27 Eylül 2011 Salı


az önce okuldan geldik arkadaşlarımla, gelirken de biraz alışveriş yaptık marketten. onlar yemek yapmaya giriştiler şimdi, bense yazı bitince salata yapmaya başlarım. salata ve bulaşık bugün benim görevim. :) menümüz: salçalı tavuk, fırında patates, salata ve bira..

bugün fakülteden bir arkadaşımla ağırlık çalışmaya başladık tekrar. kendimi gayet iyi hissediyorum, özlemişim.. haftada 3 gün ağırlık çalışıp, bir ya da iki günde koşmak istiyorum. bakalım yapabilecek miyim?

geçen hafta derste ev arkadaşım beni biriyle tanıştırmıştı, bizim bölümle ÇAP yapıyormuş. görür görmez bir "hımmm" demiştim zaten. eve dönerken de metrodaki yürüyen merdivenlerin tutma bantını elimle gösterip "şuraya yazıyorum, haftaya bu işi çözerim." demiştim. bugün bir test uyguladım pozitif çıktı. bence o da bana benzer bir cinsel yönelime sahip. tabi bu beni çok ilgilendirmez, ama meraklandım işte. testin ne olduğuna görünce o da işin sırrı. ;)

Geçen dönemki sanat dersi hocam bana bir mail yazmış, Bianel'e gitmekten bahsetmiştim ve bu dönemki sınıfıyla giderken bana uygun olursa ben de onlarla gidicem. ama bir kerede bitirilcek gibi değil, birkaç defa gitmek lazım. mailin şu kısmını paylaşıyorum;

"....untitled(ross) orada yok ama ben amerika'da gormustum... bir odanin kosesinde 80 kilo bir seker yigini var ve isteyen gidip alabiliyor.
Sonra muze yetkilileri gidip yerine yenisini koyuyorlar.
ben bunu o zamanlar sempatik interactive bir is olarak yorumlamistim. meger sanatcinin aids'ten olen partnerinin surekli kilo kaybetmesiyle ilgiliymis.
sonra tekrar tekrar hayat kazanmasi gerceklesiyormus sekerler yerine konunca... cok etkilendim... "

işin linki de burada;
http://www.artic.edu/aic/collections/artwork/152961

hepinize sevgiler

resim: Catching rainbows by *Evelin-Novemberdusk

26 Eylül 2011 Pazartesi

merhaba blog,

birkaç gündür yazamadım tabi.. pazar günü Atlas dergisinin İstanbul'a sadakat gezisinden Fener-Balat semtinde olana katıldık. benim için biraz yorucu bir geziydi aslında çünkü önceki gece hiç uyuyamadan katılmak zorunda kaldım. uyku problemim var sanırım.. :)

Tarlabaşı'na benzer olarak buradaki halkında evleri alınarak yerlerine daha lüks yerler yapılmak isteniyor, hem de bölgenin dokusu ve kültürü bozularak.. mesela Fener-Balat çarşısı, yapılması planlanan 7 yıldızlı bir otelin içine pasaj olarak yedirilecekmiş. Fazla uzatmadan şöyle diyebilirim: önemli olan konular; buradaki mülk sahiplerinin haklarının gasp edilmesi, İstanbul'un tarihi dokusuna kar amaçlı yaklaşımlarla zarar verilmesi, soylulaştırma prosesinin normal yollardan değil de yönetimin eliyle yapılması ve tarihi mirasımıza zarar verilmesidir. pazar sabahı Balat'taki protesto güne başlamak için güzel bir seçenekti.. iki üç resimde ekliyorum.

onun dışında bugün okuldaki parkurda arkadaşlarımla koştuk. tabi ben spor yaptığımdan tam açılmıştım ki onlar bitirdiler. dünkü gezinin yorgunluğu ile birleşince şuan biraz hâlsizim. bu geceyi görüştüğüm kişi ile geçirmeyi planlamıştık, ama çalıştığı ve işi uzadığı için erteledik. dün gece beni arıyıp telefonda çok güzel bir sürpriz yaptı ve acaip mutlu oldum. söylediği bazı laflar ve laf arasında benim için "sevgilim" demesi gözümden -kulağımdan kaçmadı..ona sarılmayı, öpmeyi, sohbet etmeyi, birlikte uyumayı ve film izlemeyi çok seviyorum. ama nedense hiç heyecanlanmıyorum. ama bu onunla alakalı bir konu değil. direk öznel bir konu.. kişilik ve geçmiş tecrübelerin birleşimi diyorum.

şimdilik bukadar..

23 Eylül 2011 Cuma

sabahtan beri ders çalışmaktan beynim yarı uyur vaziyette şuan. ama en azından ödevlerimin bir kısmını tamamladım.hocalar ilk haftadan güzel başladılar yani. ama memnunum şuanlık. çünkü güzel taslaklar hazırladım, kontrol ettirdikten sonra temize geçerim.

şuan ailemin evindeyim, bu hafta apar topar buraya gelmem gerekti, ama özel bir mesele olduğundan tam bahsedemiyorum. hazırlıklı gelmediğimden telimin ve mp3 çalarımın şarjı bitti, kendimi iletişimden kopmuş hissediyorum.

Pazar günü Atlas dergisinin İstanbul S.O.S gezisine katılacağım arkadaşlarımla. Fener Balat semtini rehberle gezeceğiz. bundan önce Tarlabaşını gezmiştik. yanımda fotoğraf makinesi götüreceğim bu sefer. katılabiliyorsanız size de tavsiye ederim. Tarlabaşı gezisinden bir fotoğrafta ekliyorum, tam ortada siyah sırt çantam ve yanında taşıdığım su şişemle yine ben..bu hafta arkadaşlarla spora başlıyoruz. herşey olmasa da bazı şeyler güzel gidiyor, sorun değil çözüm üretmeye çalıştığımdan belki de..

20 Eylül 2011 Salı

merhaba blog,

sağolsun telekom hala internetimizi açamadığı için internet kafeden yazmak zorunda kalıyorum. okuldayken yazmaya pek zamanım olmadı.. herşey güzel gidiyor.. aslında öyle değil, ama ben pozitif görünmeye devam ediyorum. odamın camından Sapphire ve diğer gökdelenler gözüküyor ve ben ışıklarına bakarak uyuyorum. bazen camın kenarına yeşilçayımı koyup farklı renkteki ışıklarını izliyorum, gün doğarken ise izlemek huzur verici oluyor. ama ailemin evinden denizi izlemek daha güzel.. hayal kurması daha zevkli.. ve ağırlık çalışması. :)

geçen gün o kişi ile sarılıp film izlediğimizi söylemiştim. film izlemeden önce ben yatak odasında üzerime bir şeyler giyerken, o mutfakta bir şeyler hazırlıyordu. benim o sıra telefonuma bir mesaj geldi.. ondan önce görüştüğüm kişi, -okumak için şehir dışına gidiyor, o gece gittiğini yazmış. seni farklı biri sanmıştım, ama sen de onlar gibiymişsin demiş, hani belki bilmek istersem diye gittiğini söylemiş. o gece hep aklıma takıldı, onlar gibi dediği kimdi? tanıştığımızın ikinci günü, seni seviyorum, diyip saçmalayan kimdi? ben aşk arıyorum diyip bana nasıl pasif olacağını anlatarak beni etkilemeye çalışan kimdi? bence ben kararında bir insanım, ne bir eksik ne bir fazla. kendi hâlinde bir biseksüel.. neyse sadece günlüğüme böyle bir şey oldu diye yazmak istedim. ohh hatta rahatladım :)

17 Eylül 2011 Cumartesi

Günaydın herkese,

başvurduğumuz hâlde evimize hâlâ internet gelemedi, o yüzden ailemin yanına geçtiğimde rahat rahat yazabiliyorum. okuldayken bitirme projem için hocamla görüştüm, baya cesaret verici şeyler söyledi. hatta farklı bir fakülteden bir hoca ile de görüşerek iki danışmanlı da yapabilirmişim. seçtiğim alan benim için çok heyecan verici, mühendis olmayı seviyorum.. hocam çalıştığım kitapları beğendi ve kütüphaneden yeni kitaplar temin ettim. şu son dönemlerimi baya verimli geçirmek istiyorum yüksek lisans öncesinde..

doğum günümde arkadaşım burada olmadığından, eve geçince bana bir şeyler hazılamak istedi. kremadan fazla hoşlanmadığımdan pasta yapmadı tabi.. ama kekin yarısı pişti, yarısı pişmedi. pişmeyen kısım kek kalıbından taştı ve her yana bulaştı. hatta birlikte resim bile çekildim kalıptan çıkarabildiğimiz kısmı ile..
ama bence çok lezzetliydi. zaten bana aldığı Virginia Woolf'un toplu eserleri kitabı (8 romanı birlikte basılmış ve orjinal dilinde) beni benden almıştı. kitaba sarılıp uyudum okadar yani..

ayrıca iki yazı önce bahsettiğim kişi ile tekrar görüştük.. açık olmak gerekirse tek gecelik olacağını düşünmüştüm. ama bu sefer sarılıp birlikte film izledik, Billy Eliot filmini ve bolca seviştik.. çok güzel bir seçim yapmış. filme bayıldım ve daha önce izlemediğim için biraz utandım. :)

bugün biraz dans etme modundayım;

11 Eylül 2011 Pazar

Günaydın herkese. güzel bir pazar sabahı..
aileyle kahvaltı etmeyi seviyorum. bir yandan şekersiz kahvemi yudumlarken bir yandan çizim defterimde alıştırma yapıyorum şimdi. hatta bir iki resmini de koyabilirim.


bu kahvaltı da aileyi evlat edinme konusunda da alıştırmaya devam ettim. zaten daha önceden biz daha küçükken evlat edinme işine niyetlendiklerinden haberim var. ama dayımların da bizimkilerin de neden vazgeçtiğini bilmiyorum. ama 30'lu yaşlarımda evlat edinmeye ben niyetliyim..

Patricia Piccinini'nin geçen ayın 21'inde biten Beni Bağrına Bas (Hold me close to your heart) adlı Arter'deki sergisinde "Foundling [18]" adındaki çalışmasında Çin'deki yetim bebeklerden esinlendiğini okudum. Bu bebekler yarık damaklarla doğanlar, ve Çin'deki tek çocuk düzenlemesi yüzünden aileler bu çocukları bırakmak zorunda kalıyorlar. Batı ülkelerinde çok kolay bir operasyonla düzeltilebilirken, Çin'deki tıbbi hizmet eksikliğinden büyük bir soruna dönüşüyor. Sırf bu çocuklara özel yetimhaneler mevcutmuş.. Avustralya'daki bir çok aile bu bebekleri memnuniyetle evlat ediniyorlarmış... (diğer eve geçtiğimde harici diskten serginin resimlerini eklerim.)

8 Eylül 2011 Perşembe

bugünlerde bazı şeyler baya ters gidiyor. o yüzden yazmaya pek isteğim olmadı. hafta başında kendi evime geçmeyi planlıyordum ama, sabah kuzenim çantalarımla beni bırakıcağına yengemi hastaneye götürmek zorunda kaldı. şuanlık tekrar amca olamıyorum, çünkü bebeğin kalbi durmuş.. bu habere üzülen ananemin de sol tarafı hissizleşti, hemen hastaneye gittik ve beyin damarlarında tıkanıklık olduğunu öğrendik.. bu gibi zamanlarda doktor arkadaşlarımın olması gerçekten işe yarıyor.

bugün tüm gün kitap okudum, "the Hobbit" filmi gelmeden kitabını okumaya başladım, bir yandan Dan Brown'ın Kayıp Sembol'ü bitirmek üzereyim.. kendi romanım için birkaç bölüm daha yazdım ve eski yazılarımın bazılarını revize ettim. iki yeni resim üzerinde çalışmaya başladım ve biraz kendi alanımda makaleleri araştırdım. okadar çok makale indirmişim ki hangisinden başlasam bilemedim. hocamla karar versek iyi olacak..

bu arada doğum günümden bir gün sonra internetten biri ile tanışıp evine gittim. ilk defa yaptığım bir şey bu.. hiç tanışmadan birinin evine gitmek falan.. bazen deli cesaretim olduğunu düşünmüyor değilim. şansıma çok iyi biri çıktı ve yaptığım en iyi sekslerden biriydi.. aralarda muhabbet ettik ve birbirimizi tanıdık.. sanırım bunu tekrarlayabiliriz. ne olacağını zaman gösterir.

en azından pazar gününe kadar ailemin evindeyim. yeni aldığım not defterime çalışmam gereken kitapların raf numaralarını yazdım. bir dahaki hafta beni kütüphanede uzun saatler bekliyor. şimdiden sabırsızlanıyorum.. :)

6 Eylül 2011 Salı

eski blog yazım

28 Ağustos 2009 Cuma


''Bir parça beyaz kağıt, Tanrı'nın bize Tanrı olmanın ne kadar zor olduğunu anlatma yoludur.''

Sidney Sheldon

Herşeyi ikiye ayırabiliriz bu hayatta, mesela insanları..heteroseksüeller ve eşcinseller,siyahlar ve beyazlar, kadınlar ve erkekler, gençler ve yaşlılar, üretenler ve tüketenler, açıklar ve kapalılar..ama insan insandır işte..

herkesin birer hikayesi vardır.ne güzel ki hepimizin de birbirine benzeyen, bazen dirsek teması sağlayan, bazen hepsinden eşsiz hayat hikayeleri var..

yazarlar karakterlerini oluştururken onları en ince ayrıntılarına kadar tasarlarlar..eğer bir roman kahramanı olsaydım, hakkımda ki notlar büyük ihtimalle şöyle olurdu diye tahmin ediyorum.

1. bir dünya vatandaşı.
2. biriyle muhabbet ederken çoğunlukla gülümser.
3. onun için çilekli olan herşey önceliklidir!
4. kedi, köpek, bukalemun ne bulursa beslemiştir. hatta çocukken bahçeden topladığı böcekleri eve getirip annesini deli ederdi.
5. taksimin ortasında elindeki mısırı avuçlayarak tanelere ayırıp, serçe ve güvercinleri besleyecek kadar rahattır. herkes ona ve sevgili arkadaşına uzaylı görmüş gibi baksa da.. ki emin olun öyleyiz..
6. sevgilisiyle en çok birlikte bisiklete binip dolaşmak ister.bir de uyumayı..
7. kendini bildi bileli mühendis olmak istemiştir.
8. saatlerce konuşmadan bir resim üzerinde çalışacak kadar sabırlı, bankada numara beklerken bunalıma girebilecek kadar sabırsızdır.
9. çocukken evde yürümek yerine heryere takla atarak giderdi.masadan düşüp burnunu kırınca yükseklik merakından da vazgeçti.
10. Okula gitmek için sabah evden çıkarken Sünger Bob gibi ' I'm ready for motion, I'm ready for motion.' diye şarkı söyler.
11. Kendini bildi bileli ellerine birşeyler çiziyor. özellikle yıldızlar en kuyruklusundan..
12. Öpüşmek onun için birini tanımanın en güzel yollarından biridir ve birini tanımayı çok sever.
13. Müzik olmadan kolay kolay uyuyamaz. hatta uyurken müzik kesilirse uyandığı görülmüştür.
14. Yanında kim olursa olsun uyurken enazından koluna sarılır.
15. Anime izlemeyi çok sever. bolca kendisi de çizmekte.

16. Birine bağlanmaktan çok korkar. başına bela aldığını düşünür hep.
17. 'Seni hep seveceğim.' lafı çoktan bayatlamış olup, duyduğunda kendisini gülme alır. güldüğü karşısındakinin büyük ihtimâl farketmeden yalan söylediğidir.

18. Bilim, havacılık, edebiyat ve Kaos GL dergilerinden hoşlanır.
19. Mühendis olunca kendine bir resim atölyesi açacaktır.
20. Giriş bölümünde insanları ikiye ayırırken; 'hatta cart diye bacaklarından bile ayrılırlar.' yazmayı aklından geçirip kendi kendine gülmüştür.
21. Sevdiği insanların birkaçı ondan uzakta olduğu için özlem duygusu ile başa çıkmayı öğrenmiştir.ama yine de çok özlüyor işte..
22. Kütüphaneleri eviymiş gibi çok sever. kendisi de bir kütüphane oluşturup çoluk çocuğunun okuma ihtiyacını karşılamak istiyor.
23. Bulunabilecek en iyi ev arkadaşlarından biridir.(ben değil kendileri söylüyor :).)
24. Hayatında iki kere aşık olmuş.ağzının payını da büyük ölçüde almıştır.
25. Ufaklığından beri çizdiği resimler tarihleriyle saklanmaktadır. arada bazılarına açıp bakıp güler.
26. Fizik onun en sevdiği derstir.
27. Bir kızla evlenebileceği gibi, bir erkekle de evlenebilir.aslında bunu daha çok istiyor.
28. Küçüklüğünde pek arkadaşı yoktu, evde olduğunda ansiklopedileri okurdu.ve çoğunu da okuyup bitirmiştir.
28. Tanıştığı insanların ona aktif ya da pasif mi olduğu sorusu onu duruma göre kızdırabilir.sanki koynuna alacaklar hemen..
29. Çok fazla çalmayı beceremese de çocukluğundan beri mızıkaları çok sever.okulda ağzında mızıka ile görebilirsiniz.
30. Sevdiklerini öpmeyi, ısırmayı, gıdıklamayı ve biraz da canlarını yakmayı çok seviyor... :)

geçmişe dönüp baktığımda görüyorum ki çok hareketli bir çocukmuşum.
çok gülmüşüm, çokta ağlamışım.. herkesi sevemesem de nefreti içimde barındıramamışım..ve sanırım sadece pişmanlığı omuzlarımda taşıyamamışım..

2 Eylül 2011 Cuma

Günaydın herkese,

bir süredir bloga birşey yazamıyordum.nezaman yazmak için sayfayı açsam bir şey çıktı. güzel bir bayram geçirdim, yarın çantalarımı hazırlayıp kendi evime geçerim. okul açılana kadar kitaplarıma gömülmek istiyorum. kütüphanede bitirme projelerini incelemeliyimve spora devam etmeliyim. Güneş geldikten sonra da yüzmeye başlarız.

unutmadan bugün benim doğum günüm. tam 23 oldum. doğum günlerine pek önem veren birisi değilim ama.. bugünkü planım arkadaşımla buluşup nargile içmek, çileklisini hiç denediniz mi? 2 gün öncede eski sevgilimle buluştum.sabah buluşalım mı diye telefon açtı ve ben de tamam dedim. ehh tabi şuan görüştüğüm kişi biraz kıskançlık yaptı..enazından ikisine de birşey hissetmediğim konusunda açık davranan biriyim, tabi eski sevgilimin İstiklâlde kalabalığın içinde boynumu öpmesi beklediğim bir şey değildi..

ayrıca Serkan'dan doğum günü hediyesi olarak 1 saatlik ses kaydını istiyorum. bana anfide oturup yazdığı mektup baya güldürüyor beni.ses kaydı nasıl olur bilmem, ve bana hediye ettiği doğum günü müziği de şöyle :