29 Mart 2012 Perşembe

sevgili operadaki beni mim'lemişti geçenlerde.. haberim var da neden yazmadım derseniz. biraz dalgalanmaya başlamıştım, hani gerçekten mühendis olmak istiyor muyum diye.. birlikte çalıştığım hocam yüksek lisansımı güzel sanatlarla alakalı bir konuda yapacağımı düşündüğünü söyledi. birlikte yürüyorduk bunu söylerken, bir anda yürümeyi bıraktı ve bana döndü. gülümseyerek şöyle dedi; " seni ne mutlu edecekse onu seçmelisin.. eğer aklının bir köşesinde kalmasa bana bahsetmezdin..". aslında her konuda olduğu gibi bunda da bir ikiliğim var, cidden biseksüelliğimi bile buna bağlayabilirim. :)

hocamın yaptığı sınav yaklaşık 3 saat 50 dakika sürdü.. ben de sınavım iyi geçerse kendime kahvaltı ısmarlayıp beğendiğim ayakkabıyı alacağım demiştim. bu sabah güzel bir kahvaltı yaptım İstiklâl'de.. sonra da ayakkabıyı almaya gittim, ama 45 numarası kalmış bir tek..1.68 boya 45 numara olmuyor pek :D artık başka mağazadan bakacağım bir ara..

partnerimle her şey yolunda.. geçenlerde fakültedeki çocuğu biraz kıskandı. o da her akşam iyi geceler, her sabah günaydın mesajı atmaya devam ediyor. hatta günaydın mesajını geceden hazırladığı oluyormuş. ben ne oluyoruz diyorum kendi kendime. bence biraz kafası karışık olabilir, altın kural ne istediğini açık etmeyen insanlardan uzak durmaya devam.

gelelim mim'e.. teşekkürler operadaki.. sana Orlando'yu getireceğim bir dahaki görüşmemizde.:)

1.Kendini seviyor musun?
tabi ki seviyorum.. abartmıyorum bunu yaparken, kendimi çok acımasız yargılıyorum arada. sonra üzülüyorum falan, geçiyor ardından. kendimi sevmedim mi gerisi boş geliyor..

2.Yapmaktan hoşlandığın şeyler nelerdir?
bisiklete binmek, koşmak, kitap okumak, yıldızları, gün doğumunu ve gün batımını izlemek.. hayal kurmak, tükenene kadar sevişmek, sevdiğim biri ile uzun uzun öpüşmek, arkadaşım olan kızlara iltifat etmek :D, meditasyon yapmak, elektronik aletlerle oynaşmak, aniden aklıma bir şey geldiğinde düşünmeden yapmak..(hayata heyecan katıyor ama..)

3.Hedeflerin nelerdir?
Dünyayı gezmek, mühendis olmak, eşcinsel evlilik yapmak :D, amatör bir sanat atölyesi açmak, belimi biraz daha inceltip omuzlarımı ve kollarımı geliştirmek :P.. nirvana..

4.Kendini bir cümle ile tanımlayabilir misin?
Kendime haksızlık olurdu bu.. en azından iki cümle olmalı. :)

5.Nefret ettiğin şeyler nelerdir?
Homofobik, cinsiyetçi, nefret söyleminde bulunan, ırkçı insanların varlığı.. ıslak ekmek.. havasız dar mekanlar..

6.Favori filmin, kitabın, şarkın nedir?
Saatler filmi ve kitabı, Atlıkarıncada bir tur daha kitabı, Regina Spektor şarkıları..

7.İlham aldığın kişiler kimlerdir?
Virginia Woolf, Buddha, Maya Angelou, Tiziano Terzani, bir kaç özel isim..

8."Death Note"u sen bulsaydın ne yapardın?
Animede L öldüğü için çok üzülmüştüm. sonra izlemeyi bıraktım.. Death Note'a tepkiliyim, hem bir kere isim yazınca gerisini getirmek gerekiyor.. bana göre değil. şu sahnenin bir çok okuması var.. izlemenizi tavsiye ederim. L'in ölmeden önce kilise çanlarının sesine takılması güzel bir mesajdı..

21 Mart 2012 Çarşamba

bugün modern fizik vizem var.. hani sabahın 5'inde kalkıp kuantum fiziği çalışmakta ayrı bir zevk.. Güneş'in doğuşunu görmek aslında en güzel tarafıydı.. sanırım insan son sınıf olunca dersleri, sınavları o kadar iplemiyor. mezuniyete az kaldı psikolojisi içerisindeyim.

kahvaltı için krep çırptım deli gibi, şimdiyse pişerken çok leziz kokuyorlar.. ev arkadaşlarımla güzel bir kahvaltı edeceğiz.

sevgilim mesajının sonuna "... çok özlendiniz Haplo bey :)) bu gelişinde boynunda daha büyük bir iz bırakacağım:)) ha ha ha!!'' yazmış. bir sonraki görüşmemizi iple çekiyorum ama programım pek iç açıcı görünmüyor..

unutmadan Lady Gaga'nın şu haline bayılıyorum:

19 Mart 2012 Pazartesi

hava bugün inanılmaz güzel.. başka üniversitelerden arkadaşlarım pikniğe gidiyorlar bugün, beni de çağırdılar ama gidemiyorum. aslında tam olarak piknik değil, bir nevi sahil şeridinden şehir turu..

geçen haftayı atlattıktan sonra kendime gelmeye başladım.. annem resmi olarak boşandı artık, benimse içim rahatladı. diğer davalar uzayınca, hayatımın en uzun 2 saatlerinden birini geçirdim ikisinin arasında.. şimdi büyüdüğümü hissediyorum, hayatımda bir dönem kapandı daha iyi bir yere adım attığıma eminim.

geçen akşam partnerimde kalmıştım, güzel bir gece geçirdik.. bir süredir görüşemediğimizden ikimiz de rahat durmadık, o yüzden bugün yine derste boynumdaki izleri saklamak zorunda kalacağım. :)

fakültedeki çocukla da yazışmaya devam ediyoruz.. hani kafamı karıştırıyor çokça. bir iki hafta sonraya düzenlediği partiye davet etti beni. arkadaşlarım ortada belirsiz bir şey yok, direk sana yazıyor diyorlar. belirsiz olan şeyse benim duygularım olabilir, biraz ikilemdeyim şu ara.. bizi yakıştırmış olmaları da üstüne tuz biber ekiyor hani..

..................

bu sabah erkenden kalktım, Walking Dead'in yeni bölümünü izledim. 2 saat kadar da ağırlık çalıştım, şimdi bir duş alıp staj başvurumu yapmaya gideceğim. sonra da derse girmem gerekiyor.. önümüzdeki haftalarda pek nefes alma fırsatım olamayacağa benziyor..

hayat hala güzel.. hatta çok güzel..

bir de twitter hesabı açtım, arada telden bir şeyler yazarım aklıma geldikçe diye.

13 Mart 2012 Salı

geçen sene yapay zeka üzerine fikirlerimi yazdığım defterime şöyle bir şey not almışım:
10.05.11
İnsanlar bazı kararlar alırken ölümü göz ardı ediyor çoğu zaman. Bir yapay zeka sosyal ilişkiler kurarken bu etkeni gözardı etmemeli.. Acaba bunun için bir parametre eklenebilir mi? Mesela ciddiyet seviyesi.. Sonuçta insanlar, -ben dahil, sonsuz yaşamı düşlerken sonsuzdan gelmeyi kavrayamıyor. Bir açıdan bunun nedeni doğumlarını düzenli kutlamaları olabilir mi? mutlak bir başlangıç gibi.. halbuki ilkokul matematiğinde ne kadar basitti; ilkokuldaki sayı doğrusu..

şu şarkıyı mırıldanıyorum aklıma gelince, bazen kampüste yürürken :))
....
One day they woke me up
so i could live forever
it's such a shame the same
will never happen to you
....

11 Mart 2012 Pazar


Cuma akşamı ev arkadaşımın doğum gününü kutladık, fakültenin lab'ında pasta kestik ders başlamadan. akşam da hep birlikte kadeh kaldırdık falan. çok hoş oldu. bizimkilerle birleşip seveceği tarzda bir trençkot aldık kendisine. baya beğendi.

ne uyuduğumdan ne yediğimden ne okuduğumdan bir şey anlıyorum.. bazı fonksiyonlarımı kapatıp, sınırlı enerjimi korumaya çalışıyorum gibi.. yazmak istediğim çok şey oluyor ama pek yazmayı beceremiyorum.

şimdi "management" klasörüme düşen takvime bakarak, projenin deadline'larını görüyorum. önümde uzun bir maraton var.. belki yarışmanın Japonya ayağına da katılabiliriz.. bunu isterim gerçekten. ailevi konuları bu hafta çözüp, yaptığım işe odaklanmam için bir silkeleneyim. bir işi tam performansımda yapmadığım sürece huzursuz olmamı engelleyemiyorum.

aklıma şu geldi LOTR'dan:
"But no living man am I! You look upon a woman. Eowyn I am, Eomund's daughter. You stand between me and my lord. Begone, if you be not deathless! For living or dark undead, I will smite you, if you touch him."

~Eowyn confronting the Witch-King of Angmar at the Battle of Plennor Fields

8 Mart 2012 Perşembe


"kişi kadın doğmaz kadın olur." -Simone de Beauvoir-

herkese sevgiler..

bu videoyu da çok beğendim.

6 Mart 2012 Salı

Günaydın herkese,

şu son iki gündür hava ne kadar güzel. ders çalışmak dışında içimden her şey geliyor, ama yine de idare ediyorum işte. :) dün öğle arasında Operadakikazu ile buluştuk tekrar, bana okumam için verdiği kitabı götürdüm. o da bana S*ktir Et kitabını getirmiş, ama ben önceden okumuştum bir kısmını ve yarısından sonrası pek sarmamıştı kitabın.bir daha buluştuğumuzda da V.W'tan Orlando'yu götüreceğim ona.

uzun bir dönemden sonra 8 saat uyku bugün çok güzel geldi.. biraz ders çalıştım kalktığım gibi, sonra da sabah sporumu yaptım. umarım bugünkü kısa sınavım güzel geçer.. sanırım akşamda sevgilimde kalacağım, arkadaşlarımdan biri yurt dışından geldiğinde arkadaşlarımla tanıştırmayı istiyorum onu.

şu sıralar bir kişiden daha hoşlanıyorum, aslında daha önceden bahsettiğim çocuk. hafta sonu zaten bizde kaldığında film maratonuna giriştik. dün dersten sonra birlikte yemek yemek için 40 dakikamız falan vardı, sadece biz olalım istediğinden diğer arkadaşları ekmek zorunda kaldım. birlikte yemek yedik ve muhabbet ettik, sonra 10 dakikadan fazla benimle birlikte İstinye Parka kadar yürüdü kampusun içinde, sonra da derse döndü. ben de Operadakikazu ile buluşmaya gittim. bu hareketi çok hoşuma gitti, gerek olmadığını söylesem de, öğle arasını bana ayırmak istemiş. tam olarak yönelimini bilmiyorum, ama umrumda olduğunu da sanmıyorum. attığı mailler, şarkılar, mesajlar şu sıra baya yetiyor. hem belki de iyi bir arkadaş edinmişimdir, sadece öyle bir belirsizlik var. iki kişiden hoşlanma durumu o kadar da zor değilmiş, zaten sevgilimle açık ilişkide olduğumuzu söylemiştim.. kısacası olduğu haliyle biraz karmaşık olan bu durum şu sıralar beni mutlu ediyor ..

4 Mart 2012 Pazar

Diğer bir mim'de sevgili Luna'dan geldi. kendisine teşekkür ederim öncelikle. :)

5N1K:
Ne?
Nerede?
Nasıl?
Ne zaman?
Neden?
ve Kim?
tarzında bir sıralama izleyeceğim şimdi..

1.Ne?
Yurt dışında bir teknik üniversiteye gidiş.
2.Nerede?
aslında bu soru nereye diye olmalı.. Delfi ya da Munich teknik üniversitelerinde feci gözüm var.
3.Nasıl?
Delfi'ye Erasmus ile gitme şansım var yüksek lisansta.. ya da Munich tekniğin sınavına girip, Almanca Toefl verdiğim gibi 2. yüksek lisansımı tam istediğim alanda yapmayı başarmak mesela..
4.Ne zaman?
yaklaşık 2 sene sonra ne azı ne fazlası..
5.Neden?
vaktiniz geldiğinde bir yerden ayrılmanız gerektiğini hissettiniz mi hiç?
6.ve Kim?
bencillik gibi gelmesin ama kim sorusunun cevabı: ben! ben! ben!... hayatımın "ben" odaklı olması gerektiği bir zamandayım sanki.. fark ettim ki, yaklaşan boşanma davası, ara buluculuk çabaları, herkesi mutlu etme çırpınışları içimdeki mutlu beni alıp götürüyor.. akan enerjimi kendinde topluyor, bana avucunu yalayıp odamda perdeyi kapatıp uyumak kalıyor..
yasemin kokulu bir hayat blogunun yazarı, biricitconsungunlugu beni mimlemiş. kendisine teşekkür ederim öncelikle. :)

1-Hayatınız filme çekilse adı ne olurdu ve soundtrackinde hangi şarkılar yer alırdı?
Düşündüm de hayatım bir film olsaydı, adı atlıkarıncada bir tur daha olurdu.. hayatımı ikinci bir şans olarak görüyorum çünkü ve her günü de atlıkarıncamda bir tur daha atıyormuş gibi yaşamak istiyorum.. soundtrackleri ne olurdu dersem; Regina Spektor, Yan Tiersen, Akira Yamaoka, Amy Winehouse ağır basıyor şu sıralar.
2-Bir şeyleri değiştirme gücünüz olsa, neyi ya da neleri değiştirirdiniz?
kendimle ilgili değiştirmek istediğim bir şey bulamadım pek şu an, hepsini olduğu gibi kabul edeli bir süre oluyor..
3-Sizi en çok etkileyen sinema sahnesi ya da sahneleri?
The Reader: evden ayrılmadan önce Hanna'nın çocuğu baştan aşağı yıkayıp, ardından seviştiklerinde ağladığı sahnelerdi.. sanki çocuğu kirletmiş, ayrılmadan önce temizleyip ortadan kaybolur gibiydi..
The Hours: Virginia Woolf'un Sussex nehrine cebinde bir taşla girdiği sahne ve Richard'ın Clarissa'ya veda edip kendini camdan boşluğa bıraktığı sahneler.. V.W'un kocasına yazdığı mektubun sonu ile Richard'ın Clarissa'ya olan son sözü aynıydı: " bizden daha mutlu olabilecek iki insan yoktur.".
Amelie: filmin beni etkilemeyen sahnesi var mı acaba.. ama şu an aklıma gelen çocukla ilk birbirlerini öptükleri sahneler.. sonra da çocuğun Amelie'nin göğsünde uyuduğu sahne. :))
4-Yaşadığın şehir bir günlüğüne yalnızca sana tahsis edilmiş, senden başka hiç kimse yok. Ne yaparsın?
Sokak sanatına süregelen bir ilgim var.. boyamak istediğim çok duvar var. :))
5-Şu sıralar ilgiyle takip ettiğiniz diziler?
The Walking Dead
The Secret Circle
The Big Bang Theory (içlerinden birinin benimle aynı mesleğe sahip olması beni koparıyor zaten)
Bir Erkek Bir Kadın