30 Haziran 2012 Cumartesi

çok güzel bir mezuniyet oldu.:) bir sürü fotoğraf çektim, gece 1 gibi ancak eve gelebildik bizimkilerle.. bir de baya dans ettik. :)

bu arada takip ettiğim anime dizimde sona erdi... iki post önce çizim eklemiştim, o karakterin çizimlerini yapmaya elim çok alıştı. Konu olarak 7 kahraman ruh arasındaki kutsal kase savaşı üzerinden gidiyor, kase tarafından seçilmiş 7 büyücünün çağrısına karşılık veren 7 kahraman ruh en son bir tanesi hayatta kalana kadar kilise gözetiminde savaşıyorlar.

buradaki en çok hoşuma giden şey ise Kral Arthur'un gerçekte bir kız olması.. ancak bunu saklamasından dolayı günümüze hikayesi erkek olarak ulaşıyor.. Kase ile arasında Gılgamış Babil kapısı ile dikilirken, -Arthuria'ya evlenme teklif ediyor, anlaşma yaptığı büyücüsünün emri baya şaşırtıcıydı.. biliyorsunuz ki Arthur kendi varisi tarafından öldürülüyor ve ülkesi iç savaş ile parçalanıyor.. bunun olmaması için Kase'den başka birinin kılıcı taştan çekmesini dileyecek. ancak Emiya Kasenin İran mitolojisindeki tüm kötülüklerin tanrısı Angra Mainyu tarafından kirletildiğini keşfediyor ve Arthuria dileğini gerçekleştiremeden bu dünyadan kayboluyor..

arka plan müziğini bir bulamadığım şu sahneye çok takıldım:



29 Haziran 2012 Cuma

bugün staj yerimden izinliyim, çünkü bugün kep törenim var.. :)) tabi burada anlatsam bi bok olmaz her daim izinli diye de belirtmek istiyorum.( anladı o.. ) :)))

bugün normalde çok daha neşeli olmam gerekiyor, ama dünden beri tuhaf hissediyorum kendimi. okula başladığım benle bitiren ben arasında çok büyük farklar var.. o zaman hep benimle olan kişilerin hala yanımda olacağını tahmin etmiştim.. eski sevgili için üzülme durumlarını çoktan geride bıraktım merak etmeyin. :) sadece ilk 2 sene notlarımın düşüklüğünü ona veriyorum. ve aileme.. boşanana kadar çatlattılar sonuçta.. ablamdan ziyade iki ebeveynin strateji temaları benim üzerime kuruluydu. her neyse.. salla gitsin dedikleri olay..

sonuçta hepsi atlatıldı.. hayatım cidden atlıkarıncada dönüyor gibi.. her tur birbirinden farklı.. :)

 Onur Haftası yürüyüşüne de az kaldı!!


27 Haziran 2012 Çarşamba

bugün stajda boş boş otururken kalemimden bu çıktı..

25 Haziran 2012 Pazartesi


güzel bir hafta sonu oldu.. cumartesi arkadaşımın kep törenindeydim. fotoğraf makinesinin şarjı bitene kadar her halinin resmini çektim.. :)) tabi 4 saat falan ayakta olunca yorgunluktan da öldüm.. sonra soluğu Beyazıt'tan Taksim'de aldık.. akşam Cihangir tarafında en yakın dostlarımdan birinin nişanlısının doğum gününü kutladık. gece yarısından sonraysa tophaneye kahve içmeye indik.. kızlardan ikisine kahve falı baktım hatta. saat 2'yi geçiyorken kalktık..

kahve falı baktığım kızlar bizde kalabilirsin dediler, ama birinde kalma konusunda biraz takıntılıyım sanırım. hemen tanıştığım insanların evinde kalamıyorum. uyumak için bana tanıdık gelen rahat ettiğim bir yer gerek. :) sonrasında ikilemde kaldım. o saatten sonra sevgilimi arayıp ona mı gitseydim, ev arkadaşlarıma gidip onları mı uyandırsaydım tarzında. ilk tercihimi seçip telefonla bağlanma hakkımı kullandım. uyandıracağım için üzüldüm :( Mecidiyeköy'den 10 dakikada evindeydim, fakat 2den sonra hala trafik vardı ona şaşırdım.

o gece anladım ki onunla uyurken kendimi çok güvende ve huzurlu hissediyorum. tabi ancak gün aydınlanırken uyuyabildik. baya hareketli bir gece oldu.

pazar günü biraz da olsa Trans onur yürüyüşüne katılabildim.. şansa istiklal'in girişinde başka bir gösteri de vardı.. dedim tam denk gelmiş..

staj olunca Onur Haftası programının çoğunu kaçırıyorum.. ancak pazar günü olan yürüyüşe mutlaka katılacağım.

 
günün birinde böyle olmak dileğiyle.. How I met your mother'ın Barney'sini tanıdınız mı? :))

21 Haziran 2012 Perşembe

bazı insanlar arasındaki fark yaşama verilen değerle örtüşüyor..

17 Haziran 2012 Pazar

ev taşımak zor iş.  tekrar ailenin yanına geçmek pek iç açıcı gelmiyor bana şu an ama evi boşaltıyoruz bizimkilerle. ev arkadaşlarımdan kız olanın babası ev arkadaşının(ben) erkek olduğunu bilmiyormuş, o yüzden kep atmaya İstanbul'a geldiklerinde ben eşyalarımla çoktan uzaklaşmış olmam gerekiyor.. :) hafta içi stajla meşgul olduğumdan önümüzdeki hafta sonu hepsini halletmek lazım.

bu arada anlatsam bir bok olmaz'ın yazarı ile aynı yerde staj yapmamız çok iyi bir raslantı. :)

cuma gecesi güzeldi, canı çok sıkılan bir arkadaşımın telefonu üzerine bir anda toplandık. sabah 4 gibi eve gelebildik. Taksim gerçekten gece güzel.. tabi hetero arkadaşlarımla takılınca kendimi bir yerden sonra heteroseksüel gibi hissetmeye başladım denebilir.. ta ki o kaslı velet belirene kadar.. kendime geldim ;)

15 Haziran 2012 Cuma

Anlatsam Bi Bok Olmaz ven Patrick ile birlikte Trans Onur Yürüyüşüne bloggerlar, ve katılmak isteyenler olarak katılalım dedik.

E, nasıl katılacağız peki?

Önce örgütlenmemiz gerek. Bunun için bloggerbulusmasi@gmail.com diye bi mail adresi aldık. 

Saat 17.00'da yürüyüş başlıyormuş. Biz 16,30'da aramızda kararlaştıracağımız bi yerde toplanıp katılırız yürüyüşe.

19.00 gibi ise yürüyüş bitiyormuş. E o kadar yürüdük, biraz dinlenip iki hoş beş etmeyelim mi?

Tabii ki de edelim.

Ve yürüyüşten sonra bir yerde oturup hoş beş edilecektir.

Ha dersen ki "Ben yürüyüşe katılamayacağım ama sohbet etmek istiyorum" kabul.

"Yok sohbete kalamam çok geç olur, ben sizinle yürüyüşe katılayım" dersen o da kabul. 

Tarih: 24 Haziran 2012 Pazar
Saat: 16.30
iletişim: bloggerbulusmasi@gmail.com.

Gelmek isteyenin mail atması yeterli.

Katılacak olanlar:




11 Haziran 2012 Pazartesi

 evimizin yeni sakini :)  Lorentz ve Maxwell adlı iki  hamsterımızdan sonra şimdi de bir kedimiz var.. bana kalsa adı robot yasaları ile ünlü Asimov olabilir. :)

10 Haziran 2012 Pazar

bir laf vardı atlıkarıncada bir tur daha kitabında; tek ayağınızı soktuğunuz nehir, ikinci ayağınızı soktuğunuzda aynı nehir değildir diye.. o yüzden bu blogu yazmaya başlarken olduğum insanla aynı kişi olmadığımı fark ediyorum. yıllar önce blog yazmaya başlayan insanla çok daha farklıyız.. ama içerilerde bir yerlerde aynı kişi olduğununda farkındayım sadece eklentiler değişiyor, gelişiyor.. gelecek ve geçmiş "ben"lerimizi içimizde barındırıyoruz zaten ve "ben, kimim?" sorusunu soran tek türüz biz belki de?

hayatta tecrübe etmek istediğim bir çok şey var.. ilişki bağlamında hala ciddi bir ilişki fikri geriyor mesela.. bir nevi bağlandığım şeyleri terk etme üzerinde çalışırken bir yandan birini hayatıma almak tezat düşüyor bana göre. ama pratikte tam tersi oluyor, partnerim dediğim insan sevgilim olmaya başlıyor.. başlangıçta ne kadar sadece seks demiş olsak ta içine duygular giriyor.. belki ilk seferde birbirimize sarılarak uyuduğumuzdan.. yani bir şekilde oluyor.. bir kaç seferdir görüştüğümüzde yanına taşınmamı istemesi kafamı kurcalıyor..