24 Ağustos 2011 Çarşamba

Bütün gün evde oturup televizyon izleyen insanları anlayamıyorum. zaten televizyonda hiçbir şey yok. acaip sıkıcı.. zaten sabah haberleri dışında pek bir şey izlediğim de yok.

bugün deniz otobüsü bileti almaya gidicez. ramazanda tatil yapmanın en güzel yanı, bazı yerlerin çok kalabalık olmaması bence. Pazar günü eve döndükten sonra İznik fotoğraflarımı da paylaşırım, ama oradayken her yer iftara kadar kapalı olduğundan çay içecek yeri bile zor bulduk. I.Murat Hamamı, Küçük Ayasofya, Çinili Camii ve Türkiye'nin 5. büyük gölü olan İznik Gölü çok hoştu. Her nekadar Serkan "İZNİK OHA. Göle mi giricen la??? İznik çogüzel bence." dese de göle girmedim tabi..enazından o girerse ben de denerim.

ayrıca kuzenime açıldıktan sonra ilk defa yüzyüze konuşabildik bu konuyu. içim acaip rahatladı. zaten çok küçük bir aileyiz, tüm kuzenlerim kardeşlerim gibi.. ben nekadar tüm aileyi bir dirsek mesafesi uzağımda tuttuğumu düşünsem de, kuzenim aslında hepsine çok yakın ve içten olduğumu söyledi. bu beni çok mutlu etti. şimdi kahvaltıya gidiyorum..


23 Ağustos 2011 Salı

dönüş günümü birkaç gün erteledim. pazar sabahı kuzenimle dönüyorum. keşke netbookumu yanıma alsaydım, ozaman biraz programlama çalışabilirdim.. bugün İznik'e gitmeyi planlıyoruz. bakalım nereleri görücem. bir yandan her gün annemi ve ablamı arıyorum, onları bukadar özlemek güzel bir duygu. ailemi çok seviyorum.:)


bu sene okulda sık sık havuza gitmeyi planlıyorum, yüzmek iyi geliyor çünkü ve hoş bir spor.. tek sorun burada kalıcı dövme yaptıran bir yer bulamadım, yaz bitmeden sırtıma bir dövme yaptırmalıyım..

20 Ağustos 2011 Cumartesi

bu yazıyı kuzenimin bilgisayarından giriyorum. bugün denizden pek çıkmadım. burada biraz kafamı dinlendiriyorum. bunun sebeplerinden biri; beni Almanya'dan görmeye gelen insana karşı pek bir şey hissedememem. insan diyorum, çünkü ben cinsiyetleri birinden hoşlanma konularında ayırt edemiyorum.. herneyse, aslında bu onun içinde bir cevaptı, ancak ikimizde uzun uzun sarılıp öpüşene kadar emin olamadık belki.. ama ben de pek bir his oluşmadı, ona da söyledim. cuma sabahı 7 gibi Taksim'deki otelinde ayrıldık.

bir de hediye ettiği Inkheart kitabını okumaya devam ediyorum. ingilizcesi çok hoş ve akıcı.. benim gibi bir kitap kurduna verilebilecek en güzel hediye. buradaki odamda güzel bir masa lambası var, küre gibi bir şey. çok hoşuma gitti. okurken yardımcı oluyor ya da resim çizerken.. ama pek iyi radyo kanalı yok, enazından rock fm yok.. trt'nin radyosu gece klasik müzik çalıyor, zaten uyumak için müziğe ihtiyaç duyuyorum, radyo bu ara kurtarıcım.

şimdi yemek hazırlamak için kuzene yardım etmeye gidiyorum. Elif Şafak'ın son kitabını okuyor. bitirsin ben okumaya başlarım. ;)

19 Ağustos 2011 Cuma

sabah 7'de eve geldiğim için daha yeni uyandım. saat 03:00.. anlatacak şeylerim var, ama 4 buçuk olmadan evden çıkmalıyım. çantam da hazır değil. artık olanları başka bir şehirdeki internet kafeden yazarım uygun olunca. :)

17 Ağustos 2011 Çarşamba


bugün internet kafeden değil, kendi evimden yazıyorum.zira hoş bir duygu. az önce Kumla'ya gitmek için cuma gününe bilet aldım. birkaç gün deniz havuz derken kendime gelirim.hem kuzene açıldığımdan beri bu geçirdiğimiz ilk tatil olacak. aile toplandığında hep uzun sohbetler ederiz, ama yalnız kalmak ayrı bir konu. bana işyerinden attığı maili hala saklıyorum. belki paylaşırım da ;) ben aileye açılma kısmını iyi kotardığımı düşünüyorum. kendime açıldığımdan beri, zaten arkadaşlarım da biliyor. ama bazı tanıdıklarım kendilerini psikologlar da, ya da kapının önünde buldu. evet şanslıyım ve bunun farkındayım.

birazdan evden çıkıp Taksim'de bahsettiğim arkadaşım ve Serkan ile buluşmaya gidicem. bugün kahve falı için çevirmenlik yapmam gerekiyor ayrıca. sonra da İstanbul Modern'de Masum Suretler ve Son Kodachrome Filmi'ni görmeye gideriz. bakalım izlenimlerim neler olacak. burada da paylaşırım.


kişisel notlar:
1- bu sefer bronzlaştırıcı kremle koruyucuyu karıştırma. zaten yeterince esmerleştin.
2- bir daha arkadaşın gel piercinglerimizi tokuşturalım dediğinde kendininkinin sivri olduğunu unutma.

3- bu notta bana özel kalsın ;)

14 Ağustos 2011 Pazar


evet, buradaki evimde internetim yok. bu yüzden internet kafeden yazıyorum. 5 kat eşya taşıyınca bugün 4 saat sızmışım vaziyette uyumuşum. yatağım katlanan tipte bir yatak, taşıması zor olmasın diye hafif bir şey aldık.ama bence ben bu yatağı (söylemesi ayıp eve birini getirsem) kırarım. sonuç olarak yerleşmeye başladım. odam öğrenci odasına benzedi. kitaplığımı kurdum baş ucuma koydum. :) hatta bu akşam yatmadan biraz yapay öğrenme kitabımdan bir ünite daha bitiririm. arkadaşım bitirme projesi için deli gibi fizik çalışıyor. bilgilerini tazeliyor. bense yeni konulara yöneldim.. kuzenimle yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz. o yüzden heyecanlıyım.

yukarıdaki resmi sanat dersi için çektim,daha doğrusu ellerim bağlıyken annem çekti. :D korkularımız hakkında bir şey yapacaktık. bu çalışmada iki farklı kıravat kullandım. ikili ilişkilerimi simgeliyor bu, çünkü çok içlidışlı olmadan biraz daha seviyeli olmaktan hoşlanıyorum. kıravat formal olmak açısından güzel seçim oldu. korku kısmıysa elimin kolumun bağlanması.. klostrofobik bir duygu hatta..

günaydın herkese. umarım benden fazla uykunuzu alabilmişsinizdir. şimdi iki tane çanta topladım, diğer evime geçiyorum. diğer ağır eşyalarsa arabada.. sanırım ailem dışında en çok kitaplarımı özlerim, çünkü hepsini götüremiyorum. spor aletlerimin de bazılarını aldım, taşıması zor olacak ama sorun değil.

yarın yine Almanya'dan gelen arkadaşımla birlikteyim, bir kaç yeri gezdiririm ve bir falcıya gitmek istiyormuş. bu konuda kendime güvensem de daha profesyonel birine götürüp çevirmenlik yapmak işime geliyor. çünkü onun hakkında birçok şeyi zaten biliyorum.

çok sevdiğim şu sahneyi de paylaşayım dedim..


13 Ağustos 2011 Cumartesi

tekrar merhaba. bugün evdeyim, kuzenim masanın diğer ucunda final sınavına hazırlanıyor.bense oturdum resim çiziyorum. dün gayet güzel geçti, çok güzel sohbet ettik. tahmin ettiğimden daha akıcı ve rahat konuşuyorum ingilizceyi. ayrıca bana Ink Heart kitabını hediye etti. bana alınabilecek en güzel hediye kitaptır sanırım. pazartesi tekrar görüşüceğiz, perşembe günü de İstanbul Modern'i ziyaret edelim dedik. Dolmabahçeye de gitmek güzel olacak ve bir gece içinde bara gideceğiz-sanırım bir gaybar olacak. yarın arkadaşlarla tuttuğumuz eve geçiyorum. o yüzden bir süre internete giremeyebilirim. ama okula gittikçe yazı girmeye devam ederim. son olarak çizmeye başladığım iki resmi burada da paylaşayım;

ayrıca bomba bir olay var, kuzenim sayesinde ikinci kez amca oluyorum. :) acaip seviniyorum. geçen ay aileden birini kansere yitirdiğimiz için bu haber çok sevinçle karşılandı.

12 Ağustos 2011 Cuma

evet biraz kıskançlık yaptım. Dr.eamer'den görüp kendi dağınık masamın fotoğrafını eklemiş olabilirim bugün. az önce arkadaşımla telefonda uzun bir konuşma yaptık. kardeşliğimiz ve dostluğumuz 10.yılına giriyor ve attığım her adımdan haberi var. bugün için bana şans diledi, çünkü 2 yıldır neredeyse hergün konuştuğum kişi Almanya'dan sabah geldi. birkaç saat içinde yüzyüze görüşeceğiz. sadece arkadaşımın tahmin ettiği tarzda bir heyecana sahip değilim. yine de kendimi mutlu hissediyorum. 4 yıl boyunca bir kıza, ardından da birkaç yıl sonra bir erkeğe benzer bir süre kadar aşık olduğum düşünülürse.. bence yeterince aşkla uğraşmışım, ben 23 yaşındayım. tek istediğim kafamın rahat ve gönlümün hafif olması.. bir şeyler üretmek, spor yapmak, bilimle ilgilenmek, bol bol resim çizmek, hikayeler yazmak ve yeni hikayeler öğrenmek gibi bir derdim var sadece. hayattan keyif almaya bakıyorum. o yüzden bugün için bana şans dileyin..

9 Ağustos 2011 Salı

tatil ve sınavlar



pazar günüm gerçekten güzel geçti.. hayatımda bu kadar soğuk suda yüzmemiştim, çünkü Karadeniz inanılmaz soğuktu. suya girmeninse formülü koşarak atlamak, alışmayı beklerseniz fena. tek sorun annemin bana koruyucu diye veridği kremin bronzlaştırıcı olması.. vücudum falan kırmızı bir renge döndü, her yanım acıyor.

bugünkü final sınavım için acele ederken, metroya son anda koşarak bindim. ayakta 3 kişiyiz.bir ben ve iki kız. insanlar metronun kırmızı koltuklarına oturmuş, kırmızı tutma yerleri üstlerinde sallanıyor.yaptıkları vardiyalı bir işmiş gibi köşedeki iki kızı izliyorlar. vagonun başındayız.. ki bu vagon metronun en önünde olanı,bu yüzden insanlar sürekli metronun gittiği yöne bakıyor gibiler, ama bunun sebebi gittikleri yöne bakmaları değil, ayaktaki iki kızı izlemeleri. kızlarınsa bu durum hiç umurlarında değildi, birbirlerinin saçlarını düzeltiyor, birbirlerine sarılıyorlardı. biri diğerinin omzuna elini atmış, diğeriyse onun beline. birkaç durak sonra indiler.. ama insanları hiç umursamamalarına hayran kaldım. genelde farklılıkları kabul etmenin yolu bunları toplum içinde göstermemektir gibi bir düşünce öne sürülür.ben buna inanmıyorum..


belki yavaş yavaş toplumun değişebileceğine inanırken bugünkü bir haber bunun tersini gösterdi. sporcu bir kız antremandan şortu ile çıkıp otobüse binmiş. otobüs boş olmasına ramen adamın biri yanına oturmuş ve sözle tacize başlamış. bacaklarını sergileyip toplumun ahlakını bozuyormuş sözde. sonunda da kıza yumruk atmış ve otobüsten elini kolunu sallayarak inmiş. otobüsteki kimse kızın yanında durmamış.. Şişli adliyesinden bıçaklama falan olmadığı için kıza rapor vermemişler, polisler de ilgilenmemiş. evet, genel ahlak adı altında toplu taşıma araçlarında yumruk yiyebilirsiniz.. genel ahlakınız sizin olsun lafı daha bir anlamlı..

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Günaydın herkese, saat şuan 06:30.
bugün arkadaşlarımla denize gidiyoruz, en azından biraz güneşlenip yanabilirim. ehh daha hiç tatil yapmadım yaz okulu derken. bu hafta final sınavlarına girip stajıma başlamalıyım.. o yüzden bugün biraz eğlensem iyi olur.

2 Ağustos 2011 Salı

pazar günü Serkan, agin ve glaskas ile birlikte Atlas dergisinden gördüğümüz geziye katıldık. aslında evdekiler Tarlabaşı rehberle mi gezilirmiş diye bir tepki vermişti. ama iyiki katılmışız.. gördüğümüz farklı zamanlara ait binalar güzeldi, ama önemli olan kısım oradaki halkın mâdur olması. evler ucuz fiyatlardan alınmaya çalışılıyor ve yeni yapılan binalardan devlet baya bir kâra geçecek. oradaki doku bozulurken ne yapacaklar dersiniz; tabi ki alışveriş merkezleri, güvenlikli siteler.. hatta evlerini vermek istemeyenlerin polis tarafından götürülüp dövüldüğünü işittik.

diğer bir konu; Almanya'dan gelecek arkadaşımla biraraya gelmeme çok az kaldı. onunla giriştiğimiz uzun sohbetleri seviyorum. politika ile mesleki açıdan ilgilendiğinden güzel tartışmalara girebiliyoruz.. benim için çok güzel İngilizce pratiği oluyor hem.:) söylediğine göre çok sıkı bir diyete girmiş ve 4 kg vermiş bu zamana kadar. ben de biraz cesaretlendirdim bu konuda. sanırım ben de biraz şekle girersem buluşmadan önce kendimi daha iyi hissederim.

ama artık yaşlandım sanırım. çünkü nezaman otobüse binsem uyuyakalıyorum. bugün hem kendim uyumuşum hem de otobüste yanımda oturan çocuk. bir kalktım ki kafası omzuma düşmüş. o pozisyonda bir kaç saniye nasıl uyandırsam diye duraksadım. :)