demiş miydim? boynunla kulağının birleştiği yere burnumu dayayıp..
Dünkü blog yazarları buluşması aynen yukarıdaki fotoğraftaki gibiydi işte. nasıl desem, cidden bir rahat nefes alıp muhabbet kuruyorsunuz.

bu seferde gelenek değişmedi, gelenlerin çoğunu tanımıyordum ve fark ettim ki hepsi birbirinden iyi insanlar. tabi biz biraz geç kaldık operadakikazu ile.. onu metro çıkışında beklerken, aklımdan onu bir kurt ya da "bear" kaptığı ile ilgili düşünceler de geçmedi değil. ve kazuyu takım elbisesiz görmek benim için bir ilkti. hep menatplay modundaydık şimdiye dek. :) gelmesine çok sevindim.

Anlatsam bi bok olmaz! ne desem çok özlemişim kendisini. ne zaman saat 4te baksam facebook'ta çevrimiçi olduğundan sözlü bildirimlerimi pratiğe döktüm biraz. hepsi özlediğimdendi cidden, sarılıp durdum.

Patrick cidden uğraştı bu buluşma için. son gördüğümden beri çok değişmiş buldum onu. sakallar çok yakışmış. neredeyse hep ayrı oturduk gibi oldu, bir ara yanlarına doğru kaçabildim. kendisine ve Sarıya fal sözüm var, unutmam. bir de Grindr'la duygusal bağ kurdu diye tahmin ediyorum.

Umayın, kendisi ile çok güzel muhabbet edebildik. ailesi için hayalimdeki aile dedim bir ara. aldığı eğitimlerle verdiği danışmanlıklarla beni şaşkına çeviren birisi. valla iyiki gelmişim dedirtti hani, hayran kaldım ona.

Homorexia ve İçinizdekigay, masadaki tek çift olarak Patrick'i baya bir etkilemişsiniz sanki. maalesef çok muhabbet edemedik, buna üzüldüm.bir de Homorexia'nın sakal modelini çok tuttum, çift olarak ta nasıl da yakışıyorlar.

Lubunik, biraz geç geldi. isimden dolayı çok daha küçük birini bekliyordum sanırım. ismi görünce aklımda lise sonda falan olan biri canlanmıştı, sebebini sorarsanız bir fikrim yok henüz. çok girişken biri kendisi, ama uzak kaldık son oturduğumuz tarafta. :/

Pistis, bu kız yine hiç değişmemiş. zaten çok güzel bir kız, bir de hep anlatacak şeyi bulanan biri. iki büyük artı bunlar tabi. :) kendisi ile muhabbeti çok seviyorum o yüzden, konuşmayı sevmeyen insanla ne işim olur :) koluna dokunmaya korktum buluşmada. çok geçmiş olsun diliyorum tekrar. elleri inanılmaz sıcak bir de.

Arnavut Kaldırımı ile Onur Haftası'nda da yan yana gelip tanışamadığıma üzülmüştüm hep. bu buluşma da onu halletmiş olduk. kendisi ile çok az muhabbet edebildik. tatlı gülümsüyor benden söylemesi.

Yayık Ayranı, koşa koşa gelmişti buluşmaya. geldiğinde kan ter içindeydi yazarımız. iyiki de gelmiş, bir ara feci kedi muhabbeti döndü Umayın, Vida, ben ve Yayık Ayranı arasında. bir ara öbür taraftaki muhabbete döndüm, geri döndüğümde hala kedi muhabbeti vardı. insanın aklına kedi canını senin demek geliyor  :)

Yalnız Vida, kendisi ile birlikte kalktık mekandan. o da kedi muhabbetine kaptırdı baya bir. :)) kaldığı yer benim bisiklet turlarımın kapsama alanında kalıyor onu öğrendim. tabi o yöne her gidip geldiğimde bugün de ölmedim ohh diyorum. :) kendisi genç bir üniversiteli. zaman nasıl değiştirecek, ne alan seçecek merak ediyorum

Kelimelere Sadakat Enstitüsü, hayran kaldım bu çocuğa ben. Tezer Özlü ve Virginia Woolf hakkında dedikleri.. biri çok sevdiğim, diğeri bariz aşık olduğum iki kadın yazar hakkındaki saptamaları.. sevdim seni genç(Patrick'e böyle diyince bana yaşlı diyor).

Sonuç olarak, güzel bir buluşma gerçekleştirdik. BiGayi, GayPandayı, OneGirlTwoBoys'u da andık.uyanır uyanmaz kahvemi alıp bu yazıya başladım, umarım kimseyi unutmamışımdır. muhabbet ettiklerim için anladım ki hepimiz az ya da çok "slut"mışız. bloga eklediğim soldaki resimlere bakarsanız "BIG SLUT" ve "SLUT 4 LIFE" ı görebilirsiniz. üzerine tıklarsanız sizi sitesine götürüyor. konu şu ki, seksi normalleştiren, bundan eğlenen, bunu sağlıklı bir şekilde yaşayıp diğerleri tarafından "slut" olarak görülen herkes için, öyle diyorlarsa bırakın öyle olsun. ehh yani seksten de konuştuk bir sürü konudan olduğu gibi. ve buluşmanın her anı benim için bir zevkti.. biraz erken kalktığıma cidden üzüldüm.

2 Kasım 2012 Cuma

bu aralar çalışmayı abarttım sanki, yine de pişman değilim tabi :)) bugün sevgili arkadaşımla nargile keyfi yaptık Taksim'de, ve beyaz şarap eşliğinde.. biz muhabbet ederken hızlı bir yağmur başladı, tabi güne başladığımızda hava sıcak olduğundan yanıma mont almamıştım.. iyi ki şemsiyem varmış. günü ağzımda çilek tadı ile tamamladım.

yarın bloggerlar buluşuyoruz, arada böyle toplanmamız çok hoşuma gidiyor. en güzeliyse son sefer toplandığımızda tanıştığım kişileri Onur Haftası yürüyüşünde de görmemdi.. cidden önümüzdeki yürüyüşe kimler gideceğiz?? :))

yoldayken partnerim telefonla aradı, anlattıklarından anlıyorum ki tiyatro kolay iş değil.. yine de insanın sesi bu kadar mı iyi gelir birine, telefon açıp bana gazete falan bile okusa iyi gelecek o derece.. :)

bu filmi izlediniz mi: