30 Kasım 2011 Çarşamba

bu ara pek bir şey yapmadığımın farkındayım, sürekli ders çalışıyorum ve fırsat bulursam uyuyorum. az önce geldim okuldan, dün akşam 9'a kadar okuldaydık arkadaşlarla.. eve gelince o aradı,ne zaman görüşeceğimizi konuştuk. ve gece yarısına kadar çalıştım tekrar, sonra uyumayı denedim,biraz debelendim yatakta falan. sonra gece 3'te uyandım. maillerimi kontrol edip cevap yazdım bir kaç kişiye.. günün aydınlanmasını gördüm.:) hazırladığım sunum güzel geçti bu sabah..

fakültede bir biseksüel çocuk olduğundan bahsetmiştim, hani yemekhanede bir olay yaşamıştık.. dün kantinde karşılaştık ben hocamın görüşme saatini beklerken.. alanımdan ve severek çalışmamın güzel olduğundan falan bahsetti, bir kız arkadaşı var bu ara.. sevimli bir şey kız. =) "hadi hayırlı olsun genç" dedim, dudak büktü, teşekkür falan etmedi. ben de üstelemedim, zaten çok farklı olduğumuzu söylemiştim. bir kaç defa sevgili olmayı teklif etmişti ama kendisi bana çekici gelse de, gerisi biraz boş geliyor.. sosyal ve kültürel anlamda..

şimdi biraz uyumalıyım, radyoda tatlı bir opera parçası var.. 2 saate kalkarım :)

27 Kasım 2011 Pazar

evet 3. haftaya giriyoruz görüşemeyeli.. ya o'nun işinden ya da benim ders çalışmam gerektiğinden.. demin aradım bir yarım saat konuştuk, öğlen aradığında ödevlerimi yarım bırakamayacağımı söyledim. yarım bıraktığım bir şeyi hocalara teslim etmek istemiyorum, hele ki projemde çalıştığım hocama.. o da anlayış gösterdi, çünkü bir iki saatte bitecek bir şey değil hiçbiri.. ama şöyle ki zaten iş yerinden aramışlar, yarın sabah 6 gibi evden çıkması gerektiğinden görüşmemizi ertelememiz iyi olmuş. bir şekilde anlaşmayı başarıyoruz. iki "işkolik" insanın bir araya gelmesi de güzel bir şey bence. :) neyse ki haftaiçi bir gün bunların acısını çıkaracağız.. ve anlayışlı biri ile karşılaştığıma mutluyum :)

26 Kasım 2011 Cumartesi

dün güzel geçti baya bir, öncelikle burger'ın önünde buluştuk İstiklâl'de. sonra kol kola yürüdük arkadaşlarımla muhabbet ederek.. tabi öğrenci bünyesi aç oluyor, Tramvay'a girdik yemek yedik. hem dostlarımdan biri çok odun, şöyleki gruptan ikisi bir ara sevgili olmayı denemişlerdi.. ilk sevgili olarak buluşmalarında aynı yerde yemek yediler.. bunu ben bile biliyorum :) bu çocukta tam içeri girmeden, siz burayı denediniz mi daha önce ben hiç girmedim dedi... tabi kız arkadaş baya bir bozuldu, kim olsa bozulur.. yani insanın ayı olması için hayvan olması gerekmiyor bazı durumlarda diyoruz biz buna .:)) sonra nargile içtik tabi, yıllardır gittiğimiz yeri değiştirmek istiyoruz, bakalım Taksim'de nerede karar kılacağız nargile için.. önerilere açığım.. sonrada otobüsle Cerrahpaşa'ya gidip doktor beyimizin arabasını aldık, beni de eve bıraktı gece 1'i geçiyordu.

notebook'uma format atayım derken, xp cd'si bulacağım diye baya bir araştırdım odamı.. sonra neler buldum neler annemin kullanmıyorum diye kaldırdığı şeylerin arasında. tabi en ilginci eski cüzdanımı bulmuş olmam. içinden çıkanlarsa komik biraz.. iki küçük paket kayganlaştırıcı varmış hahaha. baya güldüm onları görünce, neyse lazım olur diyip çantama koydum. :P arkadaşlarımın vesikalık fotoğraflarını buldum. kan grubu katı B+, vergi numaram ki kalmadı öyle bir şey artık, kendi çizdiğim ufacık iki melek figürü.. ve iki tane Atatürk resmi çıktı.. kullanmadığım cep telefonu numaram ile eski ev adresim de duruyor kaybolursa biri bana ulaşsın diye. :) bence hoş anılar, o cüzdanı elime aldığım anların bir kısmı geliyor aklıma.. yeni birileri ile tanıştığım günler, onla bira içişlerim, birlikte maça gittiğimiz günler, atari salonunda çıkardığım bozukluklar falan. böyle acaip şeyler geldi aklıma..

hiç düşündünüz mü? hatırlayabildiğiniz en eski anınızı, en huzurlu ve mutlu olan en eski anınız.. benle paylaşırsanız belki ben de paylaşırım :)


YENİDEN DOĞUŞ

tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendine tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek
ben bu ayette seni ah çektim, ah
ben bu ayette seni
ağaca ve suya ve ateşe aşıladım
yaşam belki uzun bir caddedir,her gün filesiyle bir kadının geçtiği
yaşam belki
bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı
yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur
yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır
ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi
şapkasını kaldırarak başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle "günaydın" diyen
yaşam belki de o tıkalı andır
(...)


Ve Yaralarım Aşktandır, Furuğ Ferruzâd,
Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

arada sevdiğim şiirlerden paylaşsam mı diyorum bu blogda...

25 Kasım 2011 Cuma

bir sağlam uyumuşum ki sormayın, günlerin uykusuzluğunu attımn. ehh iki haftadır o'nu görmeyince biraz yatakta oyalanmam gerekti, sonra kalktım duş aldım falan.. birazdan çıkıp kampus yolunu tutacağım.. bugün boş günüm normalde, ama arkadaşıma programlama çalıştıracağım.. sonra bir lab'a uğramam gerekecek.

bugün cuma olduğuna göre akşam dostlarımla kahve içeceğim, sonra ailemin evine geçerim. bakalım neler yapıyorlar..

23 Kasım 2011 Çarşamba

şöyle içim geçmiş az önce, saatlerce uyumuşum sandım ama baktım ki ben son saate bakalı 34 dakika geçmiş.. yarınki sınavlarıma hazır gibiyim, son kontroller yani.. umarım iyi geçer de çalıştığımın karşılığını alabilirim.

gözlerim iyice astigmat ötesi oldu sanırım, dün sınavdan çıkışta bir kız arkadaşla muhabbet ediyoruz fakültede, merdivenlerin tepesinde bir kız gördüm. hani şu hoşlandığım kız sandım gülümsedim ben de hafif "cool" :P.. meğer o değilmiş, merdivenlerden inerken hatun da bana gülümsedi, yanımdaki arkadaşa kısa bir şey söyleyip bana dönüp tekrar gülümseyip gitti. gözlük şart oldu kısaca..

bu sabah yataktan kendimi vinçle kaldırdım şaka maka.. hemen hazırlanıp okula gittim ama içim uyuyor metroda... tam ders saati vardım, 5 dakika geçti kimse yok, 10 dakika oldu yine yok.. 20 dakika sonra hoca geldi, bu kadar mısın-ız? diyip gülümsedi.. projem nasıl gidiyor diye sordu.. hiç tek kişi diyip dersi bırakmadan anlatmaya başladı, ikinci dersin sonunda diğer bir arkadaş gelince, "Haplo, rica etsem sen en baştan arkadaşına anlatır mısın?" diye sordu. bence bugün hocamın gözüne girdim, çünkü her hafta düzenli çalışıyorum, tüm ayrıntıları ile anlattım konuyu.. kendimi azıcık akademisyen gibi hissettim.. 30'larımda prof. olmuş olsam ya..

22 Kasım 2011 Salı

günler geçip gidiyor, anlamıyoruz nasıl olduğunu.. şuan kafam çok yorgun, hemen uyumayacaktım ama sevgilim telefonda uyumak için ikna etti.. sesim çok yorgun geliyormuş :/ maalesef pazara kadar görüşemeyeceğiz, yarın akşam için görüşüp görüşemeyeceğimizi sordu fakat sonraki gün iki sınavım olunca cehennem gibi ders çalışıyor olmam gerekiyor.. sonrasında cuma sabahta onun iş için 6 gibi kalkması gerektiğinden ki,perşembeyi de iptal ettik.. pazar için anlaştık ama.. :)

benden rica ettiği filmlerin çoğunu buldum ayrıca.. beni yakından tanıyan arkadaşlarım ne kadar zor sevgi sözcükleri sarf ettiğimi bilirler.. hislerimi çok rahat söyleyemem, ama az önce telefonda ona özlediğimi söyleyebildim ki bu iyi bir adım. öncesinde yazabilmiştim bir iki defa mesajla.. :D adım adım böyle işler..

21 Kasım 2011 Pazartesi

Günaydın herkese,

saatimi 4'e kurmuştum ama duymamışım bile, 7'de ayaktaydım..bugün bir vizem var. o geçtikten sonra, bu hafta teslim edilecek bir ödevimle iki vizem kalmış oluyor..

bu arada blogger buluşması da yaklaşıyor.. hafiften heyecanlı bir şey. bu hafta en çok İstanbul Modern'i ziyaret etmek istiyorum, ancak haftaya kadar beklemek zorundayım enazından.. bu cuma dostlarımı göreceğim, ancak öncesinde perşembe akşamını o özel kişide geçirmeyi planlıyorum, bu sefer sakallarımı uzatıp gideceğim diye anlaştık.. yüzü tahriş olmasın diye genelde traş oluyordum çünkü.. :) cuma sabah ondan çıkıp bir arkadaşıma programlama sınavı için bir şeyler öğreteceğim. böyle bir haftalık programım var..

bir de arkadaşım, ki o kendini biliyor :P , beni gidecekleri operaya davet etti.. ohh evet bayılırım :)

20 Kasım 2011 Pazar

www.allout.org/russia_silenced

"..In 48 hours, political leaders in Russia will vote on a law that makes speaking out as a gay, lesbian or trans person ILLEGAL...."

bu siteye bir göz atıp mümkünse bir imza bırakmanızı dilerim.

iyi haftalar..

19 Kasım 2011 Cumartesi

"hayatım nekadar hızlanırsa kendimi okadar ekvatora yakın hissediyorum, hız en yüksek.. fırlatılmaya hazır bir roketin faydalı yük bölümündeyim sanki..bir sürü yörünge seçeneğim var.. bazen o kadar yavaşlıyor, hiç bir yenilik yokmuş gibi geliyor.. kutuplardaki gibi soğuklaşıyorum.. hani fırlatsalar kutupsal yörüngeden başka seçeneğim yokmuş gibi.. evet belki derinsin, ama koca bir evren var.. nekadar derin deseler de o evrenin yanında yine de sığ kalıyorsun, kalıyoruz.. göreceli bir kavram :)

ve şöyle düşün, hepimiz öleceğiz.. niye bukadar çabalıyoruz demişsin, acaba çabalamasan, biraz da olsa hırs yapmasan ve ölsen ardından.. amaçlarına ulaşmak için çabalamadan öldün diye üzülmez misin? ya da ya elimden geleni yaptım ama varacağım yere ulaşamadan hayatım son buldu. ama yine de elimden gelenin en iyisini yaptım diye düşünerek rahatlamaz mısın?" diye bir yorum yazdım Beyaz Çiklet'in bloguna. öyle bir paylaşayım dedim...

18 Kasım 2011 Cuma

ailenin yanına gelmek güzel bir şey, bu haftaki uykusuz günlerden sonra bugün biraz dinlenirim diyordum ki, 2 buçukta uyumama râmen saat 6'da dikildim ayağa.. telefonla arkadaşımı uyandırayım dedim, o zaten 4 buçuktan beri ayaktaymış.:)

her dönem ders programımız belli olduktan sonra haftanın bir gününü seçeriz ve o günün akşamı toplanırız bizim grupla.. akşam yemeği yeriz, kahve içeriz.. bazen atari salonunda bazen bowling ile kozlarımızı paylaşırız, çoğunlukla yanımızda bilim teknik dergisi olur ve konular üzerinde tartışırız. bu dönem cuma günlerini belirledik.. yavaştan hazırlanırım birazdan. bu hafta 3 vizem var o yüzden motivasyona ihtiyacım olacak.

dünkü sınav öncesi yerlerimizi aldık, şu bahsettiğim arkadaşın arkasına oturdum. ev arkadaşım da onun önündeki sıraya geçti. bir ara çözümlü sorulara bakarken, bu çocuk önümden kalkıp yanıma geldi ve nereden aklına geldiyse gömleğinin düğme yerlerinden tuttu,açarak patlatayım mı diye soruyor. anlamadım, dedim ben de. siz olsanız ne derdiniz? bence komikti.. öyle aklına gelmiş, ev arkadaşıma yap dedim ben de gülerek. yok bir kıza yaparsa tuhaf kaçarmış. yok abi dedim bu da yeterince tuhaf. sonra tek düğmesini açtı, pencere açtım diyor. kendimi tutamayıp baya güldüm, sinirim bozuldu. ev arkadaşıma sordum, ya ben belli mi ediyorum kendimi diye. şımarıklığım tuttuğu anlar hâriç pek belli ettiğim söylenemez hani kendimi.. zaten belli edecek bir şey yok, hep olduğum gibi takılıyorum. herneyse, şöyle ki sanırım beni yakın gördüğü için biraz şakalaşıyor benimle.. ama yaptıkları da soru işareti de bırakacak cinsten yahu..

16 Kasım 2011 Çarşamba

dün gece bir yandan tek kolumla biceps çalışıp diğer elimde ders notumla etrafta dolanıyordum, bugün kollarımı tam dışarı açamıyorum, sanırım kendimi fena yormuşum. sabahta uyanamadım, çünkü gün çok karanlıktı.. normalde kendim uyanırım zaten ama müzikle uyuduğumdan alarmın sesi ninni gibi gelmiş olabilir.. odamın tavanına yıldızlar yapıştırdım, tam bir yol gibi, en uzak kısma da en büyük olan yıldızı koydum.. karanlıkta bir yıldız yolu gibi gözüküyor, o büyük yıldız şamanların inancındaki gibi GökTanrı'yı hatırlatıyor bana..

ben de bir güzel temizlik yaptım, hamsterla oynadım biraz. uyku sersemi fena ısırıyor. şuan ev mis gibi kokuyor, ben de ders notlarımın başında arkafonda jazz parçalarla ders çalışıyorum.. az önce telime baktım eski sevgilim aramış.. hmm.. sanırım kimleyse işler pek yolunda gitmemiştir. moralini düzeltmem için arıyor olabilir, hiç olmadı kafası karışmıştır efes dark içerken konuşmak istiyordur. ;) bakalım yakında çıkar kokusu.. şimdi geri arayamayacağım.. son görüştüğümüzde İstiklal'de insanların buluşma için beklediği yerde çat diye boynumdan öpmüştü, biraz utanmıştım.. sadece biraz. :)

15 Kasım 2011 Salı

az önce okuldan geldik, önce sıklıkla yaptığımız gibi kampusun ortasındaki fotokopicide durup eksik notlarımızı tamamladık. gelir gelmez mutfağa girip yemeklerimizi pişirdik, hatta ev arkadaşım yarınki yemeği de pişiriyor şuan. karnıbaharı çok severim. :)) neredeyse vejeteryan bir insanım..

bugün kütüphanede bitirme projem için bir tez üzerinde çalışıyordum, ilk derse girip girmemek arasında ikilemde kaldım. sonra arkadaşım yanıma gelince birlikte derse girdik. normalde en önde otururum, bu sefer bir arkaya başka bir arkadaşın yanına geçtim. arada fısıldaşlaşmaya başladık, bir haftada 6 vize koymaları üzerinde biraz yorum yaptık.. ev arkadaşım saçlarını kısaltmış neredeyse erkek arkadaşı ile aynı model olmuş :) ona mı benzemek istedi acaba falan derken sonra konu nereden geldiyse bir insana bakıp etkilenmeye geldi, bir erkeğin diğerini görmek istemesinin tuhaf kaçacağını söyledi bir ara.. içimden nereden geldik ki bu konuya dedim. her neyse sonrasında bana yakışıklısın ama seni görünce etkileniyor olsam işte ondan korkmam gerekirdi falan dedi. kendimi tutamadım güldüm tabi ki, içimden de niye bunu konuşuyoruz ki geçiyor.. ben de dayanamadım korkulacak bir şey değil milyonlarca insan var bu şekilde yaşayan dedim. durdu, hoşlanmıyorum hiç bu tarz şeylerden dedi. ben de hoşlanmak zorunda değiliz ama saygı duyabiliriz dedim..

alt sınıftan bir kızdan hoşlandığımı biliyor, o yüzden konuyu kendi üzerimden çekmek istedim.. ama yine de geri adım atmış gibi de hissetmedim. durup dururken konuyu niye bu kısma çekti merak ediyorum, iç dünyasından neler geçiyor acaba demeden edemiyorum? özellikle arada birbirimize çok benziyoruz demesi bana ironik gelmiyor değil. :)

14 Kasım 2011 Pazartesi

merhaba blog,

haftaya aslında güzel başladım,çünkü dün gece O'nda kaldım.. farkettim ki bazen nekadar erken O'na gitsem de bir film izleyecek kadar boş kalamıyoruz. :) filmi iki seferde ancak bitirebiliyoruz. bayramda kendi başıma bir tepsi baklavayı tükettiğimden, biraz kilo aldım denebilir.. hatta birazdan biraz fazla.vizelerden sonra iyice spora vermeliyim kendimi, artık haftada 2 gün değil, birer gün ara vererek yapacağız arkadaşımla.. eskisine göre çok daha iyi bir vücuda sahibim, ancak partnerim o kadar kaslı ve tatlı olunca kendime çok daha özen göstermek istiyorum.. :)

bu sefer laf arasında 9 gün tatil içinde birileri ile görüşüp görüşmediğimi sordu, ben de ona ayıracak vakti ancak bulabildiğimi söyledim.. biraz ucu açık bir cevap oldu, kabul. o da benle görüşmeye başladığından beri, 3.ayımız bitecek yakında, kimse ile görüşmemiş. hayatımda bir kere "one night stand" yapayım dedim, durum şuan bu şekilde. ama ilk görüştüğümüzde sevgili aramadığımı, vakit ve enerjimi ayırmakta güçlük çektiğimi söylemiştim. sanırım o da bunu göz önünde bulundurarak bunu bir açık ilişki olarak algılıyor. ben de kesin olarak şuyuz demeye yanaşmıyorum, o da beni hiç sıkmıyor. geçirdiğimiz vaktin her anına değiyor, her seferinde birbirimizin bedenini keşfediyoruz, sınırlarımızı zorluyoruz. daha önce hiç bukadar pasif sevişmediğini söylüyor, sarılırken arada ağzından " seni seviyorum" lafı çıkıyor. ben henüz diyemiyorum.. "bizi seviyorum." demek daha çok hoşuma gidiyor.

üzerime sinmiş kokusunu duymak çok hoşuma gidiyor şuan, önemli olan bu diyorum. sorgulamadan, elime geçenle mutlu olarak hayatıma devam ediyorum. az önce projem için hocama bulduğum iki makaleyi gönderdim, işim başımdan aşkın.. tam da vizelerin yoğunlaştığı şu 2 hafta başımı kaşıyacak vaktim yok.

10 Kasım 2011 Perşembe

Harici diskimdeki fotoğraflara bakıyordum ve bazı fotoğraflar gerçekten hoşuma gitti.. ve burada paylaşmak istedim. mesela ilk fotoğraf, annemin aksine yükseklik beni hiç etkilemez. uçurumlarla ilgili heyecanlı anılara sahip olsam da oturup sakince izlemeyi de sevmiyor değilim..

tabi bulutlara yukarıdan bakmakta çok hoş bir deneyim..

bu sene ne zaman kar yağar bilmiyorum ama, karın üzerine uzanmayalı kaç sene oldu?
negro olmasaydı hayat benim için gerçekten baya zor olurdu.. negro yediklerinde beni hatırlayan yakın arkadaşlarım var. :)
off-road inanılmaz zevkli bir şey.. tabi araç çamura saplanınca hep birlikte kaldırmak, olmadı başka bir araçla çekerek kurtarmak gerekiyor.
aracı saplandığı çamurdan çıkardıktan sonra pek temizlenemiyorsunuz tabi..

Ufak yeğenle salıncaklarda sallanmakta beni baya eğlendirir.. küçükken salıncaktan düşüp kafamı yarmıştım.. aslında kalkarken salıncak arkamdan ivedi şekilde gelip yıldızları saydırmıştı..
Sırt çantamı doldurdum mu istediğim yere gidebilmeliyim..
çilekli pasta ve tatlılar...dünya çok daha güzel ozaman!
lisedeyken amuda kalkarak not alırdık, sınıfta kafasının üzerinde dönerek not alan tek kişi bendim.
arkadaşımın köpeği ile sahilde yüzüp oynadıktan sonra, kesinlikle tekrar bir köpeğim olmalı..!
evet, bazen ayaklarımın yere basmadığı oluyor.. aslında çoğunlukla öyle. :)
ufak kağıtlara modeller çıkarıp, sonra daha büyük çalışmayı seviyorum.. ama nedense o küçücük kağıt daha değerli oluyor gözümde..
aile fotoğrafını hapşırarak çok iyi bozabiliyorum, tabi bir kaç saniye öncesini yakalayınca tuhaf bir yüz ifadesi oluyor..

9 Kasım 2011 Çarşamba

bayram tatili çok güzel gidiyor, ailemle vakit geçirmek çok iyi oldu.. her zamanki gibi bir sürü aile fotoğrafı çekildik aynı koltukların üzerinde.. tarihleri ile sakladığımız fotoğraflara bakıp sonra nekadar değişmişiz anlıyoruz. bu bayramın en güzel yanı iş için aldığım kıyafetlerimden bir takımı giymem oldu, çünkü herkesten çok güzel yorumlar aldım. :)) tabi spor yaptıkça kıyafetler üzerime çok daha iyi oturuyor..

ailenin bir kısmı çok yakın bir kız arkadaşımı sevgilim sanıyor, aslında anneme açılmadan önce o da öyle sanıyordu.. ama hala favori gelin adayı kendisi, arkadaşım da bu durumdan çok memnun. benim için de onun için de eğlenceli oluyor bu durum. bugün masada bir tanıdığımız erkek arkadaşını ailesi ile tanıştırmış, onun konusu geçerken ablam tanıştırırsa ben de tanıştırırım, o zaman büyük olay olur dedim. ailenin geri kalanı espriyi anlamazken, ablam ben ve kuzenim baya güldük. annem biraz duymadı (!).. :)

O aklımdan geçerken bu ara kendisinden iki seferdir mesaj alıyorum.. sanırım kalp kalbe karşı olayı oluyor. ben de sabah uyandığında güne mutlu başlasın diye ara sıra ufak mesajlar atıyorum sabaha karşı.. aramızda hoş bir bağ var ve tadını çıkartıyorum, ama tatil dolayısıyla ailemin yanındayım ve mümkün olduğunca sürekli ders çalışıyorum. projem için de makaleleri okuyup notlar çıkarmam gerekiyor, denklemlere göre eski ders notlarımı açıp baştan çalışıyorum. sistemli çalışmak benim işim.. hayat rutine girse de dolu dolu günleri geçirmek hoşuma gidiyor, boş kalmak bana göre değil.. unutmadan bugün arkadaşımla görüşmeden önce 3 tane kitap aldım: ingilizce olarak William Shakespeare -Macbeth ve Hamlet, diğeri de Lewis Carroll-Alice's Adventures in Wonderland...

"Down, down, down. Would the fall never come to an end! 'I wonder how many miles I've fallen by this time?' she said aloud....

Down, down, down. There was nothing else to do, so Alice began talking again. 'Dinah'll miss me very much tonight, I should think!' (Dinah was the cat.)"

4 Kasım 2011 Cuma

dün akşam Lambdaİstanbul'daydım arkadaşımla, saat 7'den 9'a kadar sürdü söyleşi.. bence ayırdığım zamana değdi. sitesinden şöyle duyurulmuş:

"Sunum/Söyleşi

Yeni Anayasa yapım sürecinde LGBT’lerin eşitlik ve anayasal tanınma talepleri, dünyadaki uygulamalar ve LGBT’lerin yurttaşlar olarak demokratikleşme/sivilleşme sürecine olası katkıları hakkında söyleşiyoruz."

zaten 20 kişiden fazla değildik, ve şunu farketmek güzel oldu.. farklı bir cinsel yönelime sahipseniz, sokağa çıktığınızda ya da toplumu kapsayan bir konuda kendinizi bu kimlikle hissetmeniz çok olağan. çünkü sizi en çok ayıran şey bu oluyor, ama LGBTQ toplumu içindeyseniz, benim gibi biseksüel kimliğiniz geri plana geçip diğer kimlikleriniz öne çıkmaya başlıyor. bu gizli olan, ya da benim gibi kısmen gizli yaşayan biri için çok güzel bir deneyim.

Anayasa konusuna gelecek olursak, bu konuya gönül vermiş kişiler var. "cinsel yönelimler" ibaresi ne kadar iki kelimelik olsa da, çok şey ifade ediyor. yasalarda olması gerektiği kadar, yasaları uygulayanların da bunu idrak etmesi gerekiyor. o yüzden çokta umutlu değilim ben, ancak o iki kelime çok daha elle tutulur bir amaç.. insanları etrafında toplayıp onları motive etmeye yetiyor..

1 Kasım 2011 Salı


güne bulaşık yıkayarak başlamak sabah sporu yerine geçer mi merak ediyorum :) çünkü baya bir bulaşık yıkadım az önce, birazdan okula gidip ödevimin çıktısını alacağım. sonra da arkadaşımla spor salonunda çalışacağız.. ardındansa derse girip not almaca.. benim salı günlerim böyle geçiyor.biraz rutin bir insanım ne yazık ki bu ara..

bayram tatilini iple çekmiyor değilim.. perşembe sınavdan çıkıp tatile başlamış olacağım. kitaplarımı bitirmek, sevgilimden aldığım filmleri izlemek istiyorum.. :) bu hafta görüşemeyeceğiz demiştim ama, tabi dayanamayıp cumartesi akşamı soluğu yanında aldım. gayet güzel geçti.. pazar sabahı 9da kalkıp bir duş aldım. çıkmadan biraz daha sarılıyım kokusu üzerime sinsin istemiştim.. ohoo ikimizde uyumuşuz sarmaş dolaş.saat 12'ye 10 vardı uyandığımda. ışık hızı ile giyinip çıktım sanki.:) tabi o benim bu halime gülüyordu baya bir.. :) başkaları ile de görüşüp görüşmediğini bilmiyorum aslında, ama bunu nedense önemsemiyorum bir açıdan.. ben okul bitene kadar ilişkilere ara verdiğimi düşünmüştüm, bir macera yaşamak istedim ve karşıma bu çıktı. o yüzden ne sorguluyorum, ne de irdeliyorum. halimden çok memnunum..

amacım buradan göç etmek, okul bitince ailem İzmir'e taşınmayı planlıyor.. bense yurtdışında ikinci yüksek lisansımı ya da doktora yapmayı.. çalışma masamın önündeki posterde şöyle yazıyor:"Göçü tanımlayan şey mesafe değil,amaç:beslenmek, üremek, kısaca hayatta kalmak için bir yuvadan diğerine yol almak. Şair W.S. Merwin'in "hatırlamak üzere yola koyulmadan önce sahip olmadıkları bir anının izini sürerek" dizesinde, güneye uçan kuşlara gösterdiği hayranlığı..." diye devam ediyor.. benimki de sahip olmadığım anıları kovalamak misali, kısaca hayatta kalmak için yapılmış bir hareket olacak sanırım..